Cezayir’den dünyaya açılan ses: Assia Djebar

- Fidan YILDIRIM
46 views
Takma adıyla Assia Djebar olarak tanınan Fatima-Zohra Imalhayéne Cezayirli bir romancı, çevirmen ve film yapımcısıydı. Fransız vatandaşlığı almıştı. Çok sayıda roman, kısa öykü, şiir ve denemenin yazarı olan sanatçı, tiyatro senaristliği de yaptı ve ağırlıklı olarak belgesel niteliğinde birçok film yönetti. Eserlerinin çoğunda kadınların karşılaştığı engellere değinmiş, feminist duruşuyla dikkat çekmiştir.

Djebar için, “sıklıkla kadınların yazma hareketleriyle ilişkilendiriliyor, romanları açıkça Cezayirli kadınların soy kütüğünün yaratılmasına odaklanıyor ve siyasi duruşu sömürgecilik karşıtı olduğu kadar şiddetli bir şekilde ataerkillik karşıtı” diye yazıyor Jane Hiddleston, “Assia Djebar: Feminizmlerle Diyalogta” adlı incelemesinde. Djebar, Kuzey Afrika’nın önde gelen ve en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. 16 Haziran 2005’te, Fransız diliyle ilgili konulardaki başlıca Fransız konseyi olan Académie française’ye (Fransız Akademisi) seçildi. Mağrip’te bu tanınmayı elde eden ilk yazar oldu. Oklahoma Üniversitesi ve onun uluslararası edebiyat yayını Worldliterature Today’in sponsorluğunda iki yılda bir düzenlenen Neustadt Uluslararası Edebiyat Ödülü’ne 1996’da çalışmalarının tamamıyla layık görüldü. Nobel Edebiyat Ödülü’ne hak görülen bir isim olarak da sık sık anıldı.

Fransa’nın seçkin okullarında ilk Cezayirli

30 Haziran 1936’da Cezayir’in zengin bir sahil kasabası olan Cherchell’de doğdu. Chenouas Berberi kökenli ailesi Cezayir alt orta sınıfına mensuptu. Babası Tahar Imalhayène bir öğretmendi, annesi Bahia Sahraoui adını taşıyordu. Djebar çocukluğunu Mouzaiaville’de (Mitidja) babasının da öğretmen olduğu Fransız okulunda ve ardından Blida’daki özel bir Kur’an yatılı okulunda okuyarak geçirdi. Okuldaki iki kız öğrenciden biriydi. On yaşından itibaren Blida kolejinde okudu ve orada eski Yunanca, Latince ve İngilizce öğrenmeye başladı. Sınıfındaki tek Müslüman öğrenciydi. 1953 yılında lisans diplomasını aldı ve ardından Cezayir’deki Bugeaud Lisesi’nde edebiyat hazırlık sınıfına girdi. 1954’te Paris’te Lycée Fénelon’da edebiyat hazırlık sınıfının ikinci yılını okudu. Öğretmenlerinden biri Fransız filozof, etnolog, direniş savaşçısı ve üst düzey memur Dina Dreyfus’tü. Djebar 1955’te tarih okumayı seçerek Sèvres’teki École Normale Supérieure de Jeunes Filles’e (kız çocukları için normal yüksek okul) katılarak Fransa’nın en seçkin okullarında eğitim gören ilk Cezayirli ve Müslüman kadın oldu.

Grev nedeniyle okuldan atıldı

1956’dan itibaren Cezayir’deki baskıyı protesto etmek için Cezayirli Müslüman Öğrenciler Genel Birliği-UGEMA’nın grev çağrısına uydu. Greve katıldığı için okulundan atıldı. İlk romanı La Soif’i (Susuzluk) 1957’de bu vesileyle yazdı. Ailesinin tepkisini çekmemek için Assia Djebar takma adını kullandı. ‘Assia’ teselli, ‘Djebar’ ise uzlaşmazlık anlamına geliyor. Tiyatrocu Ahmed Ould-Rouis ile 1958’de evlendi ve Kuzey Afrika’ya gitmek üzere Fransa’dan ayrıldı. Evliliği daha sonra boşanmayla sonuçlandı. Djebar, Cezayir Savaşı nedeniyle kesintiye uğrayan eğitimine Tunus’ta devam etti. General de Gaulle’in, 1959’da “edebi yeteneği” nedeniyle okuluna geri alınmasını bizzat talep etmesine karşılık Djebar, o yıldan itibaren Fas’taki Rabat Edebiyat Fakültesi’nde Mağrip’in modern ve çağdaş tarihini okudu ve öğretti (1959-1962). Aynı zamanda İslamolog Louis Msignon’un yardımıyla Tunuslu kutsal kadın Lalla Manoubia üzerine bir tez projesi hazırladı.

Fransız sömürgeciliğine yanıt

1 Temmuz 1962’de, bağımsızlığını kazanmış olan Cezayir’e dönen Assia Djebar Cezayir Üniversitesi’nde Fransızca bölümünün başkanlığına getirildi. Orada modern ve çağdaş Cezayir tarihi üzerine dersler veren tek profesör oldu, aynı zamanda felsefe dersleri verdi. “Les Enfants du Nouveau Monde” (Yeni Dünyanın Çocukları) adlı kitabı burada yayınlandı. 1967’de de “Les Alouttes Naives” (Naif Tarla Kuşları) kitabı çıktı. 1965-1974 yılları arasında Paris’te yaşadı, ardından tekrar Cezayir’e döndü ve 1974-1980 yılları arasında Cezayir Üniversitesi’nde Fransız edebiyatı ve sinema dersleri verdi. 1980 yılında Cezayirli şair Malek Alloula ile evlendi. 1983’ten 1989’a kadar Fransa Sosyal İşler Bakanı tarafından Cezayir göçünün temsilcisi olarak Sosyal Eylem Fonu-FAS’ın Yönetim Kurulu’nda görevlendirildi. 1985 yılında çıkan Fantasia: Bir Cezayirli Süvari Alayı adlı kitabında, Cezayir bağımsızlık mücadelesinde kadının yerini anlatır. Fransız sömürgeciliğine yöneltilen en sert yazım eserlerinden biri olan kitap, Fransız egemenlerin ürettiği Arap kadın imajına da bir yanıttır aynı zamanda.

Dil benim için ‘hayır’ demek

1995 yılında ABD’deki Louisiana Eyalet Üniversitesi’nde profesör olan Assia Djebar aynı zamanda Louisiana Fransızca ve Frankofon Araştırmaları Merkezi’ni de yönetti. 2001 yılında New York Üniversitesi’nde profesör olmak için Louisiana’dan ayrıldı. 2002 yılında Gümüş Sandalye Profesörü olarak atandı. Viyana (Avusturya), Concordia (Montreal) ve Osnabrück üniversitelerinde fahri doktor ünvanına sahip Djebar, Fransız dili mirasını korumakla görevlendirilen Fransız Akademi’ye kabul edildi. Kuzey Afrika’dan kuruma seçilen ilk yazar, Akademi’ye katılan beşinci kadın oldu. Ağırlığı roman olmak üzere birçok eser kaleme alan Djebar’ın eserlerinden bazıları şunlardır: La Soif (1957, Susuzluk), Les Impatients (1958, Sabırsızlar), Les Enfants du Nouveau Monde (1962, Yeni Dünya’nın Çocukları), Poèmes pour l’Algérie heureuse (1969, Mutlu Cezayir İçin Şiirler), Rouge l’aube (Tiyatro, 1969, Kızıl Şafak), Loin de Médine (1991, Medine’den Uzakta), Les Nuits de Strasbourg (1997, Strasburg Akşamları), Nulle part dans la maison de mon père (2008, Babamın Evinde Hiçbir Yer). Ayrıca üç filmi vardır. 11 Ekim 2000’de, barış ödülü alma vesilesiyle yaptığı konuşmada şöyle anlatır: “Fransızca olarak yazıyorum, ki bu dil sömürgeci bir dil. Ancak sevmeye, acı çekmeye, dua etmeye ana dilim olan Arapça ile devam ediyorum. Bunun dışında dilimin kaynağı Roma emperyalizmine uzun süre direnen, anaerkilliğin epey bir süre hâkim olduğu kraliçe Touregs’in dili olan Berberi dili. (…) Dil indirgenemez; kökleşme ve yeniden kökleşme başka bir deyişle soyağacı arzusudur. Eğer daha da vurgularsak ben eğer Kelt, Bask veya Kürt olsaydım o dilin gelişim sürecindeki bazı gerekli durumlarda dil benim için “hayır” demek olurdu… Devletin, dinin veya belirgin bir baskının ağır iktidarının açığa çıktığı olaylarda, tüm bunları silmek için “hayır” demek, kafamızın içinde, sessizliğimizde, çekiciliğin toplumsal dayatmasının reddinde kullanılır bu ilk dilimiz.  Sömürge ülkeden bir  kadının yaşadıklarının, aynı zamanda Arap dünyasında İslami reformun sesi olarak bilinen Djebar’ın eserleri 23 dile çevrildi. Eserleri birçok ödül aldı. 6 Şubat 2015’te Paris’te 78 yaşında vefat etti ve Cezayir’de çok sayıda uluslararası şahsiyetin de katıldığı görkemli bir törenle toprağa verildi. Assia Djebar kendi öyküsü de dahil olmak üzere Cezayirli bir kadın yazar olarak kadınlara şu mesajı verir ‘Mezarı olmayan kadın’ kitabında: “Hikâye ilk anlatıldığında merakı giderir, diğer seferlerindeyse özgürleştirici bir etkisi olur.”