Lilith’ten Şahmaran’a; mitolojinin özgür kadınları

- Armanc SARYA
638 görüntüleme

Mitolojik efsaneler ya da hikayeler çoğu zaman bize gerçekleri farklı bir dille anlatırlar.  Mitolojik olayları, şahsiyetleri iyi çözümlemek tarih hakkında, toplum tarihi hakkında birçok konuyu bilmemizi sağlar. Mitolojiler kendilerini güçlü ifade eden anlatılardır. Bin yıllar boyunca insanlar kendilerini mitoloji ile dile getirmişler. Dilleri şiirseldir, yaşanan olaylar efsaneler ile ifade edilir. Toplum kendi yaşadıklarını efsaneleştirir. Mitolojilerin kadın ve erkek kahramanları aslında toplum içindeki bireylerdir. Toplumsal yaşanmışlıklardır aslında mitolojide anlatılan.

Mitolojik anlatımlarda en çok karşımıza çıkan karakterlerden biri de Lilith’tir. Erkek düzenine boyun eğmeyen, xwebun (kendi) olmaktan vazgeçmeyen kadının mitolojideki kişileşmiş hali Lilith hakkında bir çok hikaye, olay anlatılır. İlk olarak MÖ 3500 yıllarında Sümer ve Babil mitolojilerinde Lamaştu olarak çıkar karşımıza. Kanatları olan dişi bir ifrittir, yani kötü huylu bir cindir. Zaten cinlerin de Lilith’in Kızıldeniz ile birleşmesinden doğan çocukları olduğu belirtilir. Sümer inancında Lamaştu bebekleri kaçıran, onları yiyen ve yeni doğum yapmış kadınları öldüren bir varlık olarak anlatılır. Tanrılar tarafından lanetlendiği için kendisini kötülük yapmaya adamış, insan soyunu kurutmaya yemin etmiştir.

Lilith’in bu kadar karalanmasının sebebi, kadın öncülüğünde gelişen doğal toplum sisteminden egemen erkek öncülüğünde gelişen uygarlık sistemine geçişle bağlantılıdır. Özgür kadını ifade eden, bağımsız kadın kişiliğini, yaratımlarını ifade eden her şey kötülenmeye, lanetlenmeye başlanmıştır. Lilith’in bu kadar aşağılanmasına sebep olan bereketin temsili olan kadın doğurganlığının erkeğin hükmüne verilmesini kabul etmemesidir. Erkek rahipler ve hahamlar tarafından üretilen hikayelerde o bir şeytan, lanetli bir varlıktır. Böylece şeytanın çıkışı da kadınla bağlantılandırılır. Tek tanrılı dinlerde kendisinin ateşten, insanın ise topraktan yaratıldığını, kendisinin daha üstün olduğunu bu yüzden insana yani Adem’e secde etmeyeceğini söyleyen şeytan aslında kadındır. Şeytanın boynuzları kadının en bilinen sembollerinden olan ay’ın hilal halinden, renginin kırmızılığı ise ateşten değil, kadının regl kanamasından gelmektedir. Birçok tanrıça tasvirinde tanrıçalar güneş ve ayın birleşiminden oluşan bir taç takmaktadırlar. Kadına ait olan her şey, her sembol, biyolojik farklılıklar, kadın cinselliği, yaratımları lanetli bir olgu olarak yeniden inşa edilir.

LILITHBoyun eğmeyen Lilith

Liliht aynı zamanda kadın ve erkek bütünlüğünü ifade eder. Aynı ruhu, aynı bedeni, aynı duyguları paylaşan bir bütün olan kadın ve erkektir o. Bir adı Lilith, bir adı ise Samael’dir. Evrenin düalisttik yanını temsil ederler. Kadın ve erkeğin özgür bütünlüğü aynı zamanda evrenin hakikat dilinin bir ifadesidir. Bütünlüğün bozulması insan doğasının da yarım kalması demektir. Mitolojik hikayelerde bu bütünlüğün nasıl bozulduğunu da görürüz. Yunan mitolojisinde androjin insanlar – yani yarı kadın yarı erkek insan-  o kadar güçlü, akıllı, becerikli, üretkendirler ki tanrılara bile kafa tutmaktadırlar ve bu durumdan ödü kopan Zeus onları birbirinden ayırarak insanı cezalandırır. Zeus’un gazabına uğrayıp birbirlerinden ayrılan kadın ve erkek, birbirlerinden uzak kalsınlar diye dünyanın farklı yerlerine atılır. Amaçları tekrardan bir bütün haline gelmektir ancak tanrılar buna bir türlü izin vermezler. Peki, neden Zeus onları birbirinden ayırmıştır? Çünkü kadın ve erkek bir bütün olarak güçlü insanı, güçlü toplumu ifade eder. Tanrıları iktidar olarak yorumlarsak; iktidarlar karşılarında güçlü, örgütlü, bilgili, yaratıcı toplum istemezler. İnsan doğasına ve gerçekliğine karşı en büyük darbe bu şekilde vurulur. İtaatkâr insan tiplemesi yaratılmaya başlanır, bunun ideolojik yapısı inşa edilir.

Lilith’in aklı gibi bedeni de lanetlenir. Sembolleri lanetlenir. Yılan hayvanlar içinde kadın ile en fazla sembolleştirilen hayvanlar bir tanesidir. Birçok kadın heykelinin, tanrıça tasvirinin yanında yılan vardır. Yılan deri değiştirmesi ile ölümsüz bir hayvan olarak görülür. Yine bilge bir hayvandır. Ölülere yol gösteren odur. Şifacılığın sembollerinden biridir. Bütün bu özellikler aslında kadının özellikleridir. Bu yüzden kadın ile birlikte yılan da lanetlenir.

Lilith’in farklı birçok versiyonu vardır mitolojik anlatımlarda. Tiamat bir ejderha olarak anlatılır. Marduk ile büyük bir savaş vermiştir. Bu savaşta yenilen Tiamat’ın bedenin ikiye bölünmesinden yaratılır dünya. Burada da yine korkunç, kaosu ifade eden olarak anlatılır. Tiamat’a ait birçok sembol, kadına ait sembollerdir.

Yılanların şahı Şahmaran

Bir de meşhur yılan saçlı Medusa vardır, o kadar kötüdür ki (!) kendine bakan insanları, özellikle de erkekleri taşa çevirir. Mitolojik anlatılar incelendiğinde birçok benzer öyküyle karşılaşırız. Bu mitolojik hikayeler içinde Kürtlerin yakından bildiği bir yılan kadın vardır. Kürt mitolojisinde yarı kadın, yarı yılan olan bu kadın Şahmaran’dır. Adı yılanların şahı anlamına gelir. Mezopotamya masallarında, hikâyelerinde akıllı ve iyicil olarak tanımlanan belinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki maran adı verilen, doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlıktır. Kürt toplumunda özel bir yeri vardır Şahmaran’ın. Birçok mitolojinin aksine kötü, lanetli olarak anlatılmaz. Birçok Kürt masalında, bilge, şifacı, doğanın dengesini koruyan, merhametli olarak anlatılır. Halk tarafından sevilir Şahmaran hikayeleri, birçok evin duvarında Şahmaran’ın resimleri vardır. Şahmaran resimleri camlara, kumaşlara, kağıtlara boya ile nakış ile işlenerek Kürt kültürünün bir parçası olarak zanaatçılık işlerinde de yerini alır. Bu coğrafyanın sembollerinden biri olarak bilinir.

SAHMERANHikaye değil gerçek

Şahmaran’ın da diğer yılan kadınlara benzeyen hikayeleri vardır. O da mevcut uygarlık sisteminden uzakta yaşar, bir kadın olarak kendi doğasından uzaklaştırılmayı kabul etmez. Kendi doğal ortamını yaratmıştır, orada huzur ve barış içinde yaşamaktadır. Doğanın bir parçasıdır. Bilgeliğini herkesle paylaşır, yanına gelen Cemsab adlı bir delikanlıdan da esirgemez. Aşkını da paylaşır Cemsab’la. Aynı zamanda derin içgüdüleri, yaşam deneyimi ve bilgisi sayesinde sistemden gelen bu erkeğin bir gün ona ihanet edeceğini de bilir ve bunu ona da söyler. Bağımsız kadını kabul etmeyen egemen sistem Şahmaran’ın peşindedir. Onun gücünü, bilgeliğini istemektedir. Kadını kendine kurban ederek düzenini devam ettirmek istemektedir. En sonunda da bu amacına ulaşır. İnsanlığa her zaman iyilik yapan Şahmaran iyiliklerinin karşılığını katledilmek olarak bulur. Bunu önceden bilen Şahmaran yine de kendi bilgeliğini insanlık ile paylaşmaktan çekinmemiştir. Şahmaran’ın öyküsü de özgür kadının kimliğini anlatan, sisteme karşı duran kadını anlatan bir hikayedir. Her hikaye birbiriyle bir çok ortak özellik taşır, çünkü her toplumda yaşananlar birbirine benzer.

Örneğin Hesiodos’un Tanrıların Doğuşu adlı eserinde anlatılan Ekhidna Şahmeran’a birçok benzerlik göstermektedir.
Hesiodos eserinde Şahmaran’ı şöyle anlatmıştır;
“Ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen, bir mağarada doğdu bu azgın yürekli Ekhidna.
Yarı bedeni bir genç kızdı onun, güzel yanakları ve gözleri fıldır fıldır, yarı bedeniyse koskoca bir yılandı, korkunç. Her yanı benek benek amansız bir yılan. Yerin gizli deliklerinde kaybolan;
Mağarasında otururdu Ekhidna…”

Lilith, Tiamat ya da Şahmaran… Sistem karşısında kendine özgür yaşam anlayışı ve alanı oluşturmaya çalışan, kendi olmasını bilen hayal ürünü değil, gerçek kadınlardır. Bugün de özgürlük için mücadele eden her kadının beyninde ve yüreğinde bu kadınlar yaşamaktadır…