Ergenlik çağı kadın cinselliği ile bağdaştırılır

- Fadime ŞENPINAR
68 görüntüleme
Yazımın ikinci bölümünde kız ve erkek ergenlerin, ergenlik çağını nasıl geçirdiklerine odaklanmak istiyorum. Yazı çerçevem geneli kapsıyor; çünkü kız ve erkek cinsel kimliklerinden hariç çok farklı cinsel kimlikler de var.

Bu konuyu başka bir yazıya bırakarak bu yazının konusuna dönmek istiyorum. Ergenlik çağının etkilerini her birey farklı şekillerde yaşayabilir. Ebeveynler ve ergenlerin bu konuyu geniş yelpazede ortak tartışabilmesi gerekiyor. Ergen kızlar ergenlik sürecini daha huzursuz ve karmaşık duygular ile geçirebilir. Ergen erkekler için ise ergenlik çağı büyüme heyecanı ve bağımsızlığını kazanmak gibi pozitif bir süreç anlamına gelir.

Peki bu durum neden farklılık arzetmekte?

Genç kızlar

Kızlar vücutları hakkında yeterince bilgiye sahip değiller ve ikincisi ergenlik çağı kadın cinselliği ile bağdaştırılır. Bu iki sebebin birleşimi genç kızlar için ergenlik çağını yaşanması zor bir süreç haline getirir.

Cinsellik ve değişen vücut yapısı korku ve endişe yaratır çünkü çoğu kez genç kızlar kendi vücutları ile ilgili çok az bilgi sahibidirler. Nedenleri ise toplumsal ve ailevi tabular. Ya da ailenin, özellikle annenin bu konuda yetersizliği. Okuldaki bilgilerin yüzeysel ve genel olması.

Genel olarak kızların ergenlik çağı cinsellik ile bağdaştırılır. Kadın cinselliği ise utanç, tabu, tehlike ile birleştirilir ve objeleştirilir. Bu bağlantı genelde çocukluktan itibaren kurulmaya başlanır.

Anneler, öğretmenler ya da diğer büyükler çocukların vücutları ya da cinsellikleriyle ilgili konuşmalarını, kendilerine dokunmalarını/incelemelerini yasaklarlar, bunun korkulması ya da gizlenmesi gereken bir kavram olduğunu öğretirler. Böylece genç kızlar çocukluklarından itibaren toplumun kendi vücutlarına ve cinselliklerine yönelik yapmış olduğu yasaklamaları öğrenerek yavaş yavaş kendilerine ve vücutlarına benzer muameleyi yapmaya başlarlar.
Regl görmeye başlamak kirlilik ve pis olmak ile nitelendirilir. Genç kızlar bu kültürel yargıları arkadaşlarından, ailelerinden, kardeşlerinden, reklamlardan ya da erkeklerden öğrenirler ve vücutları hakkındaki bilgisizlikleri eklenince, genç kız regl olan vücudunu iğrenç olarak görmeye başlar.
Çeşitli kısıtlamalar (yüzmeye gidememek, rahat giyinememek, sürekli kontrol etme ihtiyacı ya da evde kalma zorunluluğu vs) kendilerini mutsuz hissetmelerine yol açar. Bu  aktivitelerden uzak durmak genç kızların kendi vücutlarının negatif özelliklerine daha çok yoğunlaşmalarına ve vücutlarından nefret etmelerine neden olur. Sanki yanlış bir şey yapmışcasına utanç duymalarına yol açar.

Genç erkekler

Ergenlik çağı erkek çocukları üzerinde de toplumsal yargılamalara yol açar. Fakat bu yargılamalar genelde daha pozitif bir seyirde şekillenir. Ergenlik erkekleşmekle, büyümekle ve cinsellik ve güç ile bağdaştırılır. Yani toplumsal olarak ödüllendirilir. Bluğ çağında gönderilen bu mesajlar kızların ve erkeklerin kendilerine olan güvenini etkiler. Erkekler fiziksel olarak ne kadar gelişirlerse o kadar takdir ve ilgi kazandıklarını görürler. Dolayısıyla bluğ çağı onlar için daha pozitif bir tecrübe olarak gelişir. Kızlara kıyasla erkekler bu süreçte yeteneklerinden, iradelerinden ve vücutlarından daha memnundurlar. Ayrıca toplumsal olarak erkeklerin cinselliği kızlarınki kadar negatif yargılar taşımaz. Mastürbasyon

dışında cinsellik erkekler için kirli, tehlikeli ya da tabu değildir, aksine büyümek, erkekleşmek ve gurur demektir.
Elbette ki erkekler de bazı değişimlerden geçer; sesin değişmesi, traş olmaya başlangıç, ilk boşalma vs gibi. Fakat bunların

hemen hepsi büyümenin ve bir şeyleri başarmış olmanın getirdiği gurur duygusu ile yaşanır. Ve çoğu kez erkekler bu süreci yaşamak için heyecanla beklerler. Aileler de bu süreçte erkek çocuklarına daha destekleyici yaklaşır. Kendi kararlarını almalarında, istediklerini yapmalarında daha fazla özgürlük tanır, çeşitli önermeler ile destek ve yol gösterici olurlar. Öte yandan anne ve baba çocukluktan ergenlik sürecine kadar kız ve erkek çocukları açısından bir rol modeli oluşturur.

Sonuç:
Ergenlik dönemi, insan hayatının en sancılı dönemlerinden biri olarak kabul edilir. En büyük kavgalar, çatışmalar, çelişkiler, arayışlar bu dönemde olur.

Gençler, kendine ait bir kimlik edinme arayışı içinde olur. Bu dönem açısından dikkat edilmesi gereken en önemli husus, ailenin ergenin bu karmaşık sürecinde destekleyici pozisyonda olmasıdır. Ebeveynlerin gençlere daha anlayışlı, güven hissettiren, güç veren temelde yaklaşması çok önemli. Güç getiremeyen ailelerin sosyal danışmanlık yardımı alması elzemdir.