Birleşen halk asla yenilmez*

Öcalan’ın fikirleri rehberlik ediyor

- Dilber Aydın
348 views
Kasım 2024’te “Öcalan’a Özgürlük Kürdistan’a barış” Hamlesi kapsamında Latin Amerika’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için bir imza kampanyası başlatıldı. Sendikalar, feminist hareketler, siyasi parti temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kampanyada şimdiden on binlerce imza toplandı.

Kolombiya’nın Medellín kentinde Antioquia Kadın Komünü üyesi Manu Gonzalez de kampanyanın yürütücülerinden. Gonzales, sadece Abya Yala’da 400’den fazla kurumun imzacı olduğunu söyleyerek,  “O’nun fikirlerinden etkilenen ve özgürlüğü için çalışan pek çok insan olduğunu öğrendik. Ve bu bize güç veriyor. Sadece Abya Yala’da bu kampanya için 400’den fazla imzacı kuruluş varken, bu gücü hissetmemek nasıl mümkün olabilir ki?” diyor.
Medellín toplumsal hareketleriyle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye özerk sisteminin tanınması ve Kürt topraklarındaki özgürleşme deneyimi üzerine çeşitli çalışmalar yürüten Mujeres Tejiendo Futuro (Geleceği Dokuyan Kadınlar) kolektifinin de bir üyesi olan Manu Gonzales,Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın iradeli, bir Latin Amerika deyimiyle sentipensar (duygu-düşünce birliğini yakalamış) bir önderlik olarak, mücadelelerinde rehberlik ettiğini söylüyor. Manu Gonzalez’le Öcalan’a Özgürlük Kampanyası, Öcalan’ın paradigması, dünya kadın konfederalizmi üzerine konuştuk.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Latin Amerika’yı kapsayan bir kampanyada yer aldınız. Bu kampanya neden gerekliydi?
Bu kampanya birçok nedenden dolayı önemli. Öcalan, tanınmış ve saygı duyduğumuz bir şahsiyet olmanın ötesinde, Ortadoğu’da barışın tesis edilmesinde tarihsel rehberlik rolü oynayan bir isim. Ancak biz, barışı sadece silahların ortadan kalkması olarak değil; halkların özgür yaşaması, kendi kaderini tayin etme ve başkalarıyla birlikte örgütlenme hakkına sahip olma imkanı olarak görüyoruz. Öcalan’ın bunu başaracak bir perspektife sahip olduğuna inanıyoruz. Ve bugün bölgede tam da bu yoğun konjonktürün ortasında barışa giden yeni yollar gerekli. Kolombiya’da yıllara yayılan bir barış arayışı ve deneyimimiz var. Biliyoruz ki, gerçek bir çözüm gelişmezse, bu her seferinde halka karşı daha büyük saldırılar olarak geri dönüyor. Bir diğer husus, İmralı’da yaşanan onur kırıcı ihlaller, tecrit. Öcalan tüm zorlu koşullarına rağmen mücadeleyi, özgürlük fikrini yeni bir paradigmaya oturtarak yeniden tanımladı. Bir şekilde mücadele süreçlerimize rehberlik etmeye başlayan fikirlerini duyurmak istiyoruz. O’nun yaşam koşulları, dünyayla, toplumla teması, ilgilenilmeyi hak ediyor. Kampanyamız sonucunda Abya Yala’da O’nun fikirlerinden etkilenen ve özgürlüğü için çalışan pek çok insan olduğunu öğrendik. Ve bu bize güç veriyor. Sadece Abya Yala’da bu kampanya için 400’den fazla imzacı kuruluş varken, bu gücü hissetmemek nasıl mümkün olabilir ki? Dolayısıyla başlattığımız kampanya yeni ittifaklara, özgürlük arayışında olan yeni insanlarla tanışmaya da olanak sağlıyor. Örneğin kişisel olarak da, şu an 70’li yaşlarında olan üniversitedeki profesörümle konuşurken, O’nun 20 yıl önce de Öcalan’ın özgürlüğü için bir kampanyaya katıldığını öğrendim. Genç bir kadın olarak Kürdistan ile Abya Yala arasında uzun yıllara yayılan bu ittifaktan çok mutluyum. 

Öcalan’ı nasıl tanımlarsınız?

Bana göre son derece tutarlı bir lider. Pratiği, kalbi ve düşünceleriyle bağlantılı. Kolombiya yerlilerinden Inga-CamËntsá halkının dediği gibi, “ayakları kafasına veya düşüncelerine yakın yürüyor.” Aynı zamanda, fikirlerini organize etme konusunda büyük bir kapasiteye sahip, öngörülü bir analiz insanı, inançlı ve iradeli. Tarih, sevgi, özgürlük, kökler, yani insan yaşamı için temel olan her şeyi birbiriyle bağlantılı ele alıyor. Başkalarına hitap edişindeki sadelik, koruduğu yüksek saygınlık ve sentipensar (bu kelime Kolombiya sosyal akademisinde bir geleneğe sahip-yani duygu düşünce birliği) yaklaşımla hayata rehberlik etmesi benim için ilham kaynağı. 

İlk tanışma süreçlerinize dönersek, Öcalan’ın tespitlerinden en çok hangisi dikkatinizi ve ilginizi çekti? Ve buradan hareketle Kürt Kadın Hareketi’ni, Kürt Özgürlük Hareketi’ni diğer hareketlerden ayıran noktalar ne size göre?
Geleneğimiz, hatta sol geleneğimiz ataerkil ve çoğu zaman dogmatik olduğunu söyleyebilirim. Sayın Öcalan’ın fikirlerinde ilk olarak dikkatimi çeken; devlet olgusunu bilinenin ötesinde sorgulamasıydı. Devleti ataerkilliğin nihai ifadesi olarak görme, toplumu zayıflatan bir unsur olarak görme, toplumsal çözümün devlet olgusu dışında da mümkün olabilmesi ve bunu projelendirmesi (demokratik konfederalizm anlamında) gibi… O güne kadar bildiğim tüm hareketler, önderler meseleyi toplumun sadece bir yönünü özgürleştirmeye odaklanmıştı. Ama Öcalan; devlet olgusu, toprak ana, toplumsallığa geri dönüş, kadın özgürlüğü, tüm kültürlerin bir arada yaşaması ve daha birçok başlıkta, yeni bir toplum ve uygarlık görüşü sunuyor. Öcalan karşı karşıya olduğumuz sorunlara küresel bir nitelik kazandırdı. Kapitalist modernite kavramıyla, tüm dünyada hepimizi, hayatlarımızı tehdit eden şeyi bütünlüklü görmemizi sağladı. Ve bu halklar, kadınlar arasında bir birlik yaratıyor. Latin Amerika’da gelenekselleşen sloganımızda olduğu gibi, “birleşen halk asla yenilmez.”
İkinci sorunuza gelince; Kürt Özgürlük Hareketi’ni, Kadın Özgürlük Hareketi’ni yeni yeni tanıyorum ancak iki düşünce var ki, beni bulunduğum yerden başka yere taşıdı. Birincisi, özgürlüğün nihai bir varış noktası olmadığı, günlük olarak katettiğimiz bir yürüyüş, bir ufuk olduğu… İkincisi de kapitalizmin özgürlük anlayışı ya da komünizmin özgürlük anlayışından çok farklı bir yerde durması. Kapitalizmdeki bireysel ‘özgürlük’ anlayışı aslında, tüketim seçenekleri arasındaki karar vermedir. Bangladeş’te kadın ve çocuk emeğinin sömürüsüne dayanarak üretilen bir giysi mi yoksa Çin’de insanların günde 18 saat aralıksız çalışarak piyasaya sürdükleri bir ürünü almaya karar vermek gibi mesela. Kapitalizmde özgürlük denilen şey aslında başkalarının acılarını görmezden gelen, başkalarına karşı bir taahhütte bulunmadığınız bir ayrıcalık adasıdır. Ve ben başkaları olmadan özgürlüğün olduğuna inanmıyorum.
Mevcut komünizm anlayışına göre ise, özgürlük ekonomik kaynakların yeniden dağıtımını içerir ki, bu özellikle Abya Yala ve güney yarı küre gibi eşitsiz ülkelerde çok önemlidir. Ancak bana göre özgürlük bunların da ötesinde, toprak anaya saygıya dayalı, birbirimizden sorumlu olduğumuz yeni bir sistemi içerir. Özgürlük, kendimize ve toplumumuza nerede olmak istediğimizi, nasıl bir yaşamı hak ettiğimizi gerçekten sorabilmek ve buna doğru yürüyebilmektir.
Kadın bilgisini çoğaltıyoruz. Açıkçası bir dönüşüm yaşıyoruz. Tüm bunlar aynı zamanda demokratik kadın konfederalizminin tohumları. 

Kadın konfederalizminin tohumları serpiliyor

Kürt Kadın Hareketi’nin dünya kadın konfederalizmi gibi bir önerisi var, kastettiğiniz bu yeni sistemi bu formülasyon karşılıyor mu, bunun somut adımları neler olabilir?
Kadınlar için en ideal örgütlenme biçimi olmasının yanında faşizmin, milliyetçiliğin, ataerkilliğin yeni kılıklara bürünerek küreselleştiği böyle bir dönemde son derece önemli bir önerme. Bazı feminist kesimler, özgürleşmeyi salt kadın topluluklarıyla sınırlıyor. Ancak kadınlar olarak kendimizi örgütlememiz kadar, toplum için de mücadele etmemiz önemlidir.  Abya Yala’da kadınlar daha çok yasal haklara dönük taleplerde bulunuyor. O halde şunu sormalıyız: Kendimize, bölgemize, topraklarımıza sahip çıkmak için devlet dışı ne gibi alternatifler yaratabiliriz?

Peki tüm bu söylediklerinizi nasıl hayata geçiriyorsunuz?
Rojava’da devriminin gerçekleştirilme biçiminden çok değerli bir şey öğrendim: Ağlar aracılığıyla kitlelere ulaşmak kadar, kapı kapı dolaşarak anlatmak, birebir konuşma dönüşümde çok belirleyici. İlk adımların atılmasında eğitime büyük değer biçiyorum. Her gün birkaç saatimi Öcalan’ın fikirlerini yaymak için bir şeyler yaparak geçiriyorum. Bu bazen kolektifimizin sosyal ağı için bir grafik oluşturmak, bazen paradigmayla ilgilenen meslektaşlarımla konuşmak ya da toplum içinde kolektif dokuyu güçlendirmenin yollarını aramak olabiliyor.
Ait olduğum kolektif bir yapı var. Kadınlar Geleceği Örüyor konferansından esinle, Mujeres Tejiendo Futuro (Geleceği Dokuyan Kadınlar) adında bir kolektifimiz var. Kolektif olarak toplantılar düzenliyoruz. Ayrıca kadın devrimi, Sakine Cansız gibi öncü kadınlarla ilgili film günlerimiz oldu. Öcalan’ın fikirlerini tartışıyor, ilham aldığımız bu öncü kadınların hayat hikayelerini konuşuyoruz. Ayrıca diğer bölgelerden kadınlarla bir ‘dijital düşünme grubu’ oluşturduk. Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin ilkelerini tartışıyoruz. Uzakta olmamıza rağmen bu fikir birlikteliği giderek büyüyor ve fiziki olarak da yan yana gelmemize vesile oluyor. Örneğin köylü ve yerli kadınları da dahil ederek topluluk inşası hakkında 4 günlük bir kamp düzenledik. Öcalan’ın paradigması ve fikirleri üzerine bir eğitim süreci planladık. Ayrıca komün ve komitelerle örgütlenmeyi planlıyoruz. Bir üretim süreci bu süreç aynı zamanda. Kadın bilgisini çoğaltıyoruz. Açıkçası bir dönüşüm yaşıyoruz. Tüm bunlar aynı zamanda demokratik kadın konfederalizminin tohumları. Bunu daha da zenginleştirmeyi, büyütmeyi hedefliyoruz. 

* “Birleşen halk asla yenilmez-¡El pueblo unido jamás será vencido!” veya “örgütlü bir halkı hiçbir güç yenemez” sözü, Şili’nin sosyalist dönüşümü sürecindeki ruhu yansıtan bir marş olarak bestelendi. Ancak zamanla tüm kıtada özgürlük mücadelelerini sembolize eden bir slogana dönüştü.