14 Mayıs Seçimleri’ne sayılı günler kala partiler seçim çalışmalarına hız verdi. Değişim, dönüşüm, demokratik ve özgür bir yaşam yaratmanın kapılarını açma potansiyeline sahip bu dönemde herkesin “amasız ve fakatsız” sorumluluğu bulunuyor.Bu değişimin öncüsü elbette ki kadınlar olacak. Ancak hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’nda siyasette kadınların yer bulamadığı; kadınların seçilmeyecek sıralara yerleştirildiği görülüyor. Buna karşılık Yeşil Sol Parti’nin mecliste tam bir kadın partisi olacağı çok net. Dolayısıyla Yeşil Sol Parti yani 3. Yol İttifakı bu dönemin en büyük umudunu barındırıyor.
Diğer yandan, AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikaları her geçen gün daha da derinleşiyor. Kadınları köleliğe, kadın kırımına ve sömürüye mahkûm eden ve bunu da çok normalmiş gibi göstermeye çalışan iktidar; İstanbul Sözleşmesi’nden sonra 6284 Sayılı Kanun’un kaldırılmasıyla tam bir ortaçağ karanlığı ve şeriat düzenini hayata geçirmeyi planlıyor. Kadınlar, yıllarca verdikleri mücadele ile bu erkek egemen zihniyete ve faşizme; şiddeti cezasızlıklarla meşrulaştıran rejime karşı mücadele yürütmeye devam ediyor. Kadınlar, ortaklaşacağı mücadele alanlarını genişleterek öz savunma ağlarını güçlendiriyor. Yeşil Sol Parti bileşeni kadınların ortak dili savaşlara ve ranta karşı ortak mücadelenin büyütülmesi… Onların hedefinde, demokratik açılım; parlamentoda barış, değişim ve dönüşüm için yeniden bir başlangıç yapmak var. İkinci Cumhuriyet döneminde Kürt, Alevi Sünni, Süryani, Ermeni, Laz ve Türkiyeli olacağız diyen kadınlar, açıkladıkları beyanname ile kutuplaştırmaya, baskıya, otoriter sisteme, tek adam diktatörlüğüne boyun eğmeyeceğiz diyor. Buradayız, kadınlarla birlikte değiştirmeye geliyoruz, 3. Yol bizim ve tüm ezilenlerin, ötekileştirilenlerin umududur vurgusu yapıyor.
Bu değişimin nasıl olacağını, öncelikli adımların nasıl atılacağını ve kadınların hedeflerini Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan ile konuştuk.
Öfkemizle hesap sormaya, yeni yaşamı kurmaya, kadınlarla değiştirmeye geliyoruz.” dediniz. Halkların ve yine kadınların geleceğine dair birçok başlığın olduğu güçlü bir beyanname açıkladınız. Beyanname’de 3. Yol’un önemine atıf vardı. Kadınlar açısından 3. Yol’un önemi nedir?
3. Yol; kadın özgürlüğüne dayalı, demokratik ve ekolojik bir toplumsal yaşamın ifadesidir. Kadını yok sayan, kendi belirlediği kalıplar içine hapsetmeye ve nefessiz bırakmaya çalışan erkek egemen kapitalist düzene ve onun yürütücüsü erkek egemen iktidarlara karşı, hem kadınların hem de toplumun eşit ve özgür yaşam seçeneğidir. Beyannamemizde de dikkat çekildiği gibi kritik bir tarihsel eşikte gerçekleşecek olan 14 Mayıs Seçimleri’nde, biz kadınlar ne demokrasiyi ortadan kaldıran Cumhur İttifakı’na ne de vesayetçi geçmişi özleyen eski anlayışlara mecbur ve mahkum değiliz. Binlerce yıllık bir kadın mücadelesi birikimi ve deneyiminden açığa çıkan kendi özgürlük seçeneğimiz için yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
Kadınlar kendi yaşamı ve toplumun özgürlüğü için her alanda mücadele yürütüyor. Bu mücadelenin parlamentodaki taşları nasıl örülecek. Parlamentoda değiştirilmesi gereken en büyük öncelik nedir?
Mevcut haliyle parlamento, Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi denilen, kelimenin tam anlamıyla bir tek adam rejimi ile neredeyse işlevsiz durumdadır. Tüm eksik ve yetmezliklerine rağmen temsili demokrasinin dahi işlemediği bir süreci yaşıyoruz. İkinci yüzyılına girerken, Cumhuriyetin gerçek anlamda demokratik yeniden inşası için olanaklar mevcuttur. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler bu açıdan da önemli fırsatların açığa çıkma olanaklarını barındırmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca parlamento, ne yapısı ne de işleyişi bakımından kadınların kendi sözü ve iradesi ile politika yapabildikleri bir zemin olmadı. Kadınların karar mekanizmalarında yer alması ve karar süreçlerine dâhil olması için yıllardır Halkların Demokratik Partisi içindeki kadın temsili yetimizle parlamentoda da güçlü bir mücadele yürütüyoruz. Bununla beraber parlamento halen yapısı ve işleyişi bakımından oldukça eril bir karaktere sahiptir ve egemen erkekliği her gün yeniden üretmektedir. Eşitlik ve özgürlük perspektifi ile daha fazla kadının parlamentoya katılımı ve mücadeleyi bu zeminde de yükseltmesi değişim için zorunluluktur.
Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi olarak ‘Yeni yaşamı inşa etmeye geliyoruz’ tespiti ve iddianız var. Kadınlar nasıl bir yaşamı inşa etmeye aday?
Yeni yaşam; yerel, çoğulcu, farklılıkların birbirine saygı içinde birlikte var olduğu, tüm toplumun kendi özgün örgütlenmeleri aracılığı ile karar alma, yürütme ve denetleme süreçlerine doğrudan katılabildiği bir toplumsallığı ifade eder. Hiyerarşi ve tahakküme dayalı tüm sömürü ilişkileri kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerinden beslenir. Dolayısıyla yalnızca kadınlar için değil tüm toplum için eşitlik ve özgürlük eksenli yeni bir yaşam kurulacaksa, bunun yolu cins çelişkisinin çözülmesinden geçer. Binlerce yıllık bir erkek egemen düzen, en yerelden başlayarak kadınların kendi özgün örgütlenmeleri aracılığıyla, tüm toplumsal alanlara aktif katılımı ve mücadelesi ile dönüşür.
Kadın mücadelesinin geldiği ve aldığı yol kadınlara umut ışığı; aynı zamanda sisteme karşı da… Ancak bu durum neden hedef olma sonucunu da doğuruyor?
Dünyanın her yerinde çok güçlü kadın direnişlerine tanıklık ediyoruz. Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Ortadoğu’ya kadınlar erkek egemen düzenin temellerini sarsıyor. Yakın geçmişte Rojava’da bir kadın devrimi yaşandı ve bu devrimin açığa çıkardığı kazanımlar kadınlara büyük bir umut veriyor; özgürlük tutkusunu büyütüyor. Yanı başımızda İranlı kadınlar Jin Jiyan Azadî haykırışı ile molla rejimine ve tüm erkek egemen sisteme başkaldırıyor. Elbette bu mücadele, varlığını kadınların inkârı ve denetim altına alınması üzerine kuran düzeni korkutuyor. Kadına yönelik şiddetin, kadın katliamlarının arkasında yatan bu korkudur. Bu korku nedeniyle kadınlar hedeftir. Ancak köklü kadın mücadelesi deneyimi ve yine kadın dayanışmasının gücüyle kadınlar, özgürlük yürüyüşünden vazgeçmeyecek ve biliyoruz ki 21. Yüzyıl bir kadın yüzyılı olacaktır.
Dünyada sistem ve rejimlere karşı kadın mücadelesi yükselirken, Türkiye bir şiddet ülkesi haline geldi. Özellikle de kadınlara yönelik şiddet meşrulaştırılıyor. Rejimin değişmesi nasıl bir umut ışığı doğurur?
Evet Türkiye’de, mevcut AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikaları nedeniyle, bugün kadına yönelik erkek devlet şiddetinin alabildiğine arttığı bir süreç yaşanmaktadır. Kadın kazanımları erkek ittifak bloğu olarak da ifade edebileceğimiz Cumhur İttifakı’nın pazarlık unsuru durumundadır. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, 6284 sayılı yasanın kaldırılması üzerine yürüyen tartışmalar, şiddeti durdurmak bir yana teşvik eden yargının tutumu yıllardır kadınların mücadele konuları durumunda. Tüm bu şiddetin müsebbibi mevcut iktidardır ve kadınlar 14 Mayıs Seçimleri’nde sorumlu olanlara gerekli cevabı vermeye oldukça kararlıdır. Kadına yönelik şiddetle etkili bir mücadelenin yürütülmesi için Yeşil Sol Parti Kadın Programı alanda yürüyen mücadelenin talepleri ve çözüm önerileri ile oluşturulmuştur. Kadınlar bunu görüyor ve değişimin kadınlarla geleceğinden emin.
İfade ettiğiniz üzere değişimin kadınlarla gerçekleşeceği tarihi seçimlere giderken, cinsiyet eşitliği, eşit temsiliyet ve eş başkanlık sisteminin pratikleşmesi için nasıl bir mücadele hedefine sahipsiniz. Yeşil Sol’un eşit temsiliyet yaklaşımı nedir?
Eşit temsiliyet ve eş başkanlık Kürt Kadın Hareketi öncülüğünde elde edilmiş önemli bir kazanımdır. Yalnızca siyasette değil, tüm kurumlarda hayata geçmesi gereken önemli bir kazanımdır. Yeşil Sol Parti olarak biz de eşit temsiliyet ve eş sözcülüğü hayata geçirdik. Aday listelerimizi de bu ilkeyi esas alarak oluşturduk.
Listelerimizi belirlerken fermuar sistemini, eşit temsiliyeti esas aldık. 270 kadını listemizden aday gösterdik. Aday listemizde yüzde 45 oranıyla, siyasette en fazla kadın aday gösteren birinci partiyiz. Birçok kez ifade ettiğimiz gibi eşit temsiliyet ve eş başkanlık mor çizgimizdir ve toplumsal mekanizmalarda yaygınlaştırmak için çalışmaya kararlıyız, sonuna kadar da bunu örgütleyip sürdürmeye devam edeceğiz.
