Diz çökmeyenler

- Hêja ZERYA
132 views
2014’ün sonunda yürürlüğe giren ‘Çöktürme Planı’ Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen uluslararası komplonun yarım kalan ayağının, Kürt soykırımının tamamlanmasını amaçlıyordu. Son Kürt isyanı olan Dersim İsyanı Önderi Seyit Rıza’nın son sözü “ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun”, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne büyük bir dert olmuş olmalı ki, diz çöktürmeye ahd etmişti. Bu yüzden Seyit Rıza’nın başı dik, dimdik ayakta duran, direnen torunlarına diz çöktürmek ‘son’ soykırım planının adı olarak belirlenmişti.

Seyit Rıza’yı görüşmeye çağırarak yakalayıp katleden aynı devlet aklı, ‘barış görüşmeleri’ adı altında katliam planlarına hız vermişti. Önder Apo’nun büyük kuşku ve titizlikle yaklaştığı görüşmelerin arka planı yüzyıla damgasını vuracak Lozan soykırım zihniyeti ile örülmüştü. 24 Temmuz 2015’te, tam da Lozan’ın yıldönümünde, uçaklarla Medya Savunma Alanları, Kandil’e saldırması ile olmayan masanın devrilmesi ardından yaşananların hepimiz tanığıyız.

En büyük hedef umut kırmaydı

(Diz) Çöktürme planı ardından on yıl geçti. 2006-2009 yıllarında Sri Lanka’da Tamil Eelam Kaplanları ve Tamil halkının başına getirilenler PKK ve Kürt halkının başına getirilmek istendi. Bütün işkence, şiddet, tutuklama, katletme, tecavüz, işgal ve göç ettirme saldırılarına paralel en büyük hedef “umut kırma” olarak öne sürülmüştü. Çünkü “Umut zaferden daha değerlidir” diyen Önder Apo, en zorlu süreçleri büyük atılımlarla karşılama gücü ve iradesini temsil etmekteydi. Umudunu yitirenin her şeyini yitireceğinin bilincini yoldaşları ve halkına adı gibi belleten Önderlik tarzı ve özgürlük hareketi geleneğini yaratmıştı. Plan gereği, öz yönetim direnişleri sürecinde yerleşim yerleri yerle bir edildi, kentler kuşatıldı. Kitlesel imha, insanları diri diri yakma, zindanlarda katletme, tutuklama, göçerterek insansızlaştırma, ormanları yakma, ağaçları kesme rutin faşizm uygulamalarına dönüştü. Her alanda işgal, imha, soykırım Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî işgal edildi. Rojava ve Başûr’a sınır ötesi saldırı ve operasyonlar, SİHA saldırıları ve suikastlerle devrimciler, yurtseverler, kadın öncüler katledildi. AKP-MHP dinci-milliyetçi en geniş faşist cephe oluşturularak Kürdistan ve Türkiye’de askeri, siyasi, ideolojik, kültürel, ekonomik saldırılar yoğunlaştırıldı. Bu uygulamalara karşı çıkan, direnen, deşifre eden birey, örgüt-kurum, basın, siyasi parti vb tutuklama, görevden uzaklaştırma, sürgün dayatıldı. Operasyon biçimine dönüşen seçimler, kayyum atama; faşizmin sistematik uygulaması haline gelerek direnen, örgütlü halk iradesini kırma yöntemleri yaygınlaştırıldı. Medya tekeli ile göreve çağrılan özel savaş uzmanları ile toplumu manipüle etme ve tüm dünyayı “terörle mücadele” adı altında kandırma faaliyetine hız verildi. Yüzyıla Kürt ve kadın soykırımı ile yön vermek istiyorlar Önder Apo’ya dönük 3 yıla yaklaşan mutlak tecrit, İmralı soykırım sisteminin karakterini ortaya koyarken Kürt’ün yaşadığı her yerde sistematik olarak aynı siyaset uygulandı. Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar, Medya Savunma Alanları’na günübirlik uçak, kimyasal-yasaklı silahlarla, keşif saldırıları ile gerillayı nefessiz ve hareketsiz bırakma, planın diğer parçası olarak devam etmekte. Hegemonik güçler 3. Dünya Savaşı’ndan yeni bir devrimci çıkış ve dalganın yayılmasını engellemek için, yüzyıla Kürt-kadın soykırımı ile yön vermek için küresel ittifak içindedir. Çökertme planı küresel hegemonya planlarının bir parçası ve yerel ayağı olarak yürürlüktedir.

‘Çöktürme’yi hedefleyenler çöküntüye uğruyor

Gelinen aşamada soykırım planı 12 Eylül faşizmini aratmayan bir kırım ve teslimiyeti dayatırken direnen Önderlik, parti, gerilla, halk ve kadın iradesiyle bir bütün örgütlü güç sonuç almasını engellemektedir. Her aşaması adım adım uygulanan planın insansızlaştırma, örgütsüzleştirme, toplumsal dağılmaya, kültürel asimilasyona yol açan etkileri olsa da sonuç alamamıştır. Yarım yüzyıllık özgürlük mücadelemizin köklü direniş ve savaş deneyiminden beslenen umutlu, iradeli ve örgütlü gerilla, kadın ve halk gerçekliği komplo ve çökertmenin önünü almaktadır. 2023 yılına yön veren Sara ve Ruken, Rojhat ve Erdal yoldaşların fedai eylemleri, tünel direnişleri, 2024’ün yönünü belirleyen Zap’ta Türk ordusuna ağır darbe vuran gerilla devrimci operasyonları (diz) çöktürme planı yapanların büyük çöküntüye uğradığına/uğrayacağına işarettir.

Yeni dönemin zafer çizgisi

12 Ocak’ta Zap’ta gerçekleştirilen Şehit Helmet Derêluk devrimci operasyonunda yoğun kar ve kış koşullarına rağmen inancı ve umudu güçlü gerilla iradesi ‘modern donanımlı’ her tür devlet tekniğini aşmış ve orduya büyük kayıplar verdirmiştir. Yakılan asker çadırları, mevzileri ve eylemin başarısını “Arşa Romi agir girtiye” (Romi’nin göğü ateş aldı) haykırışıyla karşılayan gerilla ruhu yeni dönemin zafer çizgisini ortaya koymaktadır. Devrim ve özgürlük tutkunu, teslimiyeti ve köleliği yanına yaklaştırmayan, başarıya kilitlenen, örgütlü ve bilinçli kişilikle zafere kilitlenmenin yolunu aydınlatmaktadır. Sömürgeci, komplocu, işgal ve katliamda ısrar eden bütün saldırı ve planların nasıl bir ruh, bilinç, örgüt, eylem ve stratejiyle boşa çıkarılacağını göstermektedir.

Örgütlü birey ve halk gerçekliği

Basit ve sıradan yaşam özlemleri, modernite kültürünün sunduğu sahte özgürlük hayalleri bu eylem ve fedai ruhun yükselttiği devrim ateşinde kül olmaktadır. Özgür ülke, özgür toplum ve özgür yaşamda ısrarı, devrimci ve yurtsever olmanın temel ölçüsü olarak sahiplenen, özgür varoluş çizgisine yönelen saldırılara örgütlü, meşru savunma gücü ile karşı koyan birey ve halk gerçekliği komplocuları boşa çıkaracaktır. Bu konuda yaşanan gevşeklik, örgütsüzlük, sistemin verili yaşam ve kişiliğine, liberal özgürlük eğilimine açık kapı bırakan yaşam-kişilik-pratiğe karşı radikal bir mücadele zorunluluğu kendini dayatmaktadır. Demokratik sosyalizm ve radikal demokrasi mücadelesini yükselterek demokratik ulus ve demokratik konfederalizmi ulus-devlet tekçiliği, merkeziyetçiliği, milliyetçiliği, soykırımcılığına karşı geliştirmek, örgütlemek, evrensel bir çözüm anahtarına dönüştürmek tarihsel bir zorunluluk-sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

İmralı soykırım sistemi kadın soykırım sistemidir

Kadın öncüleri katletme çöktürme planının merkezinde yer almaktadır. Kadın özgürlük mücadelesinin öncülerine, Rojava kadın devrimine, devrimin inşasına öncülük eden kadınlara dönük saldırı, katletme; seçilmişlere dönük tutuklama, tecavüz-şiddet-sömürünün her biçimini kadın emeği ve bedenine dayatma bunun göstergesidir. Sözde barış görüşmelerinin başladığı dönemde Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşların katledilmesi, kadın özgürlük çizgisine, militanlığına ve devrimine duyulan kinin kusulmasıdır. Sara-Sakine yoldaşın katledilmesi Kürdistan özgürlük mücadelesinin açığa çıkardığı kadın özgürlük bilinci, eylemi, devrimci-toplumsal özüne saldırıdır. İmralı soykırım sistemi, kadın soykırım sistemidir. Uluslararası komplo ile sonuçlandırılmak istenen soykırım planı, aynı zamanda kadın soykırımını içermektedir. En son Kerkük’te Firyal Sileman Halid yoldaşın katledilmesi özgür kadın kişiliğinde ısrar eden toplumsal öncülüğe saldırıdır. Paris katliamının, Süleymaniye’de Nagihan Akarsel yoldaşın, Paris’te Evin yoldaşın katledilmesinin bir devamı ve erkek egemen sistemin kadın düşmanlığının stratejik ve sistematik karakterini ortaya koymaktadır. Kadın devriminde ısrar, örgütlü gücünü geliştirerek toplumsal özgürlük devrimine, ulusal birlik ve demokratik ulusa öncülük etme, komplo ve çöktürme planlarının boşa çıkarılmasında belirleyici yere sahiptir. Yurtseverlik bilinci ve kültürünü derinleştirerek devletli sistemin yoğun saldırı, savaş, işgal, göç ve katliam amaçlarını boşa çıkarma; toplum, toprak ve kültürünü koruma, savunma ve geliştirme, bunun çok yönlü mücadelesi içinde olma örgütlü kadın ve halk mücadelesinden, devrimci halk savaşından geçer. Tarih ve düşman bilinci, kapitalist modernite sistemi ve zihniyetini tanıma, bilme ve buna karşı toplumsal bilinç, örgüt, eylem ve yaşam gücünü geliştiren örgütlü birey, halk ve kadın duruşu ile sömürgeci sistemin komplo ve tecridini aşabilir, Önder Apo ile özgür koşullarda birlikte yaşama, mücadele etme ortamını yaratabiliriz. Seyit Rıza’nın direniş çizgisini zaferle taçlandırabiliriz.