Zilan aşkına…

- Agirî Jinda Şer
281 views
Evrenin her daim bir arayışı vardır. Tıpkı insanın aralıksız kendini bulma arayışı gibi. İnsan evrenin mikro halidir, yani en küçük hücresi. Her insan küçük bir evren, küçük bir dünyadır. Kimi insanlar bu sonsuz arayışı eylemleriyle, bıraktıkları izlerle anlamlandırırlar. Bu isimlerden biri de tanrıça olarak kabul ettiğimiz Zilan yoldaştır. Çünkü Zilan (Zeynep Kınacı) gerçeği Kürdistan’da varolma gerçeğidir. Tarihi ruhunda, beyninde ve bedeninde yaşatmaktır.

Kendine doğru içsel arayış 

Yaşam, her zaman hakikate ulaşma amacı taşıdı. Peki hakikat nedir, kaynağını nerede bulur? Zilan yoldaş arayışını, “Ben, ana tanrıçanın gerçek oğluyum” diyen Rêber Öcalan gerçeğinde sürdürdü. Orada anlamın peşine düştü. Tıpkı evrenin milyarlarca yıl kendi anlamını yaratma arayışı gibi. 

Anlamı yaratmak kendine doğru içsel arayış ile başlıyor. Arayış, anlam ve buluş kendini hakikat olarak formüle ediyor. Hissiyat ve anlamın doğurduğu hakikat. 

Zilan bir anlamda Kürdistan hakikatinin ifadesidir. Munzur deresinde akan çığlıkların, uçurumlardaki kadınların intikamıdır. Sömürgeleştirilmiş, belleği silinmiş köle Kürde karşı özgür Kürdün anlam savaşçısıdır. Bugün binlerce kadının anlamlı yaşam arayışını Zilan kimliğinde sürdürmesi bundandır. Zilan bir sıfatın ötesinde bir gerçekleşme halidir. Mücadeleye meyletmiş kadınların ab-ı hayat suyudur.  

Aşk gerçek anlamına kavuştu

Zilan’ı anlamak Rêber Öcalan’ı anlamaktır. An’da tarihi yazmak, bugünde geleceği örmektir. Zilan yoldaş, yaklaşmakta olan tehlikeyi sezdi ve harekete geçti. Zilan yoldaşın 30 Haziran’da gerçekleştirdiği eylem sadece askeri bir başarı değildir. Yeni yaşam felsefesinin kodları oluşturuldu bu eylem ile. Kadının yaşam, yaşamın özgürlük ile bağları yeniden kuruldu. Aşk, gerçek anlamına kavuştu. Zilan, özgür bir aşka dönüştü. Aşka ermenin özgür yaşama ermek olduğu öğretisini yarattı. Bu öğretiye baş koyan binlerce Asya ve Rojgerler Zilan aşkı ile düştü kavga yoluna. O yol ki yüksek dağları mekan tutan Simurg’un ölümsüzlüğe yolculuğuymuş. Zilan aşkına tuttu yüce dağ zirvelerini cesur medya çocukları. Ve yine Zilan aşkına ser verip sır vermedi zalimin zulmü karşısında. 

Anlamın savaşçısıdır gerilla

Yeni bir çağı başlatma, yeni bir tarih yazma yolculuğudur bu. Gerektiğinde anka kuşu misali  kendini yakıp yakıp küllerinden yeniden yaratmaktır. Simurg-Otuz kuş gibi, tüm tehlikelere rağmen yedi vadiyi aşmayı göze almakmış. Xwebûn olmak için kendine doğru akmakmış. Hakikat sırlarını büyük bir tutkuyla aramayı sürdürmektir. 

Evrenin kendini oluşturma sırrı ve serüveni de belki de bu arayış ve çoğalma temelinde olmuştur. Toz zerreciğinden büyük hakikati yaratma yolculuğu. Peki insandaki küçük kalma, az (anlam) ile yetinme ısrarı neden? Büyümekten, anlamlarını çoğaltmaktan duyulan korkunun nedeni nedir? Yanlışa karşı doğrunun savaşı neden verilemiyor. ‘Ben kimim’ sorusunu her bir birey neden kendisine soramıyor? Eğer bizim bildiklerimiz doğruysa yaşam neden bu kadar krizli ve kaoslu. Eğer bildiklerimiz yanlış ise, neden doğrusunu bulmak için yeterli bir savaş veremiyoruz? 

İşte Kürdistan özgürlük gerillasının kavgasının temel gayesi bu sorulara doğru yanıtları oluşturmak içindir. Gerilla sadece omuzda silahtan ibaret bir savaşçı değildir. Anlamın, hakikatin ve özgürlüğün savaşçısıdır. Zilanca bir arayışı meyletmesi bundandır. 

Ey Zilan! 

Hakikatın tanrıçası

Güzellik ve aşkın kadını

Sen sonsuzluğun anlamı ve gücüsün

Bir denizden daha derin ve mavi olan

Umutsun sen her yeni yarına

Sevdasın sen her sevgiliye

Arayışsın sen her arayışçıya

Yolsun sen her yolcuya