Evrensellikle boşa çıkan komplo

- Rûşen Samsat
116 views
“Bireyde tarihin ve bir halkın bu denli yoğunlaşması pek az yaşandığı gibi, bir bireyin de bu denli bir yalnızlık yürüyüşü ile bir tarihi ve halkı yoğurması ve yürütmesi az görülmüştür” diyor Rêber Apo, kendi gerçekliğini tanımlarken. Son çeyrek yüzyıllık tarih içerisinde yaşananlar bütün açıklığıyla bu gerçekliği doğrulamaktadır.

Uluslararası komplonun 25. yıllık tarihinde uluslararası hegemon sistemin bütün saldırı konseptlerine ve İmralı işkence sisteminde katmerleşen mutlak tecrit koşullarına rağmen, işleyen ve sonuç alan; Rêber Apo’nun yukarıda ortaya koyduğu diyalektik olmuştur. Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve Kürt halkını, önderliğinden koparmak amacıyla Rêber Apo’nun Kürt halkı ve dünya ile mutlak bir iletişimsizlik halinde tutularak etkisinin kırılmasına dönük başından beri hukuk dışında kurgulanmış İmralı sistemi, son 25 yıl içerisinde ve özellikle 2015 sonrası geliştirilen ‘çöktürme planı’ ile Kürt halkına yönelik tüm soykırım ve imha politikalarının merkezi haline getirilmiştir.

Tam bir konsensüs içindeler

Mutlak tecrit ve hiçbir hukuki sürece dayanmayan üst üste verilen disiplin cezaları, avukat ve aile görüşmelerinin tümüyle ortadan kaldırılması ile birlikte Önderliğe yönelik tehdit, şantaj ve dayatmalar en üst düzeye çıkarılmıştır. Gelinen aşamada Önderliğin güvenliğinin ve sağlığının ne durumda olduğu hiçbir şekilde bilinmemektedir. Bu konuda başta AKP-MHP faşist rejimi olmak üzere uluslararası güçlerin, uluslararası insan hakları kurumlarının, uluslararası mahkemelerin ve hukuk kurumlarının örtülü veya zaman zaman açık bir şekilde ortak hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Uluslararası alanda çeşitli mahkemelerin veya kurumların kimi dönemlerde aldıkları tedbir kararlarının veya mutlak tecritin ihlal olduğuna dair kararlarının İmralı sisteminde işletilmediği, dolayısıyla örtük bir uzlaşmanın yaşandığı görülmektedir. Kimi heyetler adaya gitmiş olmasına rağmen, Önderliğin durumu ya da ziyaretlerin sonuçları hakkında hiçbir şekilde en ufak bir bilgi ve rapor kamuoyuna sunulmamıştır. Bu konuda tam bir konsensüsün olduğu açıktır.

Hegemon sistemin krizi ve komplo

Uluslararası hegemon sistem, 2000’lere hem sistemsel olarak yaşadığı hegemonya krizi, hem de bizzat Ortadoğu’da bölgesel olarak yaşadığı egemenlik zaafı ile girdi. Buna karşın halklar nezdinde yol açtığı tepki ve alternatif arayışlarla elbette… Küresel hegemonyanın yeni bir konsept ile kendi hegemonyasını yeniden tesis etme, egemen sistemin kendi içerisinde gittikçe büyüyen ve tehlike arzeden rekabeti bir şekilde sınırlandırma veya erteleme, fakat en önemlisi de alternatif paradigma ve devrimci hareketleri etkisizleştirme ve sistem içileştirme politikalarının yoğunlaştığı bir süreçte uluslararası komplo gerçekleştirildi. Uluslararası komplonun gerçekleştirilme biçimi, zamanlaması ve kurgulanmış olan İmralı sistemi, pratik gerçekleştirilme boyutlarıyla ve failleri ile birlikte açığa çıkmış olsa da, komplonun derinliği ve uluslararası hegemonya için anlamı hala derinlikli ve küresel politikalar bağlamında değerlendirmeyi gerektiriyor.

Komplo ardından küresel politikalar

Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne ‘Önderliksizlik’ dayatılarak kapsamlı askeri-siyasi ve kültürel soykırım hedeflendi. Hemen ardından Irak’a, Afganistan’a müdahaleler ve “Küresel Terörizmle Mücadele” adı altında yeni bir konsept devreye konuldu. DAİŞ, El-Kaide, Boko Haram ve daha birçok irili-ufaklı terör ve çete grupları özellikle Ortadoğu alanında beslenerek halklara musallat kılındı. “Arap Baharı” adı altında halkların dikta rejimlerine karşı gelişen isyanları küresel hegemon güçlerin birçok müdahaleleri ve bölge dizaynı için kullanıldı ve yönlendirildi. Ortadoğu 2000’li yıllarda iç çatışmalara, “terörle mücadele” adı altında sayısız savaşların zemini haline getirildi.

Alternatif sistemle boşa çıkardı

Milliyetçi ve dinci çelişkiler körüklenerek birbirine boğazlatma operasyonlarına tabi tutuldu; hala tutulmaktadır. Diğer yandan dünya çapında gelişen alternatif sol-sosyalist arayışlar ve toplumsal, ekolojik ve özellikle kadın özgürlüğü eksenli mücadelelere yönelik kapsamlı askeri ve siyasi operasyonlar gerçekleştirildi. Birçoğu ya marjinalleştirildi, ya da sistem içi mekanizma ve siyaset zeminine çekilerek etkisizleştirildi. Önderlik İmralı esaretinde, bu süreci 3. Dünya Savaşı olarak tanımladı; bununla da kalmayıp günümüze kadar yaşanan bütün gelişmeleri ve olasılıkları öngördü. Kapsamlı sistem analizleri ve ideolojik-felsefik tespitleri ile demokratik modernitenin zihniyetini, temel güçlerini ve çözüm yollarını  demokratik konfederal sistem inşasında demokratik-ekolojik ve kadın özgürlükçü bir paradigma olarak sistemleştirdi. Uluslararası komplo özünde Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve Önderliğini etkisizleştirmek, Kürt demokratik uluslaşmasının önüne geçmek için gerçekleştirilirken, Reber Apo İmralı direnişi ve ortaya koyduğu yeni paradigma ile  sonuna kadar evrenselleşmenin kapısını araladı.

Hesaplar tutmadı

Kürt Özgürlük Hareketi’nin uluslararası komplo ile tasfiye edilebileceği, Önderliğinin etkisizleştirilebileceği, Kürt halkının yoğun soykırım saldırıları altında iradesinin kırılacağı, en “makul” işbirlikçi ve ihanetçi Kürt varlığının bu zemin üzerinden  palazlandırılabileceği ve kullanılabileceği hesapları tutmadı. Tersine; Önderliğin paradigması ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin etkisiyle Rojava-Şengal ve hatta Güney Kürdistan’da DAİŞ ile mücadelede ve bu alanlarda geliştirilen demokratik özerk ve kadın özgürlükçü sistem deneyimleri ile insanlığın yüreğinde büyük bir sempati ve giderek zihninde derin etkiler bıraktı. Burada uluslararası komployu en fazla boşa çıkaran boyut kuşkusuz paradigmanın Ortadoğu’yu aşarak evrensel düzeyde etki yaratması ve yayılmasıdır. Bütün insanlık dışı uygulama ve eşi görülmemiş mutlak tecrit koşullarındayken, Önderliğin evrenle buluşması, dünya halklarına kavuşması, kadınları derinden etkilemesi muhteşem! Bu buluşmanın, kavuşmanın ve etkilemenin ikinci aşaması olarak hızla sınırları aşarak politikleşmesi önemli olacaktır.

Hamle mücadele kararlılığını gösterdi

10 Ekim 2023 tarihinde küresel çapta özellikle enternasyonalist-devrimci-demokratik güçler tarafından başlatılan “Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” Hamlesi bu anlamda diğer bütün hamlelerden farklı dinamikler içermektedir. Bangladeş’ten, Filipin, Güney-Afrika, Kenya’ya, Amerika’dan Avrupa’nın her ülkesine, Latin-Amerika’dan Hindistan’a kadar dünyanın her yerinde bu hamleye katılım sağlandı. Bu gelişmenin daha hızlanarak ve daha yoğunlaşarak gelişeceği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Kürt halkının, Önderliğinin fiziki özgürlüğü için mücadele kararlılığını ve direncini ortaya koymaktadır. Kürt halkı Önderliğin çözüm gücünü ve iradesini yoğun soykırım saldırıları altında yaşayarak çok iyi gördü ve Önderliğin özgürlüğü konusundaki kararlılığının esasta varolma ve özgürlükteki ısrarı olduğu mesajını çok net verdi.

Açlık grevleri bir çağrıdır

Kürt halkı kendi özgürlüğünü ve geleceğini Önderlikte görmektedir. Gerilla direnişinin özü ve ruhu, Önderliğin özgürlüğüne kilitlenmiş olmasıdır. Bu kadar yoğun tekniğe dayalı işgal ve soykırım saldırılarına karşı bu denli kahramanca direniş ve etkili mücadele, esasta bu öz ve ruha dayalıdır. Zindanlarda -ki Önderliğe yönelik tecrit sisteminin giderek daha fazla yayılarak yerleştirilmeye çalışıldığı alanlardır- başlatılan açlık grevi eylemleri ve tutsak ailelerinin nöbet eylemleri hamlenin yoğunlaşarak daha üst bir düzeyde yürütülmesi için bir çağrı niteliğindedir. Mücadelenin bütün cephelerinde Önderliğin özgürlüğüne kilitlenme  -gerilla, toplumsal zemin, zindanlar, siyasi, diplomasi, sanat gibi- bütün alanların ortak ve bütünlüklü mücadelesi hamleye daha fazla ivme kazandıracak ve süreklileştirecektir. Kürdistanî ve toplumsal eylemsellik boyutu ile evrensel boyutun giderek bütünleşmesi ve ortak bir mücadele zemininde hamlenin zirve yapması oldukça önemli olacaktır. Başta Avrupa olmak üzere bütün ülkelerdeki parlamentolarda sorunun gündemleşmesi, hükümetler üzerinde baskı oluşturulması, özellikle hukuki anlamda Önderliğe yönelik mutlak tecrit koşullarının kaldırılmasına yönelik çalışmaların yapılması, yine hamlenin özellikle geniş kesimlere ulaşması için güçlü enformasyon çalışmalarının örgütlendirilmesi, Önderlik paradigmasının bütün dillerde halklara ulaştırılması ve yayılması hamleyi yeni bir evreye taşıyacaktır.