Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri ışığında Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak Konferansı’nın 4.’sü “Dünyamızı Geri İstiyoruz ve Diren, Geri Al ve Yeniden İnşa Et” başlıklarıyla 6-9 Nisan tarihleri arasında Almanya’nın Hamburg kentinde gerçekleştirildi. Alternatif Arayış Ağı (Network for an Alternative Quest) tarafından organize edilen konferans, Alman İstihbarat Servisi (BND)’nin yaptığı baskı sonucu Hamburg Üniversitesi’nin engellemesine rağmen, dünya çapından onlarca entelektüel, akademisyen, sanatçı, aktivist, gazeteci, yerel ve uluslararası sivil toplum örgütleri temsilcisinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Konferansta, başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik modernite tezi olmak üzere, iklim krizi ve çevre politikaları, göçmen hakları ve ırkçılıkla mücadele, feminizm ve toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve demokratikleşme süreçleri gibi önemli konular irdelendi. Küresel ısınmaya karşı yerel mücadeleler, toprak hareketleri ve kadın mücadelesi gibi başlıklar da konferansta konuşulan temalar arasındaydı. Amerikalı yazar, editör, çevirmen ve sanatçı Janet Biehl, Rus ressam ve çocuk kitapları yazarı Nika Dubrowski ve Meksikalı sosyolog Margara Millan da konferans katılımcıları arasındaydı. Her üç isim konferansı gazetemiz Newaya Jin’a değerlendirdi.
Rojava Devrimi’ni kitapla anlattı
Hamburg Konferansı katılımcılarından Amerikalı yazar, editör, çevirmen ve sanatçı Janet Biehl, sosyal ekoloji alanında yaptığı çalışmalarıyla tanınıyor. Biehl, Rojava’ya giderek devrimi yerinden takip etme fırsatı bulanlardan. En son “Their Blood Got Mixed: Revolutionary Rojava and the War on ISIS” adlı Rojava Devrimi’ni anlatan bir grafik romanı yayınlandı. İllüstrasyon çizimlerinin olduğu kitabı tercih etmesini “sanatın ve sanatsal üretimin ve kültürel üretimin siyasi eylem kadar önemli” olduğuna duyduğu inanç ile özetliyor. Biehl aynı zamanda ‘New York Kürt Kültür Derneği’ ile ortak çalışmalar da yürütüyor.
‘İmkansız gereklidir!’
Kürt Hareketi ile tanışmasının Murray Bookchin aracılığıyla olduğunu hatırlatarak konuşmasına başlayan Janet Biehl, öncelikle dünyadaki iktidar güçleri ile iklim krizi arasındaki bağa dikkat çekti: Şimdi imkansız olarak reddedilen şey, iklim krizi nedeniyle gerekli hale gelecek diye düşünüyorum. Bence giderek daha fazla insan, iktidardaki güçlerin, mevcut güç yapısının, iklim krizini, küresel ısınmayı yaratan devletlerdeki şirketlere kilitlendiğinin farkına varıyor. Ve eğer insan hayatı varsa ve dünya gezegeninde hayatta kalacaksa, toplumları yönetmenin alternatif yollarını bulmamız gerekecek. Partnerim Bookchin, her zaman derdi ki “gerçekçi ol imkansızı yap.” Yani, imkansız gereklidir. Dünyanın gidişatının pek de iç açıcı olmadığına değinen Biehl, otokratik sağcı hareketlerdeki yükselişe işaret ederek “ister liberal bir demokratik devletten yana olun ister radikal bir demokrasiden yana olun, bununla mücadele etmek gerçekten önemli. Demokrasi mücadelesi için solda bir grup koalisyon olması gerek. Ve bunu politikacılardan ziyade insanları kurtarmak ve güçlendirmek için bir tür halk hareketine dönüştürmemiz ve gezegenimizi kurtarmamız gerekiyor” dedi.
‘Öcalan’a yapılan işkencedir!’
Janet Biehl, aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda Öcalan ile görüşme yapılması için İstanbul’a giden heyet üyelerinden. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki 24 yıllık tecridi önemle değerlendiren Biehl, “son iki yıldır kimsenin Öcalan ile teması olmadı. Ailesi ve avukatların görüşüne izin verilmiyor. Mesajlarının hiçbirini alamıyoruz. Bu başlı başına bir işkence. Ve bu uluslar arası hukukla bağdaşmıyor. Sözlerini dayanışma mesajıyla tamamlayan Biehl şu temennilerde bulundu: Kürt mücadelesiyle dayanışma içindeyim ve HDP’den PKK’ye kadar hepsine başarılar diliyorum. Dilerim bu gruplar hem Türkiye’de hem Suriye’de, İran’da ve Irak’ta demokrasiyi getirme mücadelesinde başarılı olur. Bu ne kadar harika olurdu. Jin, Jiyan, Azadî!
‘Tüm sorunların kaynağı kapitalizm’
Ressam ve çocuk kitapları yazarı olan Nika Dubrowski de Hamburg’daki konferansı “harika ve inanılmaz. Dünyanın çok çok farklı yerlerinden pek çok insan bir arada. Yani çok uluslar arası. Olabileceğini düşündüğümden daha fazlası” sözleriyle değerlendirdi. Devamla “hepimiz ölüyoruz” diyerek sorunun kaynağının kapitalizm ve sömürgecilik olduğunu söyledi. Konferans kapsamında yapılan atölyelere de katılan Nika katılımcıları “muhteşem” olarak nitelendirdi. “Atölyelere katılan insanlar bana benim onlara öğrettiğimden çok daha fazlasını öğretti” diyen Nika, bu deneyimi kolektif, yatay bir öğrenme pratiği olarak tanımladı. Dünyanın farklı ülkelerinde daha çok gençlerle yaptığını ve genelde cinsiyet kodlarının ön plana çıktığını hatırlattı. Fakat burada kadın ve erkeklerin hep beraber ortak bir alan yaratmak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını ve bu yüzden de bu kadar inanılmaz, eğlenceli ve yaratıcı çözümlerin ortaya çıktığını kaydetti.
‘Her şeyden önce Öcalan zindandan çıkmalı’
Nika, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm paradigması hakkında görüşlerini ise şu sözlerle dile getirdi: Bence harika. Rahmetli eşim David Graeber Öcalan hakkında yazdı. Her şeyden önce kesinlikle zindandan çıkmalı. Çünkü yaşananlar kesinlikle dehşet verici. Ve tüm bu fikirlerin Kürdistan’dan gelmesi gerçekten ilgi çekici. David’in “İlk 5 bin yıl” adlı kitabının son bölümlerinde yeni dünyanın nereden gelebileceğini yazması ve bir tür fantezi kurmasıyla da örtüşüyor. David, bu fikrin eski topraklardan gelebileceğini yazmıştı. Çünkü eski uygarlık da o topraklara dayanıyor. Öcalan’ın Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigması’nın kesinlikle kapitalizme alternatif bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Nika “işte bu yüzden (konferansta) buradayım.”
‘Başka bir yol var’
Hem konferans hem de atölyelerin içeriğini değerlendiren Nika Dubrovski şöyle konuştu: “Çizmeye çalıştığımız şey, büyük ölçüde bu paradigmanın çerçevesi içinde. Zaten benzer düşünen insanlar olarak birbirimizin önerileri üzerine bir şeyler inşa etmemiz kolaydı. Çünkü bizi hem üretimle hem de tüketimle öldüren değerler sistemi üzerinde anlaştık. Bu da kadın hakları ve kadının yaşamı yeniden üretiminde toplumdaki temel değer olması. Hepimiz aynı fikirdeyiz. ‘Her şey yolunda ve hepimiz olduğumuz gibi devam etmeliyiz’ diyen yok. Kapitalistlerin söyledikleri tek şey, başka bir yol olmadığı! Ama Rojava aslında başka bir yolun var olduğunun göstergesi. Ve muhtemelen bu yüzden saldırı altında. Bence çok fazla umut var ve herkes buna büyük bir dikkatle bakmalı ve bu bilgiyi nasıl yayacağımızın yollarını bulmalıyız. Çünkü buna şimdi ihtiyacımız var. Aslında Rojava hepimizi koruyor. Hepimize umut oldu. Çünkü insanlar yıllardır başka bir yaşamın mümkün olduğunu gösterdi.
Ben de mümkün olduğu kadar çok proje yapmayı ve bilgi yaymayı sabırsızlıkla bekliyorum. Bir gün Rojava’ya gidip oradaki devrimi gözlemleyeceğim. Ve kamusal alanlarda geleceğini hayal edemeyen insanların şu anda nasıl yaşadıklarını çizeceğim. Dış dünyaya tanıtmak için fotoğraflayacağım.
‘Yaşayabileceğimiz tek bir dünyamız var’
Hamburg Konferansı’nın bir diğer katılımcısı Meksikalı sosyolog Margara Millan’dı. “Yaşayabileceğimiz tek bir dünyamız var” diyerek dünyanın temel sorunlarını değerlendiren Millan şöyle konuştu: Bir ekolojik zamanlayıcımız var. Şimdiki duruma baktığımızda dünyamızın kısa süre içerisinde yok olabileceğine dair göstergeler mevcut. Bu nedenle insanlar arasındaki iletişim, davranış ve ilişkiyi yeniden inşa edebilirsek, dünyadaki yukarıdan aşağıya gelen emperyalist iktidarcı devlet gücünü durdurabiliriz. Çünkü yaşadığımız mevcut sistem demokrasiden uzak, şiddet içeriyor ve baskıcı. Yaşadığımız temel sorun bu.”
‘Kapitalist modernite ile yüzleşmeliyiz’
Sistem dışı örgütlenmenin önemine de değinen sosyolog Millan, kadınlar öncülüğünde birlik olmak için yeni yöntemler bulma arayışı içinde olunduğuna işaret ederek “bu şekilde meta, para veya ekonomik ilişkiler gerekmeyen bir yaşam kurmanın yollarını yeniden keşfediyoruz. Yeni bir dünya inşa etmekteyiz fakat örgütlenmemizin daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de kapitalist moderniteyle yüzleşmemiz gerek” dedi.
‘Öcalan’a tecrit dünyadaki en kötü şeylerden biri’
Öcalan üzerindeki mutlak tecride dair sorumuzu da yanıtlayan sosyolog Margara Millan, “bu, dünyada yaşadığımız en kötü şeylerden biri. Bir insanın bu şekilde izole edilerek tutulması kendi başına korkunç bir durum” sözleriyle tepki gösterdi. Öcalan’dan hiçbir şekilde haber alınamadığını hatırlatan Millan devamla şunları belirtti: O’nun nasıl olduğunu bilemiyoruz. Bu yaşanan olay bize sistemin nasıl işlediğini gösteriyor. İnsanlığın karşı karşıya olduğu şeyin somut göstergesi. Tam da bu nedenle birlikte ve daha güçlü olmamız gerek.
‘Kapitalist modernite insandan çaldı’
Margara Millan, Öcalan paradigmasının kendisindeki karşılığını da yorumladı: Bizim aynı noktayı vurgulamak için birçok örneğimiz var. Sadece örneklerimiz ülkeler çapında değişkenlik gösteriyor. Mesela benim düşünceme göre demokratik modernite insanlığın gücüdür. Bu güce bir zamanlar insanlar hakimdi fakat kapitalist modernite insandan çaldı. Bunun için bunu geri kazanmamız gerek. Bunu farklı ülkelerde yaşayan insanlar da istiyor. Onun için de çok güçlü bir paradigma. Çünkü gücünü insanlardan alıyor.
