Sosyalizm bayrağını yükseltmek

- Hêja ZERYA
62 views
Her 1 Mayıs sosyalizme inancı tazeleme, özgür yaşam uğrunda can verenleri anma, anıları ve mücadelelerine sahip çıkma zamanlarıdır. Bütün dünyanın işçilerini birleştirmekten bütün dünyanın kadınlarını birleştirmeye evrilen yeni bir sosyalizm anlayışı ile yeni yüzyılı ve bin yılı karşılamaktayız.

Bilimsel sosyalizmin kenarında duran kadın özgürlük anlayışı demokratik sosyalizmin merkezine taşınarak sosyalizmi gerçek özüne kavuşturdu. Bu özle başka bir anlam yüklenen 1 Mayıs en ötelenen, görünmeyen, ücretsiz işçi ana-kadın emeğinin yaşamı yeniden üreten ve yücelten gücünü keşfetmeye evrildi. 1 Mayıs ana-kadın emeğinin keşfi, tanımlanması ve hakkının verilmesine vesile oldukça işçi ve emekçinin emeği doğru tanımlanmış olmaktadır.  Ana-kadın emeği demokratik sosyalist yaşamın, ilişkilerin ve üretimin öz kaynağıdır.
1 Mayıs ana-kadın bayramına dönüştüğü oranda emeğin ve özgürlüğün gerçek bayram günleri yakalanmış olmaktadır. Bütün dünyanın ezilenlerini, emekçilerini birleştiren ana-kadın emeği ve bu emek etrafında örülen eşitlikçi ve özgürlükçü yaşam ilişkileridir. 1 Mayıs, bu emek ve özgürlük bilinci ile yeni enternasyonalizm anlayışını örmenin ve örgütlemenin eylem zamanlarıdır. Birlik, mücadele ve dayanışma ruhu, düşüncesi ve eylemine ivme kazandıran tarihi bir gündür. 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinden 1 Mayıs 1886’da ABD’nin Chicago kentine uzanan, dalga dalga yayılan ve ivmesi yükselen işçi eylemleri 8 saatlik işgünü, çalışma koşullarının düzeltilmesi, insanca muamele istiyorlardı. Chicago’da yüzbinlerce işçinin katıldığı eylem ardından yoğunlaşan saldırılar, tutuklama ve işçi önderlerinin idamına direniş ve mücadeleyi süreklileştirerek, yükselterek cevap verilmiştir. Katledilen sosyalist işçi önderlerinin mücadelelerine sahip çıkmak amacıyla 1889’da 2. Enternasyonal toplantısı 1 Mayıs’ı işçi ve emekçinin birlik, mücadele ve dayanışma bayramı olarak kararlaştırmış, o günden bugüne yasakları, katliamları aşa aşa dünden bugüne bir direniş köprüsüne dönüşmüştür.

Kadın emeği ve emeği toplumsallaştırma

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de 1857 yılında dokuma işçisi kadınların direnişinin kırılması için fabrikada diri diri yakılmasına karşı direnişi süreklileştirerek cevap olma amacı taşır.  ABD’nin New York kentinde dokuma işçisi kadınların direnişi de eşit işe eşit ücret, 8 saatlik iş günü, insanca çalışma koşullarının sağlanmasına dönüktü. 8 Mart ve 1 Mayıs birbirini tamamlayan ortak amaç ve mücadele geleneğine sahiptir. Kadın emeği ve emeği toplumsallaştırma, özgürleştirme mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Sosyalizmin özünü oluşturan bu ortaklık toplumsal yaşam ve üretimin temelidir. 8 Mart ruhu, coşkusu, direnişi ile 1 Mayıs’lara yön vermek, kadın bilinci, emeği, özgürlüğü ile bütünleştirmek yeni dönem enternasyonalizminin doğrultusunu belirlemektedir. Enternasyonalist ruh ve bilince öncülük eden kadın özgürlük çizgisi, kadın kurtuluş ideolojisi ve kadın paradigmasıdır.
Dünya demokratik kadın konfederalizmi dünya demokratik halklar konfederalizmine öncülük ederek enternasyonalist ruh, düşünce ve eylemini şekillendirmektedir. 8 Mart’lar ve 1 Mayıs’lar kadınlar ve halklar arasında özgürlük ağlarını örmenin, özgür düşünce, irade, kişilik ve yaşam gücünü geliştirmenin emek zamanlarıdır. Kadına ve erkeğe özgür kimlik kazandıran, özgür eş yaşamı ören bu emek kutsal bir emek, emek sahipleri kutsallık zamanlarının özgür öznelerine dönüşen güzellik ve özgürlük abideleridir. Özgür kadın ve toplum mücadelesi özgürleşen, güzelleşen özneleri açığa çıkarmakta, sevgi ve aşk kaynağına dönüştürmekte, Önder Apo’nun formüle ettiği “Hakikat aşktır, aşk özgür yaşamdır” gerçeğine yürürlülük kazandırmaktadır.

Yaşamı üreten kadın emeği

Ana-kadın emeği kutsal bir emektir. Yaşamın inceliklerini bilen, ören; sürdürülmesi için günü ve geleceği hesaplayan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında doğru tespit eden ve giderilmesi için zengin yol ve yöntem sahibi emek ustasıdır. Yaşamı üreten, koruyan ve güvenceye alandır. Hz. Muhammed de bir hadisinde “Cennet annelerin ayakları altındadır” demektedir. Ananın bastığı yer cennet, üzerine titrediği yaşam iyi, güzel, doğruluk ilkeleriyle örülü, kimsenin kötülüğünü düşünmeyen bir yaşamdır. Cenneti görmek, cennet dünyada yaşamak isteyen ana-kadını tanımak, olurunu almak ve hakkını vermek zorundadır. Ana emeğinin dokunduğu yaşam cennet tadında ve muhteşemliğinde bir yaşamdır.
Dinler ikinci büyük cinsel kırılma ile kadın kimliğinin kırıma uğratılması, emeğinin görünmez kılınması ve toplumsal yaşamdan dıştalanmasında hakikatte büyük bir yarılmaya yol açsa da toplumsal ve kültürel öze işaret eden boyutlarını anlamak ve yaşamsallaştırmak da önem taşımaktadır. İnsanlık, cennetini üç büyük dinin çıkış mekanı olan bu topraklarda kaybetti. Cennet yaşamı cinsler arası ilişkilerde özgürlük dengesini bozan, köle kadın-egemen erkek çelişkisini tarihin temel çelişkisine dönüştüren emek hırsızı, kurnaz erkek eliyle bozuldu. Mitolojilere konu olan ve dalga dalga bütün dünyaya yayılan, farklı versiyonlarla aynı gerçeği anlatan Kurnaz Enki-İnanna çelişkisi, çatışması ve büyük emek hırsızlığına karşı büyük emek savunuculuğu, mücadelesinde aşikardır.

Sosyalizmin özü kadın özgürlükçüdür

Demokratik modernite paradigmasına dayanan yeni sosyalizm, enternasyonalizm anlayışı ve mücadelesi Kurnaz Enki-İnanna çatışmasını İnanna lehine çözmeyi amaçlamaktadır. Ana-kadın yüreği, beyni, emeği ile güzelleştirilen yaşamla dünyayı özgürlük mekanına dönüştürerek insanlığı yeniden cennetine kavuşturmayı hedefleyen bir mücadeledir. Demokratik sosyalizm emek hırsızlığına ve hırsızlarına geçit vermeyen, hiyerarşik ilişki ve tahakkümü aşarak emeğini ve özgürlüğünü koruyan, demokratik konfederalizmi öz güç ve öz yönetim sistemine dönüştüren özgürlük ideolojisidir. Kadın kurtuluş ideolojisi ile demokratik sosyalizm ideolojisi emeğin, kadının, toplumun ve doğanın kurtuluş ideolojisi, kadın devriminin can suyudur. 8 Mart’laşan 1 Mayıs’lara doğru halkların, kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü-bayramı kutlu olsun!