Kendi deryalarına akan kadınlar

- Zerya GÜL
279 görüntüleme

zeynep kinaciYaşanabilir bir dünya, ülke ve insanlık aşkına, aşk savaşçılığının doruğunda özgür yaşam özleminin ölümsüz sembolleri Zilan ve Sema yoldaşlar… Eylemleri gibi yaşam ve mücadeleleri de ölümsüzlük arayışının izinde adım adım kendini gerçekleştirmenin öyküleriyle dolu. Bir kadın açısından anlam biriktirmenin tüm zorluklarını ve yücelişlerini dorukta yaşayan, çatışan, çatıştıran özgürlük arayışçıları… Onlar birbirini tamamlayan büyük tarihsel çıkışın eylemcileri. Onlar, özgürleşmek isteyen her kadının umudunu, özlemini, acısını, sevincini, direncini ve zorlanmalarını iliklerine kadar an be an hissederek mücadelede tarihsel kimlik kazanan büyük direniş kişilikleri…

“Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum” diyen Zilan yoldaşı, “8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü olmak istiyorum” diyerek tamamlayan Sema yoldaşı; tarihi yaşayan, yaratan ateşten kişilikler olarak tanımlayabiliriz. Kendi tanımlarını kendileri yarattı, tarihlerini kendileri yazdılar. Özgür kadın ve özgür eş-yaşam aşkları onları böyle anlamlı ve eylemli bir yaşamın, direnişin sahibi kıldı. Zilan ve Sema aşk işçiliğinin militanları olarak devrim ve sosyalizm inancıyla dopdolu yaşadı ve bugün bizleri, özgürlük, toplumsallık adına yola düşen tüm kadınları yaşatıyor ve yaşatmaya devam edecekler.

Özgür varlık olma

Onlar kesinlikle aşkın gerçek arayışçılarıydılar. Her ikisinin de mücadele yaşamında sevgi, aşk arayışını gerçek anlamına kavuşturmanın cesaretini biriktirdiğinin ve yaşamsallaştırdığının tanığıyız, tarih tanığıdır. Her adımlarında sevginin, aşkın tanımını aramanın, bulmanın boğuşmasını yaşadılar; geleneksel yanlarıyla veya geleneksel toplum sınırlarıyla karşılaştıklarında yılmadılar, iç mücadelelerini derinleştirdiler, kendi deryalarına akan özgür yaşam ırmağına dönüştürdüler. İçsel zenginliğin, duygularda yücelmenin, daraltılmış kölelik-egemenlik dünyalarından kurtularak özgür varlık olma ve kimlik kazanmanın farkında olarak yaşadılar ve savaştılar. En büyük mücadeleyi duygu dünyasını yeniden, yurtseverlik, özgürlük temelinde yaratmaya adadılar. Derin bir tarih bilincine ulaşmayı varlık nedeni görmelerinin nedeni budur. Tarihini bilmeyen, kaybettiği yerin kökenine inmeyen, keşfetmeyen, özgürlük mücadelesinin derinliklerine ulaşmayan, karanlıkta bırakılanların acısını, özlemini taşımayan, özgürlük adımlarını bugüne taşımanın öz iradesi, bilinci, örgütlülüğünü geliştirmeyen hiçbir kadının özgürleşemeyeceğinin, toplumsal kurtuluşu gerçekleştiremeyeceğinin bilincindeydiler. Aydınlık yarınlar ve aydınlanma özlemini taşımayan, bunun etik-estetik dünyasını geliştirmeyen hiçbir kadının erkek egemen dünyadan kopamayacağının derin hissiyatında, duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirmeye koyuldular. Tanık olan herkes bilir, Heval Zilan dağların kadını olmayı varlık biçimi olarak gördü, yüreğini dağların sevdasıyla büyüttü, özgürleştirdi. Heval Sema çok okudu, çok araştırdı, çok yazdı. Yazmayı, kadının kendi şiirsel dilini yaratmayı kadın devriminin önemli bir kilometre taşı gördü. İkisi de kendilerini anlatmanın, yaratmanın dilini yakalamak, yaşamak, dünyasını paylaşmak istediler.

Ahlaki ve vicdani devrimcilik

Sema YüceKadına dair yakaladıkları her zenginliği, güzel duyguyu, sevgiyle örerek paylaşmayı bir mücadele biçimi olarak, örgütlenmenin en temel ilkesi olarak gördüler. Kadınların birbirini sevmeden başka sevgilere açılamayacağını, birbirini özgürleştirmenin emek işçiliğine girişmeden, başka özgürlüklere kapı aralayamayacağını, kendilerini örgütlemeden toplumsal parçalanmaya çözüm olamayacaklarının farkındaydılar. O yüzden kendini hücre hücre örgütleyerek, parçalanan dünyaları bütünleştirmek için patlatmanın, düşünsel, ruhsal patlamalarla kendine gelmenin, kendini yaratmanın; hücre hücre yanmanın, her hücrede aydınlanmanın, beynini, yüreğini ve bedenini tüm özgürlüklere adım atmanın ateşten köprüsüne dönüştürmek istediler. Yanan, yakılan tüm yaşamların, kadınların aydınlık yüzü olmak, bilinci, eylemi olmak istediler. Kadın dünyasının zenginliğini, özgürlüğe tutkunluğunu, köleliği hiçbir zaman içselleştirmediğini anladılar ve anlatmak istediler.

Ahlaki ve vicdani devrimciliğin, kadın etik ve estetik değerlerinin gerçek temsilcileri olarak hep önce kendilerinden başladılar. Başlangıçları kendilerinde yapmanın etik temsilciğiyle yaşamsal bütünlüğün, iç ve dış güzelliğin sentezinin mükemmel uyumunu geliştirdiler. Karmaşık kadın dünyasını sadeleştirdiler, devletli ve iktidarlı sistemin kirlerinden arındırdılar, kendilerine ait bir dünya yaratmanın en hızlı koşucuları oldular. “Kendine ait bir odalı” zaman ve mekanlardan, “kendine ait bir dünya, kimlik, kişilik, yaşam” zaman ve mekanlarına ulaşan toplumsallığın, özgürlüğün gerçek birer militanı oldular. Her tür bağımlılıktan arınmayan kadının; egemenlik sisteminden, erkekten, devletten ve iktidardan kopamayacağını bildiler, gördüler ve aştılar. Kendini aşmanın en zor eylemine girişmede tereddüt etmediler.

Bitmek tükenmek bilmeyen yaşam

Heval Zilan ve Heval Sema’nın eylemci kişilikler olduğu kesindir. Böyle bir eylemi düşünmek, planlamak, gerçekleştirmek ve yaşam gücüne dönüştürmek zordur. Son duyguları ve bıraktıkları mektupları hiçbir tereddüt yaşamadıklarının, iradeye kesilerek, kararlılığın doruğunda bir ruhsal ve düşünsel arınmayı yaşadıklarının dile gelişidir. Zilan yoldaşın an be an kendini gerçekleştirme ve erkek egemen sistemin beyninde patlamak için nasıl bir incelikle, ustalıkla, kutsanacak bir örgütsel duruş ve titizlikle son ana kadar sabırlı, temkinli ve tüm duyarlılığını, enerjisini biriktirdiği biliniyor. Sema yoldaşın onca kalabalığın içinde, adım başında bir arkadaşla karşılaşmanın kesin olduğu dar zindan koridorlarında ve herkesin en hareketli, yaşamın akışkan olduğu bir Newroz gününde eylem hazırlıklarını yaptığı, çakmağı çakmadan önce “Son anda elim titreseydi bu eylemi yapmayacaktım” dediği biliniyor. Böylesine inançlı, yaşam sevdalısı,  böylesine özgürlük sevdalısı insan güzellerine rastlamak, tanımak, aynı devrimde yol almak, aynı aşkı paylaşmak, aynı duygu bütünlüğüne akmak kadar insanı onurlandıracak, gurur ve enerji katacak, harekete geçirecek, mücadele gerekçesi olacak başka bir şey olabilir mi?

Kadın Eksenli Kurtuluş İdeolojisi; özgürlük aşkı ve aşk işçiliğinin güzelleştirdiği Önderliğimiz tarafından Zilan yoldaşın yol göstericiliğine katılmanın ve tanımlamanın tarihsel adımıdır. Sema yoldaş bu adımı, “kadınların özlemlerinin ve umutlarının dili” olarak tanımlamış, heyecanla karşılamış, yaşamsallaştırmak için usanmadan, yılmayan mücadeleci kişiliğinde somutlaştırmak istemiştir. Önderliğimiz Sema yoldaşın bu mücadeleciliğini sahiplenmiş ve kadın partileşmesini, bu öncülüğe katılarak geliştirmiştir. Her iki yoldaş da kadın ideolojisinin ve partileşmesinin yaşam önderleridir. Kadın özgürlüğüne dayalı demokratik, ekolojik toplum paradigması ve demokratik sosyalizm ideolojisinin özü, mayası olmuşlar, öncülüğünü yapmışlardır. Tarihsel kökleriyle, direniş ve özgürlük damarıyla doğru temelde buluşmanın gücünü ve bu gücün yarattığı toplumsal iradeyi temsil etmektedirler. Özgür bir yaşam ve toplum umuduyla direnen, mücadele eden her kadın için başka bir iradeleşme, başka bir gerçekleşme biçimi yoktur. Sevginin, aşkın, özgür yaşamın gerçek emekçileri olmanın yolu, Zilan ve Sema kişiliğinde bitmek tükenmek bilmeyen yaşam enerjisini anlam vermek ve sevgiyle, sabırla anlam biriktirmek, anlamlı yaşamlar, kişilikler yaratmakla mümkün. Aydınlıkları, direnişleri, özgür kadın, özgür yaşam özlemleri varlık ve mücadele gerekçemizdir.