Devrim kadın rengini taşımalıdır

- Abdullah Öcalan
334 views
Özgürleşen kadın ciddiye alınır, cinsiyetinin ve kadınlığının da ötesinde ağırlığı olan bir kişiliğe doğru dönüşüm sağlar. Bunu hem iddia edeceksiniz hem de çabanız bunun için yeterli olacaktır.

 Şıkça şunu söylüyoruz: Sorun kadını ilgilendirdiği kadar, en az erkeği de ilgilendirir veya erkek sorunudur da. Hatta daha fazlasıyla erkek sorunudur. Şunu sık sık kendime sormadan edemiyorum: Kadınları biraz düzeltebiliriz, ama erkekleri nasıl düzelteceğiz? Veya kadınlara soruyorum; “bu erkekleri başınıza niye bela ettiniz?” diye. Çünkü erkek egemenlikli, yani baskıcı, horlayıcı, düşürücü ilişki tarzına ardına kadar açık olmuşsunuz. Bir eleştiri yok, bir düzeltme yok, bir uyarı yok, bir eşitlik yok, bir saygı-sevgi yok. Tutkularla, güdülerle veya zorluklarla, zayıflıklarla esir olmuş, ilişki kurmuş. Bu ne anlama gelir? Erkeği başa bela etme anlamına gelir. Kendi başına bela, Parti’nin başına bela!

İnkarcı yaklaşımla devrim yapılmaz

“Ben şöyle kadın isterim, böyle köle isterim, güdülerimin tatminini isterim” diyen bir beladır. Bu olmazsa, kadını inkâr eden erkek veya erkeği inkâr eden kadın olur. Yani iki taraflı reddeden! “Ben sevgiden, saygıdan, güzellikten anlamam; yaşamdan, incelikten, sosyalleşmekten, ilişkilerden, eşit ve özgür yaşamaktan, kadınla yaşamaktan anlamam; erkekle yaşamaktan hiç anlamam” demektir ki, tüm bunlar inkârdır. Sonuç, yaşamı reddetme! Bu da bir çözüm mü? Değil! Birbirlerine bu kadar inkârcı yaklaşanlar, asla devrim yapamaz.

Devrimci bir ilişki tarzı, genelde kişilerle, özelde kadınla veya erkekle böyle kurulmaz. Sonuçta bu ilişki tarzı da kendi başına işi mahvetmeye yeterlidir. Dikkat edilirse, ne geleneksel tarz ne inkârcı tarz, ne yüzeysel tarz asla çözüm olamıyor. Burada da ortaya çıkıyor ki, özgür yaklaşım kolay elde edilecek bir yaklaşım değildir. Çünkü bırakalım geleneksel tarzın egemenliğine ortamı, iki günde Parti’yi, dolayısıyla ilişkiyi bitirir. Kürdistan toplumunun, hatta Türkiye’nin gerçekleri göz önüne getirilirse, zaten sorunların ne kadar ağır olduğunu biliyoruz.

Kurumlaşması gereken kişilik

Küçümsenmeyecek çabalarla, biz ortamı biraz hazırladık. Bu fırsatı gerçekleştirmeye doğru yüz tutuyor, ama işin sahibi sizsiniz. Daha fazlasını da beklemeyin veya biz katkımızı yine sürdürürüz ama, sizin de yapmanız gereken çok iş vardır. Özgür kişilik sizindir. Kurumlaşması gereken kişiler sizsiniz. Savaşçı ve yönetici olarak kendinizi mutlaka kabul ettirmelisiniz, savaşımınızı her sahada, askerlikte, siyasette, kültürde, diplomaside vermelisiniz ve kendi renginizi topluma, uluslaşmaya katmalısınız.

Devrim bu anlamda biraz kadının katıldığı, rengini verdiği devrim olmalıdır. Bizim ulus, bu temelde kadının kendini kattığı ulus olmalıdır. Ve bu gerçekleşirse, gerçekten devrimimizin enternasyonal değeri de o kadar yücelmiş olur.

Eskiye dayalı ilişkilerde sevgi yoktur

Aileyi devrimcileştirme, erkek-kadın ilişkilerini devrimcileştirme, bireyi devrimcileştirmekten daha zordur. Önce bu alanlardaki tutuculuklarınızı biraz görmek, alışkanlıklarınızı görmek, mümkünse bu temelde de eskiyi katletmeyi göze almak gerekir. Eskiye dayalı her şeyin içinde sevgi, duygu yok aslında; o sevginin içinde ihanet var, katliam var, kişi olarak kadının bin defa kendini inkâr etmesi var. Beş paralık duruma getirmesi var, onursuz biri haline getirmesi var. Bu sevgiden ne anladık, ilişkiden ne anladık? Kurulan ilişkilere bak; isterseniz deneyin derim. Bu konuda da özgürsünüz.

Kadın enerjisi açığa çıkmalı

Nereden bakılırsa bakılsın, kadının etrafındaki seti darbelemek gerekir. Bir yandan kiri-pisliği varsa, onun akıtılması, onunla birlikte daha temiz, berrak bir enerji akıtılarak aktif bir kıvanç haline işleyen, aktifleşen bir varlık haline getirilmesi tartışmasız bir devrim görevidir. Ben buna inanıyorum ve kadın enerjisini açığa çıkarmak için de tüm gücümüzü ortaya koyuyoruz. Bu salt sınıfsal baskılar, gelenekler, ahlak; aslında erkek egemenlikli toplumun muazzam denetimi, sizi oldukça nefes alamaz duruma getirmiştir. Devrim her baskı altındaki grubu, halkı, topluluğu açığa çıkarırken, bir yandan kuvvet oluşturuyor, bu kuvvetle var oluyor. Bu, kadın için daha çok gereklidir.

Anlamaya çalıştığınız bir kadın devrimi var ve bizim buna ileri düzeyde karşılık verdiğimiz söylenebilir. Diğer büyük devrimlere has bir yaklaşımın bu konuda sergilendiği düşünülebilir. Her devrimde olduğu gibi, çok bilimsel diye tabir edilen devrimlerde bile, her şey yarıdan yarıya projedir, ütopyadır.

Radikal bir devrim kadını tam özgürleştirir

Benim bir değerlendirmem kadın için abartmalı da olsa, “objektif ajan olma niteliği en yaygın cins” demiştim. Neden objektif ajandır? Hakim iradeye, egemenliğe, sınıf egemenliğine bu kadar tabi olan bir kişilik, tabii ki objektif ajandır; köleliği körükler, teslimiyeti, uzlaşmayı körükler. Bu açıdan özgürlük yaklaşımına çok yüklendik. Şunu da söyledik: Kadını tam özgürleştirirsen, çok radikal bir devrime yol açmış olursun. Doğrudur bu değerlendirme. Demek ki, yoksul bir halkın kıymeti, stratejik kıymeti yoktur veya tam tutsaklık, senin stratejin ve hatta kendin için bir kuvvet ortaya çıkarır.

PKK’deki kızlar melekleştirme hamlesine kalkmıştır. Nedir melekleşme? Çok zordur, ama gereklidir, çünkü siz ölümü göze alan insanlarsınız hem de buna layıksınız. Tam anlayamadım; her şeyi tam anlamış olsaydım, önderlere ihtiyaç olmazdı. Mühim olan belli bir tırmanışı sağlıyoruz, yücelişin olduğu kesin. Düşmanları da çok, dostları da çok. Kolay olmayacağı açık. Ben de günlük olarak bir gerillaya ulaşıyorum, bir öncüyü yetkinleştiriyorum. Siz kadınlar da dalga dalga geliyorsunuz, onların da önünü biraz açmaya çalışıyorum ve kendiliğinden olmuyor bu.

Gelenler çevremizde bir enkaz gibiydiler, biçim yoktu. En kötüsü de kendiliğinden bu gelişmeyi sağladığını düşünüyorlardı. Öyle değil, dünyanın çabası gerekiyor ve bunu anlayamamanız büyük talihsizlik, yetersizlik. Sanıyorum temel bir hata da burada yapılıyor. Parti’ye ve Önderliğe gereken kıymeti verememe var.

Özgürlük projesi

Anlamaya çalıştığınız bir kadın devrimi var ve bizim buna ileri düzeyde karşılık verdiğimiz söylenebilir. Diğer büyük devrimlere has bir yaklaşımın bu konuda sergilendiği düşünülebilir. Her devrimde olduğu gibi, çok bilimsel diye tabir edilen devrimlerde bile, her şey yarıdan yarıya projedir, ütopyadır. Bu konu bizim için de böyledir, İslamiyet için de böyledir. Hz. Muhammed der ki, son dindir. Kapitalizm sonsuz kardeşlik, barıştan bahseder. Sosyalizm, komünizmin en son evre olduğunu söyler. Bunlar proje. Kadın için de eşitlik ve özgürlükten bahsediyoruz; bu bir proje, ama sınırlı bir gerçekleşmesi de çok değerlidir, dev bir adımdır.

Güzellikleri kazanmak

Devrim böyle seyrediyor kadın konusunda, aynı şeyler erkek için de geçerli. Sorun, tek taraflı değildir, etle tırnak gibi veya diğer kutup da odur. Açık olalım; geçmişten kopuş kadar, özgürlük haklarını eklemede iddialı olalım. Kırıp dökmeyelim, -özellikle örgütsel yaşama, savaşa bir engel değil- böyle bir durumda olunduğunda hemen tavır alma, yaşamı güçlendiren bir tarzı her yerde ve her zaman oturtalım. Bunun için kendimize güvenelim, kaybedilmiş olan iyiliklerimizi, doğrularımızı, güzelliklerimizi kazanalım.

Doğru yoldayız, amaçlarımıza sımsıkı bağlı yaşarsak, mücadele silahını somut koşullara uygun kuşanır ve yerinde kullanırsak, mutlaka kazanacağız.

Özgür kadınla yaşam sosyalistleşir

PKK’deki kadın mallı mülklü bir kadın olmaktan çıkmış, etkinliği her alana yansıyan bir varlığa ulaşmıştır. Özgürleşen kadın biraz da budur. Özgürleşen kadın ciddiye alınır, cinsiyetinin ve kadınlığının da ötesinde ağırlığı olan bir kişiliğe doğru dönüşüm sağlar. Bunu hem iddia edeceksiniz hem de çabanız bunun için yeterli olacaktır. Böyle kadınlar yaratılırsa, toplumun daha iyi olacağı, yaşamın biraz daha sosyalistleşeceği, savaşların, çirkinliklerin biraz önleneceği, adaletin, güzelliklerin, gelişmenin sağlanacağı açıktır. Bir yerde kadın devrimidir aslında. Bu devrim böyle olursa, toplum hem oldukça farklılaşır hem de büyük güç kazanabilir. Birçok çirkinlik, düşkünlük, ikiyüzlülük, -şiddet de dahil- işkence ve haksızlıklar aşılabilir. Bu söylediğimiz tipin ve onun eyleminin gerçekleşmesi, bu konuda da oportünistlik edilmezse, saptırılmazsa, temsil tam olursa, o toplum mevcut bütün toplumsal düzeylerin çok üstünde olur. Bunu hayal etmek size zor gelebilir ama, eğer devrim istiyorsak, devrimde kadının yeri-rolü ne olmalı diyorsak, biraz düşünmek zorundayız.

Bağımsız düşünce ve eylem

Başka nasıl sizi güç sahibi yapacağız? Her yaklaşımınız kadınca olursa, her erkek yaklaşımı ucuz erkekçe yansıtılırsa, nerede kaldı devriminiz, kurtuluşunuz, özgürlüğünüz? Bu konuda bağımsız eyleminiz, bağımsız düşünceniz olacak. Bazıları bunu çok hayali bulabilir, sakıncalı da görebilirler, ama bana göre ciddi bir devrimci yaklaşımdır. Kendi payımıza bu temeldeki arayış ve yaklaşımları geliştirmeye devam edeceğiz. (Ekim 1993)