Yüreğe değen ezgi ROZA

- Eylem RONİ
17 görüntüleme

Roza, deniz mavisi bir yürek

Roza, güneşin çevresinde maviye çalan beyaz

Roza, yüzünü güneşe dönmüş yeryüzünün yeşil yüzü

Roza, her yaprakta biraz daha yeşillenir

Roza, her yağmurda yeniden can bulur

Roza, her açan çiçekle umutla sarmalanır gülüşleri

Anlamı arayan insan, anlam deryasında alevlenerek buharlaşmak ve göklerde bir bulut olup sonra yeniden bir damla olarak o deryaya düşmek için kulaç atıyorcasına azimle yaşar ve öyle savaşır.

Fedai; düşlerini gülüşlerine sığdırıp, gülüşlerini düş güzelliğinde saçan güzel yüreğin sahibidir. Her düşte bir zirvesi ve anlamı, her gülüşte gizli bir düşü vardır. Fedai; düşündüğünü dile getirip, dile getirdiğini pratiğe geçirendir. Fedai ruhu kendinde yaratan Roza yoldaş da bu layıkıyla temsil edenlerdendir. Yaşamı fedaice nefesleyip son nefesini de fedaice estirmiştir.

Onun için emek vermek, sevebilmekti. Sevmeyi her zaman emek vermek ve birbirinin iradesini kırmadan paylaşmak olarak dile getirirdi. Emeğe ve sevgiye yaklaşımı onu devrim yükünü de aynı değer ve istemle sırtlamaya götürmüştür. Bu sebeple kendisini yaşama ve yoldaşlarına karşı sorumlu görerek, yaşama verdiği emek kadar yoldaşlarına da emek verir; zorlanmaları karşısında onlarla ilgilenmeyi seçerdi. Fakat bu bir kereye sığdırılmış bir tartışma, paylaşım halini almazdı. Süreklileşen bir ilgilenme kendini yoldaşına katma halindeydi ki, kazanımcıydı, yardımcı olan, çözüm getirendi. Yarım kalan hiçbir işi kabul etmez, müdahale eder tamamlardı. Roza, yoldaşının yürek ortağıydı.

Kendisi olma savaşımı

Yüreğini bu sevgi ile her an özgürleştirmeye yakın tutan Roza yoldaş, bunun ancak güçlü bir yaratım ve mücadele ile gerçekleşebileceğinin bilincindeydi. Yoldaşlarıyla ilişkilerinde bu mücadele ruhu ile yaklaşarak sürekli özgürlük mücadelesini kendisiyle yürütüyor, kadını tanımaya çalışıyor ve tanımalarını anlama kavuşturarak sürekli bir sorgulamayı da hep canlı tutuyordu. Esas olan doğru ve anlamlı bir yoldaşlık kurmaktı ve o bunun arayışçısıydı.

Yüreğini güzelliklere ve gerçeklere, anlama açmış insan bunlarla savaşım karşısında zorlukları ve yalnızlığı da göze almıştır. Yalnızlık fiziki bir olgu olduğu kadar, benzeşmemek ve bu yüzden ötekileşmektir aslında. Kendi olma savaşımını veren biri için asıl olan; özselliği korumak ve özüne ulaşıp, öz benliğini yaratmak, yaşatmaktır. “Yalnız olan bir gerilla olamaz. Yalnızlık, gerillayı ifade eden bir kavram değildir” derdi. O, anlama yolculuğunda kendi olma kavgasını verdiğinden yüreğini de bir o kadar acıya ve yalnızlığa açmıştı. Bununla birlikte asla yalnız kalmadı çünkü kendi olmayı başardı ve özlü yüreği ile yoldaşlarının yüreğinde yerini aldı. Kendisi olmayı başaran yürek asla yalnız olmaz.

Öze dönüş

Özgeçmişine dair sayfalara döktüğü şu notlarda şu cümlelerle tanımlamıştı doğrudu mekanı: Adım Roza Helin. 1981 Dersim doğumluyum. Alevilik kültürü ve inancıyla büyüdüm. Bilge insan Dersim ve aleviliğe dair şöyle demişti: “Alevilik bir kimliktir ama ucu kapalı bir kimliktir. Bunu açabilmelidirler. Dersim’in kültürü alevi kültürüdür. İşte beş bin yıllık tarihten bu yana gelen direniş kültürü var. Hurrilerden bu yana süregelen bir direniş kültürü var. Gerek Dersim’dekiler gerekse de diasporadakiler aleviliğin gerçek anlamda temsilciliğini yapabilmeli, bu konuda çalışma yapmalıdırlar. Dersim’i tarihi gerçekliği içinde ele almak gerekir. Alevileri tanırım, vefakar ve çok çekmiş insanlardır, iyi niyetlidirler. Onların yaşadıkları yerleri gezdim dolaştım.”

Evet Önderliğin dediği gibi bütün aleviler öncelikle kendilerinde direniş kültürünü ve öze güçlü dönüşü gerçekleştirmeleri gerekiyor. Önderliğimizin Dersim tarihi ve alevilik geleneğine ilişkin değerlendirmelerini okuyup kendimi oluşturmaya çalıştım. Aslında Önderliğin felsefesini tanıdıkça evrendeki varlığımın anlamını, doğada ve tarihteki yerimi daha iyi bilince çıkartmaya çalıştım. Öndeliği ve hareketimizi tanıdıkça 2001 yılında Avrupa’dan özgürlük saflarına katıldım. Partiye katılmamda etkili olan en temel husus gerilla mücadelesi ve kadın özgürlük mücadelesi olmuştur. Kürdistan’ın her karış toprağı, dağı, taşı benim için kaybedilmiş hazineydi. Ülkemin topraklarına ayak basınca tüm çelişkilerim çözüldü ve anlam okyanusunda hazineye kavuştum. Kandil, Xinere, Zagros, Dersim alanlarında kalarak ülkemin güzelliklerini soludum.

Roza’da kültürleşen direniş

Dersim’li olmak, Dersim’de doğmak, büyümek, çalışmak, kendi başına bir tarihe şahitlik etmek demektir. Dersim bilge bir ana gibi büyütür evlatlarını, binyılların direniş tarihi ile süsler çocuklarının masallarını. Doğan her çocuk Dersim’de iki yol olduğunu bilir. Ya düşmanın saldırılarına boyun eğeceksin, ya da direniş kültürüyle başı dik yaşayacaksın. Başı dik, gururlu onurlu Dersim neler görmedi ki? Sırf kendi olmak istediği için, başkalaşmayı kabul etmediği için işkencelerden işkence beğendirtilmedi mi Dersim de? Direnenler boyun eğmeyenler canlı canlı yakılmadı mı Cizre’nin bağrında? Mekanların yaşanmış zamanların ruhunu taşıdıklarına inanırız hep. Bin yıllardır neye tanıklık etmiyor ki Dersim? Taşı, toprağı, suyu kısacası doğası ve insanıyla neler görmedi ki, ama her seferinde daha da direngen oldu. Bu kimlik Roza’da kültürleşti, asileşti ve tarih oldu.

Roza yoldaş bir çocuğun uçurtmasının peşine vermesi misali Dersim hayalinin peşinden koşarken Zagros’a gideceğini öğrenmişti ve duygularını şu sözlerle çökmüştü kaleme:

“Zagroslar’a gidiyorum. Gönül isterdi ki çocukluk hayallerimizi gerçekleştirmek istediğimiz alanlara gidelim. O hayallerimizi gerçekleştirme zeminini ve gücünü kendimizde geliştirmek için Zagroslar’daki pratiğimizi güçlü bir şekilde tamamlamak istiyoruz. Bu pratikten sonra çocukluk hayallerimi gerçekleştireceğime inanıyorum. Dersim’ in  hem tarihi hem de direnişinin benim yüreğimde başka bir yeri var. Orada yer almanın benim için başka bir anlamı var. Gönül isterdi ki ilkbaharda gidelim ama olmadı. Bir dahaki baharda bu hayallerimi gerçekleştireceğime inanıyorum. Zagroslar’da aldığımız birikimi pratikleştirme şansımız var şimdi. Birey kendini ne kadar güçlendirirse, örgüt de o temelde güçlenir.  Geçen yıl tarih bize bir şans tanımıştı. Tarihin verdiği bu şansı değerlendiremedik. İkinci bir şansı elde edebilmek için güçlü bir pratiğin sahibi olacağıma inanıyorum. Bu temel de Zagroslar’a gidiyorum.”

“Artık söz değil pratik zamanı”

“Artık söz değil pratik zamanı” diyerek alıp düşlerini koyulmuştu yola Roza. Zagros’da her şeye “Ben varım’’  demesiyle belirmişti hafızalarda. Çünkü Onun için artık eylem vaktiydi, her an bir eylemdi ve o her eyleme fedai ruhuyla katılım sağlamalıydı. Yine bir gün “Eylem var” denilmişti. Eylemde saldırıya geçecek arkadaşların savunulması gerekiyordu. Tereddüt etmeden “Ben hazırım” demiş ve hazırlığını yapmaya başlamıştı. Zaten duruşuyla, yoldaşlık sevgisi ve bilinciyle çalışmıştı. Tam da Önderliğin “Anlamlı yaşayan savaşandır” belirlemesine uyan fedai bir savaşçıydı Roza.

Onun düşü Dersim dağlarında bir gerilla olmak ve orada savaşmaktı. Dersim’e gitmeyi her fırsatta öneriyordu. Bu olmayınca da anlayışla karşılıyor; “Olsun, neresi olursa olsun, yeter ki çalışalım, emek verelim’ der ve gittiği yeni mekana uyum sağlardı.

Bir özgürlük yürüyüşüdür Roza

Ve nihayet hayallere ulaşmanın zamanı gelmişti. 2012’de örgütün en ağır görev ve sorumluluklarını omuzlayan Roza, Kürdistan’ın tüm dağları ve patikalarında izlerini bırakarak Dersim’e yol almıştı.  Dersim’e ulaşmak hakka kavuşmak gibiydi. Hakikat kapısının eşiğinden en zorlu sınavı geçerek dervişlerin dergahında anlamın içinde erimekti. Zarife’nin intikamı, Bese’nin asaletidir Roza. Dersim kadınları hiçbir zaman özgürlük değerlerinden uzaklaşmadı. Fırsat bulduklarında kayada açan bir çiçek misali yeşerdiler. Tıpkı Roza gibi.

Bir özgürlük yürüyüşüdür Rozanın hikayesi. Roza, Seyit Rıza’nın boyun eğmeyen mirası. Ataları gibi direngen, savaşçı, kültürüne, toprağına bağlı asi isyancı bir siluet.

Ölümün gözleri değince anlamlı yaşamın gözlerine, o an ezgisi olmuştu bombanın sesi, göğe yükselen küllerin özgürlük dansının.

Derler ki; aynı bedene sığmaz birkaç yürek,

Derler ki; aynı nefesi solusa da ciğerin, aynı rüzgâra değmez.

Oysa fedai; bir yüreğe gizler bütün yürekleri,

Sevdası gözlerinde saklıdır, düşleri gözlerinde fedainin…

Umut Roza’nın, bağlılık Ferhat’ın, inanç Destan’ın gözlerinde;

Ve Aşk; Roza’nın, Ferhat’ın, Destanın yüreğinde…

Ayrı yüreklerde filizlenip, tek yürekte açan bir çiçek kılar kendini sevda

Ve sonra yaprakları birbirine sarmalanmış bir gonca misali sarmalanır yürekleri fedainin…

Her biri bir yaprak yürek.

Yüreği yoldaş yüreğine sarmalanır fedainin…