Hayatımız kolaylaşırken doğal ortamlar yok oluyor

- Newaya Jin
233 görüntüleme

İnsan-doğa ilişkisinin muazzam ahenginin bozulması çok uzun bir zamana dayanıyor. Yıkılmaya başlayan bu denge birçok felaketi de beraberinde getirdi. Denizler kirlendi, ozon tabakası delindi, yediğimiz gıdaların genleriyle oynandı ve hayatımıza zarar veren birçok gelişme ve etkileşim meydana geldi. Gelişen teknik bize öyle kolaylıklar sağladı ki, onun felakete dönüşen bu yanlarını görmek istemedik. En hızlı gelişim ise telekomünikasyon sektöründe yaşandı. Cep telefonlarının çok yaygın kullanılması elektromanyetik ışınların yoğunluğu anlamına gelmektedir. Bu da insan sağlığına ciddi boyutlarda zarar vermektedir. Elektromanyetik dalgalar sadece telefonlar üzerinden yayılmıyor; bilgisayar, televizyon, ısıtıcılar, mikrodalga fırınlar, elektrikli aletler yaşamımızın her alanında. Bu aletlerin yaydığı elektromanyetik dalgalar gözle göremediğimiz bir kirliliğe neden oluyor.  Ve ne yazık ki bu aletler hayatımızı kolaylaştırırken, elektromanyetik çevre kirliliği ile sağlımızı tehdit eden etkilerini de beraberinde getirdi.

Cep telefonları, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri her yanımızı göremediğimiz dalgalarla çembere alıyor. Yanımızdan bir an olsun dahi ayırmadığımız, onsuz hareket edemez hale geldiğimiz için en büyük tehlikeyi cep telefonları oluşturuyor. Cep telefonları müzik dinlemek, televizyon seyretmek, mesaj çekmek, oyun oynamak için en yoğun kullanılan alet. Kimi zaman cebimizde, kimi zaman yastığımızın altında tuttuğumuz bu aletin birçok zararıyla karşı karşıya kalıyoruz. Cep telefonlarını çok uzun yıllar kullanmak genetik yapının bozulmasına, kalp rahatsızlıklarına, hafıza kaybına, kalıcı işitme bozukluklarına, kan hücrelerinin bozulmasına, el ve bilekte sinir sıkışmasına, üreme bozukluklarına, hiperaktiviteye, beyin hücrelerinde ölüme ve beyin tümörlerine, beyaz kan hücresi kanserine, embriyo gelişiminin zarar görmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte stres, görüş alanında daralma, kalp ritminin bozulması riski, kulak çınlaması, yorgunluk hissi, dikkat dağınıklığı, baş ağrıları ve uyku bozuklukları 24 saatlik bir zamanda görülen etkileridir.

Baz istasyonları ve etkileri

Bilim ve teknolojideki gelişmelerle birlikte; bireysel, endüstriyel ve ticari amaçlı, yaşamın her alanında yaygın biçimde kullanılmaya başlanan, televizyon, radyo vericileri, bilgisayar, cep telefonu ve baz istasyonu, yüksek gerilim hatları, mikro dalga fırınların radyasyon kirliliği yaydığı ve birtakım olumsuz etkilere neden olduğu bilim insanlarınca kanıtlanmıştır.

Radyo dalgaları, mikro dalgalar, kızıl ötesi ve görünür ışınlar, yeteri kadar enerjiye sahip olamadıkları için iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak adlandırılır. Elektromanyetik kirliliğe neden olan kaynaklardan biri de cep telefonu baz istasyonudur.

Baz istasyonları uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan bir konu. Baz istasyonları ve yaydığı elektromanyetik ışınların, sağlığa olumsuz etkileri dünyada en çok tartışılan konulardan biri.

Baz istasyonlarının yaymış olduğu elektromanyetik ışınlarının yoğun olması durumunda insan sağlığının ciddi boyutlarda zarar göreceği konusunda bilimsel veriler mevcuttur. Elektromanyetik ışınlar sadece baz istasyonlarından değil, radyo, televizyon, bilgisayar, enerji hatları ve anten gibi bir çok cihazdan çevreye yayılmakta ve ortamda elektromanyetik kirlilik yaratmaktadır. Baz istasyonlarının, diğer elektromanyetik enerji yayan cihazlara göre çok daha fazla elektromanyetik enerji yaydığı bilimsel kurumlarca sürekli dile getirilmektedir. Son zamanlarda şehir içinde binaların çatılarında, bahçelerde, hastanelerde, iş merkezlerinde gittikçe çoğalmaya başlayan bu istasyonlar çevre dokusunu ve insan sağlığını tehdit etmektedir.

Baz istasyonlarının ve cep telefonlarının yaymış olduğu elektromanyetik sinyallerin insanlar üzerinde yaratacağı ciddi sağlık sorunlarının yıllar sonra ortaya çıkabileceği konusunda birçok bilim insanının ortak kanısıdır.

Baz istasyonlarının doğal yaşama zararları

Baz istasyonları sadece insan sağlığını tehdit etmiyor, doğal dokunun da yok olmasına neden oluyor. Bu istasyonların yaydığı elektromanyetik alana maruz kalan birçok bitki yok olmayla yüzyüze kalıyor. Elektromanyetik alanlardan etkilenen birçok kuş türü ve arı familyası ise baz istasyonlarına yakın ortamlarda yaşam şansı bulamıyor. Yaşam alanlarına kurulan baz istasyonları aralıksız radyasyon yaymaktadır ve bu da canlıların doğal bağışıklık sistemlerinin çökmesine neden olmaktadır. Baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik alanlar doğadaki doğal elektromanyetik alanları etkiliyor. Bunun sonucunda doğal manyetik alanları yön bulmak ve göç etmek olan hayvanların dengesi alt üst oluyor. Radyasyon nedeniyle yok olan arı kolonileri, yolunu şaşıran kuş türleri birçok defa haber sayfalarına konu olmuştur.  Arılar, yerin manyetik alanını ve günlük değişimlerini kullanarak, bulundukları konumu tespit eder ve birbirileriyle iletişim kurarlar.  Radyo ve televizyon dalgaları, yüksek gerilim hatları, radar vericileri, cep telefonu vericileri gibi haberleşme frekansları yaydıkları “yapay” elektromanyetik dalgalar nedeniyle, doğadaki canlıların kendi doğal sinyal dengelerinin bozulmasına yol açmaktadır. Mobil telefon antenlerinin ağaç dallarına temas ettiğinde, o dalların solmaya başladığı ve zamanla kuruduğu görülmektedir. Ya da bu temasa maruz kalan çalıların büyüyemedikleri ve çürümeye başladıkları gözlemlenmektedir.

Arı kolonileri yok oluyor

Telefonlar artık yaşamımızın büyük bir parçasına dönüşmüş durumda. Bu aletin yaşamımızı kolaylaştırdığını bilsek de, doğal hayata ne kadar zarar verdiğini çok fazla düşünmüyoruz.

Yapılan araştırmalara göre, telefonlardan çıkan sinyaller sonucunda arılar kovanlarını terk etmek zorunda kalıyor ve sonrasında da yönlerini şaşırarak ölüme mahkum kalıyorlar.

Cep telefonunun hangi durumlarda olduğu zaman arıların kovanı terk ettiklerini araştıran bilim insanları, cep telefonlarının arama durumunu, bekleme durumunu ve kapalı durumunu ele alarak arıların hareket tarzını inceledi. Araştırmanın sonucunda da bir telefonun arama haline geçtiğinde arılar için en şiddetli hale geldiği ve arıları rahatsız eden bir ses yaydığı, bu yüzden de arıların kovanı terk ederek düzensiz bir uçuş haline geçip birden öldükleri tespit edildi. Telefonlar kapalıyken ya da bekleme durumundayken herhangi bir etkileşim gözlenmedi.

Tabii arıların tek görevinin bal üretmek olmadığını ve BM’nin açıkladığı rakamlara göre 100 bitkinin tüm dünyanın beslenmesinin %90’ını karşıladığını ve bunların %70’inin polenlerinin de arılar tarafından taşındığını bir kez daha hatırlamak, belki biraz düşünmemize katkı sunacaktır.

Hazırlayan= Newaya Jin