Egemenlerin değil halkların diplomasisi

- Nursel Kılıç
217 görüntüleme

Kadın ve diplomasi alanı kavram itibariyle günümüzün verili algısında aslında çok bağdaşmayan terminolojiler olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle öncelikle diplomasinin öznel ve nesnel açılarına değinmek kaçınılmazdır.

Diplomasi öz itibariyle toplumsallaşmanın ilk aşamasında dayanışma anlamını taşımaktadır. Karşılıklı bir emek ilişkisi anlamına gelmektedir. İki tarafın karşılıklı bir ihtiyaç temelinde bir amaç doğrultusunda bir araya gelmesidir. Halklar arasında ittifakların geliştirilmesidir. Bu anlamda toplumsallaşmanın ilk diplomasi ayağının kadınla başladığını söyleyebiliriz. Ancak aterkil sisteminin kurumsallaşması evresinde kadın bu alanın dışına atılmıştır. Diplomaside artık kadının öznel kimliğinden uzaklaştırılarak bu alanın bir nesnesi haline getirilmek istenmiştir. Bir zihniyete dönüşen erkek egemenlikli sistem diplomasiyi çıkarlar ve rantların çarkına terk etmiştir. Bu anlamda bir sömürü ve işgal aracı olarak türemeye başlamıştır. Zaman içerisinde bu çerçevede şekillenen politik ve siyasi arenada kadının yeri olmamış ya da çok silik kalmıştır. Bugün diplomasi devletler arası ilişkiler ve pazarlar olarak tanımlanmaktadır. Kadın ve diplomasi aynı zamanda eşitlik, demokrasi ve adalet kavramlarını bir özne haline getirmektedir. Devlet dışı daha çok haklar arası bir diyalog ve ortaklaşmalardan bahsedebiliriz.

Toplumda her kesimin eşitçe temsil edilebileceği bir sistem oluşturmaktırda aynı zamanda. Yine merkeziyetçi yapıları demokratikleştirmeyi hedefleyen bir mekanizma ve bir alan olduğunu söyleyebiliriz.

Baskıları dünyaya anlatma çalışmaları

Dünya tarihi boyunca kadınlar hak mücadeleleri ile devrim süreçleri içerisinde yer almışlardır. Öz iradelerinin tanınması için direnmiş ve bedel vermişlerdir. Olympe de Gouges, Rosa Luxembourg, Clara Zetkin ve sayısız bir çok direnişçi kadın bu özgür yaşam çizgisinin yapıt taşlarını oluşturanlar arasında olmuşlardır. Bu anlamda kadın hakları mücadelesi aslında diplomasinin öz değerlerine kavuşması için kaçınılmaz olmuştur.

Kürt Kadın Hareketinin diplomasi alanı bu mirasın tarihinden esinlerek günümüze gelmiştir. TJK-E diplomasi alanının en temel misyonu kadın kurtuluş ideolojisini evrenselleştirmek olup, bunu haklara taşıyarak bir halk diplomasisini ifade etmektedir. Demokratik özgürlükçü paradigmamızın inşa sürecinin geldiği aşamaya baktığımızda Kürt Kadın Hareketi’nin 40 yıllık mücadele ve tecrübesi içerisinde yürüttüğü zihniyet dönüşüm savaşımını bu alanda da görmek mümkündür. Kürt Özgürlük Hareketi’nin oluşum aşamalarında bu alandaki örgütlülük düzeyinin ilk nüvelerine rastlanmaktadır. İlk grup aşamalarında kadının yer alması birçok ulusal kurtuluş mücadelerinden farkını ortaya koymuştur. Kadının siyaset içerisindeki aktif rolü başlı başına bir diplomatik çalışmayı ifade etmektedir. Bu anlamda kadın özgürlüğüne dayalı ideolojik-politik bir çizgiyi ifade etmektedir. Ancak Kürt kadın diplomasisini örgütlenme düzeyinden bağımsız değerlendiremeyiz. Kadınlar kendini tanıdıkça cins bilinci geliştikçe, toplumsal sorunlara çözüm geliştirmekle kalmayıp kendi mücadele yöntemlerini ve yaşadıkları baskıları dünyaya taşırmaya başlarlar.

Bu gerçekliğe dayalı değerlendirirsek TJK-E diplomasi alanı bir politik temsiliyetten öte ahlaki ve politik değerlere bağlı olarak bir toplumsal bir projeyi sunmaktadır. Kürt Kadın Hareketi’nin örgütlenme modelinin kendisi bunun bir proto modelini oluşturmaktadır. Meclis, komün, akademiler ve her alanda oluşturulan komiteler, kadınların demokratik ve eşit ilkeler esasında öz iradeleri ile yaşama katılımlarını ifade etmektedir. TJK-E diplomasi ayağının misyonu Kürt Halk Önderi A.Öcalan’ın demokratik ve kadın özgürlükçü paradigması çerçevesinde geliştirdiği bu projeyi dünya kadınlarına taşırmaktır. TJK-E kadın diplomasi tarihi 80’li yılların sonlarında ilk kurumsallaşmış ifadesine kavuşmuştur. O yıllardan günümüze Avrupa feminist hareketlerinden, Ortadoğu, Afrika, Asya ve Latin Amerika kadın hareketleri ile ittifak ve ilişkiler geliştirmişlerdir. Birçok platformda yerlerini almışlardır. Bu süre zarfında geliştirilen birçok ittifak ve uluslararası düzeyde çalışmalar oldu, Kürt kadın diplomasisi en belirgin bir şekilde uluslararası sivil toplum örgütleri ve kadın hareketleri nezninde önemli oranda tanıtmaya çalıştı. Uluslararası Demokratik Kadın Federasyonundan başlayarak, Dünya ve Avrupa Sosyal Forumu Kadın Meclisi’nde, Almanya’da İWA örgütünde, Kadın Konseyinde, Dünya Kadın Konferansı bünyesinde, Avrupa düzeyinde Avrupa Kadın İnisiyatifi EFİ, merkezi Fransa’da olan Uluslararası Feminist Ağı içerisinde temsilini bulup ortak çalışmalar örgütledi.

Rojava modelini dünya halklarına taşımak

TJK-E kadın diplomasini ilk dili Kürt kadının yaşamın tüm alanlarında yaşadığı baskıları, ayrımcılıkları ve şiddeti dünyaya duyurmak olmuştur, hareketin gelişim aşamaları ve ideolojik bir kurumlaşmanın inşası sonucu artık kürt kadının direnişi tanıtılmaya başlanmıştır.

Bunun için dış kamuoyuna dönük Kürt kadınlarının mücadele perspektif ve stratejileri tanıtılmaya ve ortak platformalara dönüştürme çalışmaları esas alınmıştır. Son bir yıl içerisinde kadın diplomasisinde en temel gündemleştirdiğimiz ve uzun vadeli çalışmalarımız içerisinde yer alan kadın kırımının bir insanlık suçu olarak tanımlanması için Birleşmiş Milletler’de çalışmalar sürdürüldü, Paris Katliamı’nın aydınlatılması için yürütülen kamuoyu çalışmaları oldu. Yine “Rojava devrimi bir kadın devrimidir” şiarı ile Avrupa, Latin Amerika, Katanlonya’da Kürt Kadın Hareketi ve Rojava modeli üzerinden demokratik konfederal sistem dış kamuoyuna tanıtıldı.

Kürt kadınları devrimde öznedir

Özellikle Ağustos ayından bu yana DAİŞ çetelerinin bölgeye saldırıları ile birlikte çok yoğun bir sürece girildi. Erkek egemenlikli sistemin en zirvede ifadesi olan uluslararası güçlerin yeni müdahale aracı DAİŞ ataerkil zihniyetin en vahşi uygulamalarını bölgede başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere tüm halk üzerinden uygulamaya yöneldi. Özellikle Şengal saldırıları göz önünde bulundurulduğunda burada bir kadın ve toplum kırımı girişimi söz konusu olduğu görülmüştür. Buna dönük kamuoyu ve diplomatik çalışmalarımızı en üst düzeye taşıdığımızı belirtebiliriz. Şengal ve Maxmur’a saldırılarında tüm dünya YJA STAR ve YPJ’nin kadın gerillarının savaş içerisinde devrimi yaratan özneler olduklarına

tanıklık etti. Erkek egemenlikli sistemin en vahşi versyonuna karşı bir kadın devrimi ve mücadelesini amansızca verdiklerini tüm insanlığa gösterdiler. Bu durum kuşkusuz diplomatik alanda bir ideolojik duruşu ve yeni bir toplum projesinin en somut ifadesi olmuştur.

TJK-E kadın diplomasi ayağının stratejik ittifakları feminist, ekolojik, sistemdışı güçleri içermektedir. Küresel bir demokrasi inşasında yer alan kesimler ile ortaklaşarak mücadele etmektir. 2 yıl once 9 Ocak 2013’ta Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin kadın çizgisini temsil eden ve özgür bir dünya için yılmadan direnen insanlığa adanmış üç kürt kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez gündüz ortası katledilmişti. Bu yıl ise aynı ay yine bir Çarşamba günü bu küresel demokrasi ve özgürlük karşıtı sistem güçleri Charlie Hebdo’nun emekçilerini katletti. Milyonlar Paris’e aktı. Diplomasi anlayışımız bu kavuşmayı bir güce dönüştürüp halkların özgürlüğünü nihai bir yaşam olarak var etmektir.

TJK-E diplomasisinde Uta Shneiderbanger ve Fidan Doğan yoldaşlarımızın emeklerini bugünle buluşturmak en büyük cevabımız olacaktır.

 

*Uluslararası Kürt Kadın Hareketi temsilciliği üyesi