Yağmurun hikmeti

- Arjin NEWROZ
456 görüntüleme

Her insan bazen ağlamaya ihtiyaç duyar tıpkı çoğu zaman gökyüzünün de toprağı gözyaşlarıyla ıslattığı gibi… 

O günlerde yüreğim büyük bir deniz misali derin bir hüzünle suyun bir ucundan diğer ucuna bir kardelenler adası arıyordu. Sadece birkaç saniyeliğine de olsa ellerim onların ellerinde, gözlerim onların gözlerinde, yüreğim onların avuçlarında ısınmak istiyordu. 

Adımlarım beni birden dışarı doğru yeltendirdi. Başımı dışarı çıkardığım an yağmur damlaları yanaklarımdan süzülerek, saçlarımı taramak için beni patikaların gizemine çağırıyordu. Patikaya yetiştiğimde doğadaki tüm ağaçlar sarı yeşil ve kırmızının tüm tonlarıyla bana gülümsüyordu. Sonbaharın hafif esintisiyle yapraklar salına salına eşlik ediyorlardı. Ve bir de beni hayranlıkta bırakan sis denizi, uzun zamandır dağları görmemişçesine büyük hasretle boydan boya sarılmış, zirvelerine baka kalmıştı. Tıpkı benim de zirvelerden gözlerimi alamadığım gibi…  

Gerillalara kuşlar ve rüzgar eşlik ediyor

Yağmur her zaman güzeldir, bereketin ve doğuşun harcıdır, ama bir de bu yağmur gerilla yürüyüşlerine eşlik edince bir başka güzelleşiyor, anlamlılaşıyor. Tepeye çıkmak üzere harekete geçen bir kadın gerilla takımına erişince gözlerim, yavaşça patikalardan süzülerek onlarla harekete geçti bedenim. Dünya güzeli kahkahaları her yerden duyuluyor, çakan şimşekler bile bastıramıyor bu yaşam sevinci yüklü kahkahaları. 

Üşümek ne ki,  öylesine sıkıca ellerini tutan yoldaşların olduktan sonra. Bir çocuk misali birbirinin ellerinden tutunarak ilerleyen kadın gerillalar, yağmurun şerefine uzun pınarlar misali saçlarını özgür salmışlar. Anın anlamına varma bu anda, benim gözümde gerçekleşiyordu. Üst üste şarkılar söyleyen bu gerillalara kuşlar, ağaçlar ve rüzgar eşlik ediyor. Doğa ile gerillanın arasında büyülü bir bağ var. 

Gerilla kutsallığının zamanıydı

Ellerimin üşüdüğünü hissettiğim o anda onlara doğru yine baktım ve onların o gülüşleri tüm soğukları kırıp götürüyordu. Birden her biri bir tarafa doğru koşmaya başlayor. Ne olmuştu acaba diye düşünürken her birinin kucağında odun kümesi olduğunu görüyorum. Evet, yine muhteşem gerilla ateşinin, gerilla kutsallığının zamanıydı. Hemen onlara doğru elimde birkaç odun ve fotoğraf makinamla koşuyorum. 

Kısa bir merhabalaşmadan sonra bir gerilla, kutsal ateşi tutuşturuyor. Her birinin gözlerinde farklı bir şey görüyordum, neyse ki sonra açılan sohbetlerimiz bu gerillaların gözlerindeki o sırları ardı ardına açığa vuruyor. Her biri yağmura anlatmıştı başlarından geçen olayları, anıları ve o anları beraber yaşadıkları yoldaşlarını. Belki bedenler farklıydı ama dile gelen ve yaşanılanlar yine bu yaşamın felsefesiydi.  

Yüreğinden denizler vadediyorlar

Sonunda beklenen an gelmişti. Gerilla kadınlar el ele halaya tutuşmuşlardı. Ağızlarından dökülen Kürtçe şarkılar ve zılgıtlarıyla tüm tanrı krallara meydan okurcasına haykırıyor, halay çekiyorlar. Belki acının en büyüğünü göğüsleyen onlardı. Çünkü onlar her an halkların özgürlüğü için canından can, bedeninden parça, yüreğinden denizler vadediyorlar. Onları bu anın hakikat değerine ulaştıran ise içlerindeki özgürlük tutkusu, intikam hırsı, sevgi, değere bağlılık ve zafere kilitlenmiş olmalarıydı. 

Ve artık vakit, tepeye doğru yol alma vaktiydi. O anların hiç bitmesini istemesem de güzel bir tokalaşmadan sonra kadın gerillalar, her zamanki muhteşem endamlarıyla tek sıra halinde sis denizi arasında kayboldular. 

Kendimi yeniden patikaların gizemine vurdum. Patikanın bir kısmına ulaştığımda sık ağaçlar bana eşlik ediyorlardı. İşte o an, zaman dursa da sonsuzluğu yaşasam diye geçirerek, yolu sonlandırmaya koyuldum. Daha bizleri nice sonsuz yollar ve yolcuların beklediğini düşünerek….