İlişkiler evreni: Rêber Apo 

- Elif MERCAN
606 views
Toplumsal tarih, sayısız adsız kahramanın yüz binlerce yıl süren muazzam emekleriyle yazıldı. Bu emeklerin görünür kılınmasında kuşkusuz adını tarihe yazdıran önderlerin payı büyük. Bazı ortak noktalar olsa da, bu önderlerin her biri kendine has özelliklere sahip.

Önder Apo da yakın tarihe damgasını vuran, tüm dünyada tanınan etkili bir önder oldu, olmaya devam ediyor. Bunda ayırt edici birçok özelliğin etkisi var. Ama hepsine kaynaklık eden temel yan; ilişki felsefesidir. Önder Apo’nun liderlik sanatında ilişki olgusu stratejiktir. Kendi deyimiyle “Önderlik, yoğunlaşmış ilişkiler demektir.”
Önder Apo ilişki olgusunu neden stratejik ele alıyor? İlişkilerinde nasıl olağanüstü etkileyici, örgütleyici olabiliyor? İlişkileri nasıl tanımlıyor? Toplumun farklı kesimleriyle, iktidar-devlet güçleriyle nasıl ilişkileniyor? Bu ve daha pek çok soru ışığında Önder Apo’nun toplumsal ilişki anlayışı bilimsel bir araştırma konusudur.  Söz konusu Önder Apo olunca hem bir çocuktan, hem bir bilgeden, filozoftan; hem bir önderden, hem bir devrimci-sosyalist, hem bir enternasyonalist, hem bir kadın özgürlükçüsünden bahsediyoruz. 35-40 yıldır insan ve toplumsal ilişkileri bir sanat inceliğinde ele alan, etik ve estetikle, bilinçle donatan bir düşün ve emek insanından bahsediyoruz.
Daha çocukluğunda annesi ve içinde bulunduğu toplumsallığın kendisine verecek bir şeyi olmadığını gözlemleyen ve kendi toplumsallığını kurmaya cesaret eden bir hissediş, anlayış ve sezinleyiş gücünden bahsediyoruz.

İlişkilerin temeli: Kendini bilme

Önder Apo, “İlişki sanatında, en yakınımızdan en uzağımıza kadar, bilimsel hareket etmeye ihtiyacımız vardır. Bu konuda hayaller içinde yüzmemek gerekir” sözünde karşılık bulduğu üzere, toplumsal ilişkilerin her anına ve her alanına bilimsel, sosyolojik yaklaşır.  Tüm ilişkilere saygı ve ciddiyetle yaklaşmak kadar; birbirinden kopuk ele almaz; iletişim ve etkileşim içinde analiz eder.
Yıllar önce geliştirdiği kişilik çözümlemeleri hala günceldir; hala çarpıcı, etkileyici ve sorgulatıcıdır. Sistemin verili kişiliğini aşma, yeni insan ve topluma dair anlayış ve duruş kazanmayı o kadar önemser ki, bu alanda kendine has bir literatürü vardır: Hazır ilişki, gönüllü ilişki, düzen ilişkisi, ahbap-çavuş ilişki, derin ilişki, devrimci ilişki, özgür ilişki, savaş ilişkisi, yoğunlaşmış ilişki, yüzeysel ilişki, ilişkilerin karşılaşması, ilişkiler dünyası, ilişki tarzı, ilişkiler dengesi, ilişkiler sorunu, ilişki sanatı, ilişki birikimi, ilişkilerin ölçüsü, sağlamlılığı ve daha pek çok kavram ve  tanımı içeren bu literatür; Önder Apo’nun ufkuna ve felsefesine ilişkin bir fikir vermesi açısından  önemlidir. Tüm toplumsal ilişkilere uyarladığı, esas aldığı öz ise, kendi varoluşuyla kurduğu sağlam ilişkidir. Kendisini anlama, tanıma ve tanımlama, “ne aldanırım ne de aldatırım” sözüyle yalın bir biçimde özetlediği kendini aldatmama, kendisine karşı dürüst ve ahlaki olma, kendini bilme, “Ey zaman ya sana büyük bir başarı bahşedeceğim ya da seni hiç yaşanmamış sayacağım” sözünde ifadesini bulan kendini yaratma kararlılığı ve cesareti, kendi varoluşuna saygı ve sevgi, gerilikleriyle amansız mücadele gibi birçok özellik; kendisiyle kurduğu bu sağlam ilişkinin temel yapı taşlarıdır. Kendine yaklaşımı, daha sonra geliştireceği tüm ilişkilerin de esasını oluşturur. Ana ve babayla, çocukluk arkadaşlarıyla, köyün imamıyla, öğretmenleriyle, köylüleriyle, mücadele içindeki kadın ve erkek yoldaşlarıyla, sanatçılarla, gazetecilerle, devlet adamlarıyla, kendisini ziyarete giden inanç önderleriyle…

Kürt ve kadın gerçeğine yaklaşım 

Bu diyalektik doğru anlaşılırsa, toplumsal ilişkilerdeki felsefesi daha derinlikli kavranabilir. “Çocukluk hayallerime ihanet etmedim” diyerek hepimizi 21. yüzyılın kirine pasına bulaşmama konusunda uyaran bir bilgelikten olsa gerek, herkesten daha fazla çocukların dünyasına girmeyi, onlarla arkadaş olmayı başarmıştır. Avrupa’dan ailesiyle beraber, 3 yaşında Mazlum adında bir çocuk Akademiye gelmişti. Sivrisinekler yüzünü yara bere içinde bırakmıştı. Bir arkadaş Mazlum’a sinekler yüzüne konduğunda öldürmesini söyleyince, çocuk başını sallayıp itiraz etmiş: “Olmaz, onlar Apo’nun sinekleri, öldürmem!” Kendisini bir-iki kez gören bir çocukta bile böyle bir etki yaratan Önderliğin çocuklarla ilişkisinde sadelik ve güzellik vardır; söze gerek olmadan, hissel, sezgisel ve duygulu bir sinerji oluşur aralarında.   Önder Apo öncelikle her kimliği varoluşsal kavramaya çalışır. İlişkileri sosyoloji, tarih, felsefe, siyaset, teoloji ve birçok bilim alanının perspektifiyle anlamlandırarak geliştirir. Bu konudaki en büyük emeği Kürt kişiliğine dönüktür. Kürt bireyi, Kürt toplumu nasıl bir kimliktir? Varoluşunda tarihin, kültürün, toprağın, sömürgecinin payı nedir vb. sorularla Kürt varoluşunu bütünlükle kavramaya çalışmıştır. Aynı yaklaşım kadın doğasını, varoluşunu kavramaya yönelik de sergilenmektedir. Kadın nasıl bir varlık, kadın doğasının karanlıkta bırakılan, tarihin binlerce yıllık kalıntıları altına gömülmek istenen özü ne, bunu açığa çıkarma çabası muazzamdır. Kendine yabancılaştırılmış kadın gerçeğini aşarak bugün evrensele ulaşan kadın birliğini incelikli ve duyarlı bir yaklaşımla örmek istemiştir. Örneğin; Akademi eğitim ortamında, iki kadın arkadaşla diyalog kurduğunda, mutlaka birimize diğerini sorardı: “Sence bu arkadaşın hangi özelliğini sevebiliriz? Sevilebilecek yönleri nedir? Hangi özelliği güçlüdür? Bu arkadaş kadın özgürlüğünde nasıl bir  rol oynayabilir?” Ya da Önderliğe “rojbaş” dediğimizde, “siz birbirinize Rojbaş dediniz mi, önce birbirinize Rojbaş diyeceksiniz” derdi. 

Amaç ve ilke insanı

Önder Apo’nun ilişki felsefesi, amaç eksenlidir. Özgürlük, sosyalizm amacına hizmet edecek ilişkileri bulur ve geliştirir. Amacı büyütmeyen her türlü ilişkiyi eleştirir, mücadele eder; amaca bağlayan, amaçla yürüyen, amacı büyüten ilişkilere yüksek anlam biçer, sonuna kadar güç verir. Amacın gerçekleşmesi örgütlülük gerektirir ve Önder Apo’nun tarzı muazzam örgütleyicidir. Bir gerilla annesini amaçla ilişkilendirdiği, geleneksel annelik rolünü sorgulattığı ve dolayısıyla yeni ilişki tarzını örgütlediği şu diyalogda olduğu gibi: “Sen bu oğlanı, bu kızı neden daha güçlü eğitmedin, bak kolay ölüyorlar, onca eğitiyorum anlamıyorlar, çünkü siz onları Kürdistan gerçeğine göre eğitmemişsiniz.” Öngörüsüyle bir ilişkinin gelecekte halkların, kadınların özgürlüğünde oynayacağı rolü fark eder ve ona yatırım yapar. Bunu öyle sağlam örer ki, o insan sürekli bu enerjiyle yaşar, bu enerjiyi yansıtır. O enerji de binlerce ilişkiyi tetikler, etkiler, örgütler. 

Mücadele ettiğini yakından tanıma

Mücadele diyalektiği de öyle işler. Hangi ilişkilerin, özelliklerin mücadeleye zarar vereceğini kavrar, bunları zayıflatarak engel olmaktan çıkaracak bir enerjiyi geliştirir. Bu, mücadele ettiği devletler açısından da geçerlidir; ataerkil hegemon sistem açısından da, onun kişiliklerdeki yansımasında da. Kadındaki köleci, erkekteki egemen ve köleci özellikleri mücadele edilmesi, özgürlük temelinde dönüştürülmesi gereken birer düşman gibi tanımlar. Her iki cinsle ilişkilenirken; bu özelliklerin saldırılarına, tarihsel kodlarına ve tuzaklarına karşı son derece donanımlıdır. Bunları her davranışta sezer, karşı hamlelerini geliştirerek bu özelliklerle mücadele eder. Kürt bireyini çözümlerken, Kürt toplumsallığını çözümlerken de Kürdistan tarihini bir o kadar sömürge devletlerin, hatta bir bütünen devletçi uygarlığın etkilerini ele alır. Hangi dinamiği ne zaman, nerede, hangi yöntemle harekete geçireceğini iyi bilir. Rêber Apo’da bu durum anlık, dar bir konu ya da bir olayla ilgili değildir, bütünlüklüdür ve süreklidir. Dogmatik değildir, esnek, akışkan, değişken ama ilkelidir. Yine Ortadoğu’daki halklara, inançlara, kültürlere tarihsel diyalektiğiyle yaklaştığından tüm halklardan insanlarla stratejik ilişkiler kurmuştur. Bu ilişki perspektifi günümüzde tüm dünya halklarını kapsayacak düzeye ulaşmıştır.

Güzelliklere aşık, çirkinliklere öfkeli

İster 30 yıl önceki kişilik analizleri, ister 1999’dan itibaren kaleme aldığı Savunmalar’ı inceleyelim; göreceğimiz temel nokta derin toplumsallık bilinci ve sevgisidir. Aynı zamanda eleştireldir. Temel doğrular konusunda ilkeli, güzelliklere aşık; çirkinliklere öfkeli, yüzeyselliğe, cahilliğe, kör inanca ve dogmatizme karşı amansız mücadelecidir. İlkeden taviz vermeyen duruşu nedeniyle Suriye devletiyle 20 yıla yakın ilişkilerinde lakabı ‘Bay İlke’dir. Özetle ‘Rêber Apo’nun bir ilişki evreni var’ dersek abartı olmaz. O, bir ilişkiyi gözlemlediğinde onun arka planını, hangi zaman ve mekândan günümüze aktığını, hangi felsefenin ışığını ya da karanlığını taşıdığını en ince detaylarına kadar hisseder, yaşar ve hissettirir.
Örneğin mücadelenin ilk yıllarında yaptığı Kürdistan gezisinde gittiği bir evde, ev sahibi yaşlı amcanın kızı sandığı genç kızın eşi olduğunu öğrendiğinde çok etkilenir. İçinden şu sözü söyler: “Ey genç kız! Kürdistan da tıpkı senin gibi sömürge altında, senin ve Kürdistan’ın özgürlüğü için savaşacağım!”
Misafir olduğu bir mekanda kadının tarihsel köleliğine öfke duymak, özgürlüğün ekmek su kadar hayatiliğini hissetmek ve mücadeleye bağlamak… Evrendeki her şeye bütünlüklü bakabilmek; bir çiçeği, bir hayvanı, bir çocuğu, kadını evrenin boyutları içinde birbirini tamamlayan olarak görebilmek böyle bir evrensellikten kaynağını alıyor. Bugün ‘Demokratik Uygarlık’ ‘Demokratik Modernite’ perspektifi, bu ilişki evrenini daha güçlü anlamlandırmamızı sağlıyor.
Doğa ananın, ana kadının ve doğal toplumun çocuğu, insanı olmadaki ısrarıyla ilişkilendiği her olguyu güzellik, anlam ve kutsallık katarak büyütüyor.