Çok şımardı bunlar

- KAKTÜS
281 views
“21. yüzyıl kadın yüzyılı olacak” sözü benim için hiç bu kadar yakın olmamıştı. AKP’nin kadın düşmanı olduğunu da biliyordum ama düşmanlığı hiç bu kadar göze batmamıştı. Bazı şeylerin ciddi ciddi zamanı geldi! 

O hapsedildiğimiz mutfaklardan, zorla evliliklerin, tecavüzün meşrulaştırıldığı yatak odalarından, yuva diye bize yutturulan o dört duvar arasından azade olmanın zamanı geldi. Kavgaysa kavga, dövüşse dövüş, savaşsa savaş, düşük ya da yoğun fark etmez, o savaşın verilmesi artık kaçınılmaz.

Göklere çıkarma mı yere vurma mı?

“Ne oldu? Bu ne sinir, bu ne öfke” diyeceksiniz. Ma daha ne olsun? Her yerde kadının anti-propagandasını yapıyorlar. Çok şımardı bu erkekler, çok. Yüz verdik, astarını istiyorlar. Neredeyse 19. yüzyıl Amerikası’nda olduğu gibi “kadın insan mıdır, değil midir?” deme utanmazlığına girecekler. Gerçi laf aramızda bazıları iltifat adına “Sen insan değil, bir meleksin” deyip kadının kolunu-kanadını kırıyor. Öyle ya, ne kadar göklere çıkarırsan o denli yere çarpması kolay oluyor. Yüzsüzlük böyle bir şey. Dikkat edin bir insanı yere göğe sığdıramayanlar, en ufak bir hatasında ayağının altına alıp ezer. Bu, kadın için de böyledir. Yok, cennet kadının ayağının altındaymış, yok annelik kutsalmış, yok annenin vurduğu yerde gül bitermiş de, miş miş yani… Uzat uzatabildiğin kadar ya da yükselt göğe doğru… Sonra yere çarp, ayağını kır. Annelik kutsallığına el uzat, ne kadar, nasıl doğuracağına karar ver. 

Futbol sahalarında doğum pankartı

Olmadı teşhir et kadını futbol sahalarında: “Doğal olan normal doğumdur” pankartı açıp, zapturapt altına al. Boyunduruk ipini boynuna geçir, “kadının yanına giderken kırbacını unutma” misali sadece fiziki değil, bir de ruhsal olarak döv. “Kocadır, döver de sever de” veyahut “Sevmeyen koca hiç döver mi?” masalını uydur uydur, dövdür kadını. Ne bu şimdi; sadistliğe övgü mü dizelim? Kadın dövülmekten hoşlanıyor mu diyelim? Utanmazlık, yüzsüzlük böyle bir şey. Elimin tersiyle şöyle bir seveceğim ben de ama… Neyse…
Ya bacılar, bunların elini, dilini uzatmadığı bir şey kalmadı. Sana ne kadın vajinal doğum mu yapıyor, yoksa sezaryen mi? Sen doktor musun? Kaç kadının doğum yaparken çeşitli komplikasyonla karşı karşıya kaldığını biliyor musun? Bu yüzden kimi kadınların yaşamını yitirdiğini, kimilerinin ömür boyu idrarını tutamadığını veya kiminin doğum kanallarının buna uygun olmadığını, ölüm riski taşıdığını biliyor musun? Bir de üstüne depresyon var tabii. Şimdi sağlık bakımından zorunlulukları geçtim. Fakat şunu söylemeden edemeyeceğim: Sana mı kaldı kadının nasıl doğum yapacağı? O doğum yaparken acını sen mi çekiyorsun?

Boşuna uğraşmayın 

Emin olun ki doğum kolay olsaydı tanrı onu size bahşederdi. Ama bakmış her şey karşısında dayanıksız ve zayıfsınız, aklınız da beş karış havada, derin düşünmekten de yoksunsunuz o işi size vermemiş. Aksini iddia etmeyin, taşıdığınız o pankart her şeyi ortaya koyuyor. İnsan salak olmasa o pankartı taşır mı? Ya ne kötücül varlıklarsınız ya! Kadın bir an olsun acıdan kurtulmasın diye yırtınıyorsunuz. Bir rahat verdiğiniz yok. İlla bizi karanlık dehlizlere mahkum etmek istiyorsunuz. Kafanız, sürekli boyunduruk altına alacak kadın aramakla meşgul. Kendinize eş değil köle, parmaklarınızda oynatacağınız bir kukla arıyorsunuz. Boşuna uğraşmayın, yok artık böyle kadın. Varsa da onu bulup, örgütleyeceğiz. Özgürlük aşkıyla ufkunu genişletip, aklını, zihnini, ruhunu güçlendireceğiz. Bakalım, o zaman da sahalara çıkıp kadınlara yön verebilecek misiniz? Vallahi sizi top gibi o ağlara gömeriz, fileden sökemezler. Bu sözüm sadece pankartı taşıyanlar için değil, onu düşünüp yaptıran, teşvik eden, kampanyasını yapan falan filan kim varsa hepsi içindir. Şimdi alın o pankartı kefen niyetine saklayın. Zamanı gelince de kullanırsınız. Benden duymuş olmayın ama saçı kısa olanın ömrü pek uzun olmazmış. (!!!)

Manifesto yazma zamanı

Eee şimdi sevgili kadınlar, haksız mıyım? “Üç çocuk” dediler, çıt yok. “En iyi doğum yaşı 17 olur” dediler, çıt yok. Şimdi “öyle değil, böyle doğur” diyorlar. Bu savaş ilanı değil de nedir? Kaçınılmaz olan kapıya dayanmış. Ne yapmalı, nasıl yapmalı, nereden başlamalı?
Ben diyorum bir yol haritası çizelim. Ya da bir manifesto yazalım. Ama ben tek başıma yazamam. Bu yazıyı okuyan herkes erkek egemen sisteme karşı nasıl bir mücadele vermek istediğini birkaç madde halinde (7 maddelik olabilir) yazsın. Öyle “ben bilmem” demeyin. Siz, “ben bilmiyorum” dediğiniz için bu erkekler şımardı, kendini evrenin yaratıcısı yerine koydu. Düşünsenize, bizi kaburgasından yaratılmış sanıyor akıllı. Valla tekvando bilsem kaburgasına iki tekme savururdum, lakin kırılan kaburgayla yine başımıza kalacaklar. Gel de uğraş. Neysem siz en kısa sürede yazın ki, ‘Kadının İtaatsizliğinin Yolu Manifestosu’nu çıkaralım. Çok ciddi ve fazla akıl dolu fikirler kadar uçuk, kaçık, az biraz fantastik fikirler de olsun lütfen. Hadi öptüm sizi. Yazmayı unutmayın. 

Star sizinle olsun…