Rêber Apo, “Kadınlar nasıl bir barış inşa etmek istiyor?” diye soruyor. Bu konferans boyunca kadınların nasıl bir barış kurmak istediğini ve kendi iradeleriyle nasıl bir dünya yaratacaklarını adeta bir fragman gibi izledik. Kadınlar, tabandan örgütlenerek küresel ölçekte barışta ısrar etmeye devam edecekler.
Bu yazıyı kaleme alırken aklımdan pek çok şey geçti. Sonunda, kadınların her yaşanmışlığının ve arayışının bir hikâyeye dayandığı bilinciyle içimden geldiği gibi anlatmaya karar verdim. Bu, kadın devriminin; yani barışı ilmek ilmek örmek isteyen kadınların hikâyesi.
“Barış mı? bizsiz olmaz!”
Zürih’te 4 Nisan’da, yaklaşık 200 kadının katılımıyla “Barış mı? Bizsiz olmaz!” şiarı altında bir kadın konferansı gerçekleştirildi. Salona adım attığım anda kadınların enerjisini ve coşkusunu hissettim. Kadınlar, tüm renkleri ve neşeleriyle son hazırlıklarını yapıyorlardı. Ayrıca Rêber Apo’nun doğum günü dolayısıyla her bir çabanın daha özel bir anlamı vardı. Her yerde emek ve özveri o kadar yoğundu ki insanın içini “İyi ki bu mücadele eden kadınların bir parçasıyım” duygusu kaplıyordu.
Divan’da, dünyanın farklı yerlerinden gelmiş, bambaşka hayatlar yaşamış rengârenk kadınlar vardı. Kürt kadınlarının geleneksel kıyafetleri, El Salvadorlu kadının boynundaki mor şalı, Kolombiyalı kadının başındaki beyaz örtü… Bu kadınlar, diktatörlüklere karşı barış inançlarını hiç kaybetmeden barış müzakerelerinde öncü bir rol üstlenmişlerdi.
İlk olarak, İmralı Heyeti’nde yer alan Pervin Buldan söz aldı. “Bu konferansı Sayın Abdullah Öcalan’a anlatacağım” dediği an, dinleyiciler arasında “Jin Jîyan Azadî” sloganı yükseldi.
Kolombiyalı Victoria Sandino, 24 yıl gerilla mücadelesi yürütmüş bir kadın komutan. Konuşmasında 2016’da FARC ile Kolombiya arasındaki barış müzakereleri deneyimlerini ve Kürt kadınları ile kurdukları ittifakı anlattı. “Barışın içinde mutlaka kadınların sesi olmalı; toplumsal eşitlik sağlanmalı ve kadınlar öncü rol oynamalı,” dedi.
Gençlik yıllarında Bask kurtuluş mücadelesi içinde yer almış konuşmacı, “Kendimizi inşa ediyoruz ve kadın özgürlüğü için bu ittifaklar hayati önemde,” olduğunu vurguladı.
PYD Eş Başkanı Perwin Yusuf, “Dört parça Kürdistan için yürütülen kadın mücadelesi bugün tüm dünyada yankı buluyor. YPJ’nin amacı eşit temsiliyeti sağlamak. Bize savaşı dayatıyorlar ama biz barışta ısrar edeceğiz,” dedi ve ardından “Bijî Berxwedana YPJ” sloganları salonda yankılandı.
Sonra ne mi oldu?
Rêber Apo’nun, “Komün duygu, ruh ve heyecanla kurulmalı. Bunu ancak kadınlar öncülük ederek başarabilir,” değerlendirmesini yaşamsal kılarcasına kadınlar, evlerinde hazırladıkları yiyecekler ile kolektif bir sofra kurmuştu. Ücret yok, hiyerarşi yok, iktidar yok… Demokratik komünün inşası çoktan başlamıştı bile.
İkinci oturumda “Jin Jîyan Azadî ile Komünal Toplumun İnşa Zamanı” kampanyası deklare edildi. Bu kampanya, kadın özgürlük mücadelesini dar kalıpların dışına çıkararak toplumsallaştırmayı; kadını yalnızca hak arayan bir grup olmaktan çıkarıp yeni bir yaşamın kurucu öznesi hâline getirmeyi amaçlıyor. “Xwebûn”, yani kendi olma felsefesi taşıyor.
3 atölyede ortaya çıkan sonuçlar
Taban Örgütlenmesi – Kadın Özgürlüğü, Demokratikleşme ve Barış konulu atölyede, barışın çatışma ve şiddet yokluğu bağlamında negatif barış olarak tanımlanması yerine; kadın haklarını, geleceğini ve toplumsal güvenliği bütünlüklü inşa temelinde pozitif barış olarak inşası vurgulandı. Bu çerçevede kadınların tabanda güçlü örgütlenerek kolektif bir özne olarak geleneksel barış müzakerelerinin erkek egemen yapısını değiştirebileceği belirtildi. Bunun da ancak kadın dayanışmasının güçlendirilmesi ve kadın özgürlük kazanımlarının korunması ile mümkün olabileceğinin altı çizildi.
“Barış Süreçlerinden Demokratik Topluma – Kadınların Kurucu Rolü” konulu atölyede, demokratik toplumun kendi dinamikleriyle gelişeceği; kadınların barış ve demokratikleşme süreçlerinde belirleyici bir rol oynadığı, ancak bu rolün hem farkına varılması hem de pratiğe geçirilmesi konusunda eksiklikler olduğu ifade edildi. Bu çerçevede güçlü bir ideolojik ve tarihsel birikimin, kadın özgürlükçü bir perspektif geliştirmenin ve asimilasyona karşı dirençli bir toplumsal yapı kurmanın önemi vurgulandı.
Uluslararası Feminist Dayanışma ve Barış Çalışmaları konulu atölyeyi Jineoloji İsviçre olarak biz üstlenmiştik. Kolombiya, Kürdistan ve Bask ülkelerinin barış süreçlerinden edinilen deneyimler paylaşıldı ve bireysel değil, örgütlü katılımın belirleyici önemi değerlendirildi. Öne çıkan tespitlerden biri de Kolombiya’daki kadınların yüzde otuz oranında mücadele içinde aktif olsalar da üst kademelerde hiç kadının olmaması ve özgün bir sistemlerinin bulunmamasıydı. Diğer yandan Kürdistan’da kadınların eşit temsiliyet ve eş başkanlık sistemi gibi kazanımları ile dünya çapında tanınan bir sistem ve özgün bir harekete sahip olmasına rağmen barış görüşmelerindeki heyette sadece bir kadının olması eleştirilen bir konu oldu. Müzakere masasında kadın temsil oranının güçlendirilmesi ile bu süreçlere iradi olarak katılmanın önemi ifade edildi.
“Dünya kadın barış günü” ilan edilmeli
Ayrıca, barış müzakerelerinde aktif rol almış kadınlardan oluşacak bir heyetin Rêber Apo ile görüşme koşullarının sağlanması, barış süreçlerinde kadın haklarının anayasal güvence altına alınması ve dünya çapında bir “Kadın Barış Günü” ilan edilmesi önerildi.
Rêber Apo, “Kadınlar nasıl bir barış inşa etmek istiyor?” diye soruyor. Bu konferans boyunca kadınların nasıl bir barış kurmak istediğini ve kendi iradeleriyle nasıl bir dünya yaratacaklarını adeta bir fragman gibi izledik. Kadınlar, tabandan örgütlenerek küresel ölçekte barışta ısrar etmeye devam edecekler.
Bu hikâyenin kahramanları; gerilladaki kadınlar, siyasetteki kadınlar, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyen kadınlar… Hepsi, özgürlüğün ve barışın taşıyıcıları. Rêber Apo’nun kadın özgürlük mücadelesinin büyük savunucusu ve öncüsü olduğunun ifade edildiği bu konferansta, kadın ile barışmadan, toplumsal sözleşmeyi kadın özgürlüğü temelinde geliştirmeden barışın olamayacağının altı çizildi. Yaşamı yeniden inşa etmenin coşkusu ve kararlılığı, çekilen halay ve yükselen zılgıtlarla dile getirildi.
Kadın, savaşın ortasında bile barışı doğurabilecek tek varlık…
