Bir Önderlik ve halkın kopmaz bağları…

- Leyla Viyan
216 görüntüleme

TURKEY-SYRIA-KURDS-PKK-OCALAN-FILES

Kürt halkı, kadınları ile Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan arasında güçlü bir bağ vardır. Bu bağın sadece duygusal ve sıradan bir bağ olmadığını en başta belirtmek gerekiyor. Önderliğimiz ölümle bocalayan bir halkın di

rilişini ve yaşama nasıl bağlanması gerektiğinin öncüsü ve mimarı oldu. Kapitalist modernitenin tarihimize, maneviyatımıza, evrenimize, tüm duygu-düşüncelerimize, kadınlık ve insanlık değerlerimize yönelttiği saldırıların, bizi biz yapan tüm hakikatlerimizde yarattığı tahribatları gidermenin bilme gücünü ve bilgeliğini yarattı. Yaşama anlam kattı. Anlam-yaşam-toplum-kadın bağlarını hiç koparmadan güç verdi, güç kattı. Derin bir anlamsızlık içinde boğulan insan ve toplumun, yaşamın sırına ermesi çok zor bir durumdu. Önderlik bunu dikkate alarak tüm acılı ve işkenceli hayat gerçeğine rağmen, bu hakikatin yollarını döşemeyi başardı. Yani bu toplumun gözü-kulağı oldu, beyni-yüreği oldu. Bir toplumun ruhu ve duygularıyla bütünleşti. Milyonların toplamı oldu. Önderlikle halk  arasındaki koparılmaz bağın sırrı bu  gerçekliktir. Kürt halkı ve kadınları artık parçalanamaz bir hakikattir. Bundan kaynaklıdır ki Önderliğin özgürlüğünü kendi özgürlüğü olarak ele almaktadır.

Yokluktan var eden hakikat…

Kürt halkı özgür bir toplum değildi, özgürlüğü için savaşabilecek ne gücü ne de bilinci vardı. “Kendi adına söz söyleyebilecek” bir cesareti dahi yoktu. Önderliğimiz, kendisinden dahi korkan bir toplumsal gerçeklikten bugün yeryüzünün en özgür ruhlu halkını yarattı. Bu toplumun gerillikleriyle kıyasıya mücadele etti, yanlışları ayrıştırdı, güzelliklerini açığa çıkardı.

Kürt’ün duygusu kalmamıştı, ezikti, yalnızdı, ürkekti. Önderlik, kendi duygusunu dahi tanımlayamayan bir halktan bugün erdemleriyle, onurlu duruşu ve yüce duygularıyla diğer halklara ilham olan bir gerçekliği yarattı. 

Önderliğimiz; kadın köleliğinin en çıplak yaşandığı, kadına ait tek bir değerin dahi kalmadığı, kadınların “kadın” olmaktan utandığı bir coğrafyada tanrıça kültürünü yeniden diriltti. Kadınların özgürlüğü Önderliğimiz için bir tutkuydu, devrimin en önemli ayağı kadınların kurtuluşuydu. Kadın için evlilik, aşk, aile, cinsellik, sosyal yaşam konularını sürekli sorgulattı, tüm bunların kadını düşürdüğü noktayı görmemiz için sürekli çabaladı. Özgür olmayan bir kadının özgür bir toplumun parçası olamayacağından hareketle kadınlara her daim “özgürleşin” dedi. Ve özgürleşme yolunda kadın iradeleşmesi ve örgütlülüğü için zemin yarattı, seferber oldu. Bunun için geri erkeklikle çarpıştı, çatıştı. Bugün tüm dünyanın gıpta ile baktığı Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi, Önderliğimizin en büyük eseridir. Yokluktan varlık yaratan, kimlik kazandıran, sesi dahi çıkmayan kadından öncüler yaratan bir hakikat… Kürt kadınlarının Önderliğine bağlılığın en temel kaynağı budur.

‘Önderliksiz yaşam asla’

‘Yarım kalmış projem’ dediği özgür kadın çizgisinin mimarı olan Önderliğimizin özgürlüğü bugün olduğu gibi yarın da en fazla kadınların temel sorunu olacaktır. Kadınlar geliştirdikleri her eylem ve örgütlülükte Önderliğin özgürlüğünü temel gündem olarak belirleme bilincine ve örgütlülüğüne ulaşmış bulunmaktadırlar. ‘99 komplosuna en fazla tepki gösteren kadınlar olmuştur. ‘Önderliksiz yaşam asla’ diyen kadınlar bütüm eylemselliklerin başını çekmiş ve örgütlü tepkilerini dile getirmişlerdir. Ağırlaştırılmış tecrit uygulamalarına karşı, kadınlar yine alanlarda olmuş, öfkelerini haykırmışlardır.

Şimdiye kadar Önderliğin özgürlüğü için birçok kampanya ve eylem düzenlenmiştir, açlık grevlerine gidilmiş, süresiz nöbet eylemleri tutulmuştur. İki yılı aşkın bir süredir Avrupa Konseyi ile CPT önünde aralıksız devam eden nöbet eylemi ile uluslararası toplumda duyarlılık yaratılmaya çalışılmaktadır.

Eylemlerimiz süreklilik kazanmalı

Şimdiye kadar yürütülen eylem ve kampanyalar anlamlı olduğu kadar yetersiz yanları da içinde barındırmaktadır. Bu eylemselliklerin süreklilik kazanması  ve bunun etrafında bir sürecin geliştirilmesi önemli olmaktadır. Önderliğimiz bizlerin kırmızı çizgisi ise, buna göre bir yaklaşımın açığa çıkması gerekmektedir. Sürekli devam eden tecrit işkencesine karşı 24 saat eylemde olmak en büyük insanlık ve yoldaşlık görevimizdir.

Peki neler yapabiliriz;

Tecrit işkencesinin siyasi yanlarını deşifre ve teşhir için uluslararası güçleri göreve çağırabiliriz.

T.C devletinin bu uygulamalarını, hukuksuzluklarını uluslararası alana taşıyacak platformlar oluşturabiliriz.

Küçük-büyük, etkili-etkisiz demeden, tanıdığımız tüm gruplara Önderliğimiz üzerindeki tecrit hakkında süreklileşen bilgilendirmelerde bulunabiliriz.

Yaşadığımız kentlerin işlek noktalarında belirli gün ve haftalarda info standları açabiliriz.

Önderliğimiz için düzenlenen kitlesel eylem ve kampanyalara farklı halklardan komşularımızı, dostlarımızı katabiliriz. Duyarlılık yaratmak açısından ilişki ve ittifak yelpazesini genişletebiliriz.

Yine yaşadığımız ülkelerin medya gruplarına belirli aralıklarla ama süreklileşen e-posta’lar gönderebiliriz.

Önderliğimiz üzerindeki ağır tecritin deşifre edilmesi için demokratik sosyalist, duyarlı çevreleri harekete geçirebilir, sesimizi ortaklaştırabiliriz.

BELGIUM-KURDS-TURKEY-DEMONSTRATIONEylem ve kampanyalarımızı zenginleştirebilir, çoğaltabiliriz. Ama burada önemli olan tüm bunların bir süreklilik kazanması, gündem oluşturması ve sonuç yaratmasıdır.

Avrupa sahasında tüm kurum ve örgütlerimiz, Önderliğin özgürlüğünü temel bir çalışma olarak merkeze almış bulunmaktadırlar. Keza Kürt Kadın Hareketi’nin 2 yıldır gündeminde olan “Kadınlar Önderliği ve özgürlüğü için eylemde” kampanyası çerçevesinde eylemler devam etmektedir. Genel anlamıyla yürüyen ve yürütülecek olan bütün kampanyalar ve eylemsellikler günübirlik değil, bir sürekliliği ve sonuç alıcılığı yakalamak zorundadır. Sadece tecrit işkencesine karşı değil, “Önderliğin özgürlüğünü sağlayana kadar eylemde olacağız” perspektifi ile sürece girmiş bulunmaktayız. Buna dönük de  başlatılan eylem planlamasına herkes tüm gücünü seferber ederek katılmalıdır.

Sadece Kürtler’in değil direnenlerin Önderliği

Önderliğimiz; direnenlerin, ezilenlerin, emekçilerin ve herşeyden önemlisi de ismi-cismi tarihten silinme ile yüzyüze kalmış bir halkın temsilcisidir. Ve günümüzde Önderliğimizin felsefe ve ideolojisi  sadece Kürtler ve Ortadoğu için değil, tüm halklar için bir yaşam umuduna dönüştü. İnancı ve direniş iradesi kırılan halklar ve kadınlar Önderliğimizin ideolojisi etrafında kenetleniyor. Rojava devrimi bunun en somut örneğidir. Sadece Kürtlerin değil, farklı halklardan enternasyonalist insanların Rojava’da özgürlük kavgası vermesi ve bu uğurda şehit düşmesi bunun en somut örneğidir.

Sonuç olarak; Önderliğimiz şahsında uygulanan ağırlaştırılmış tecrit, Kürt halkı üzerinde yürütülen inkar politikasının halen devam ettiğini ispatlamaktadır. Kürt halkının gerçekliği tıpkı kadınınki gibi tarihin derin karanlığında bırakılmaktadır. Her şeyden önce bu karanlığa odaklanmak ve ışığın gücüyle bu bu karanlığı aydınlatmak, ışığın sürekliliğini sağlamak önemlidir. Hepimiz de bu gerçekliği çok iyi biliyoruz; bu inşa edilmiş bir karanlıktır. Bu inşa edilmiş karanlığın farkındalığının oluşmasıyla onu yıkabilirsin. Onun kavgasını güçlü verebilirsin.