Barışa adanmış bir yaşam: Bertha von Suttner

- Fidan YILDIRIM
371 görüntüleme

Avusturyalı bir romancı, gazeteci, barış mücadelecisi ve Nobel Barış Ödülü alan ilk kadın olan Bertha von Suttner 9 Haziran 1843’de Prag’da aristokrat bir ailenin kızı olarak doğdu. Barones Bertha von Suttner, Kontes Kinsky von Wchinitz und Tettau namıyla aristokrat çevrelerin müdavimi olan Suttner’in babası Avusturya ordusunda feldmareşal, anne tarafından dedesi ise bir süvari kaptanıydı. Babası 75 yaşında daha o doğmadan vefat etmiş, Avusturya mahkemesi mensubu bir vasinin gözetiminde annesi tarafından büyütülmüştü. Çocukluğunda ve genç kızlığında birçok dil öğrenmiş, opera şarkıcısı olma hayalleri kurarak müzikle ilgilenmiş, çeşitli konularda kitaplar okumuş ve bol bol seyahat etmişti.

Kendisini müzik dünyasının en büyük yıldızı olarak gören Bertha üç kez nişanlanır. İlk iki nişanlısında aradığını bulamaz, üçüncüsü ise bir deniz yolculuğunda hayatını kaybeder. Daha sonraları bu yıllardaki kişiliğini ‘kendini beğenmiş ve yüzeysel’ olarak tanımlar. Militarist ve aristokrat bir aileden geldiği ve bu türden bir çevre içinde büyüdüğü için yaşamının ilk yarısında savaşları kaçınılmaz olarak değerlendirir. “Dünyadan savaşların tümüyle ortadan kalkması olasılığını düşünmek bile hayaldi” onun için. “Ağaçları yapraksız, denizi dalgasız tasavvur etmek gibi bir şey olurdu bu – savaş, insanlık tarihinin gerçekleşme biçimidir: İmparatorlukların kurulması, ihtilafların çözülmesi, hep savaşla sağlanıyor” diye düşünüyordu!

BERTHA VON SUTTNER 3Hayatının çalkantılı yılları

1873 yaz aylarında artık otuz yaşına gelmiş olan, bir opera yıldızı olma düşleri sönen ve annesine maddi bağımlılıktan kurtularak edindiği bilgi ve yeteneklerle yeni ufuklara yelken açmak isteyen  Bertha von Kinsky arayış içine girer. Aldığı iyi eğitime ve birkaç dil biliyor olmasına dayanarak, Avusturya’nın kuruluş yıllarında zengin bir soylu olan Avusturyalı Baron von Suttner’in dört kızına mürebbiyelik yapmaya başlar. Burada hayatının gidişatına büyük etkide bulunan, ayakları yere basan bir kadına dönüşmesini sağlayan bir olayla karşılaşır. Ailenin kendisinden yedi yaş küçük oğlu Arthur Gundaccar’la birbirlerine aşık olurlar. Zengin ve soylu Suttner ailesi bu ilişkinin farkına varınca ilişkiye onay vermeyerek Bertha’yı kovar.

Yeni bir iş aramak zorunda kalan Bertha von Kinsky gazete ilanıyla kendisi için sekreterlik ve ev kadınlığı yapacak birini arayan İsveçli zengin bir adamın ilanına cevap verir. Paris’te yanında çalışacağı bu kişi, dinamit ve patlayıcı jelatini bulan ve daha sonra da Nobel Vakfı’nı kuracak olan İsveçli kimyager Alfred Nobel’den başkası değildir. Ne var ki, Bertha Paris’te ancak bir hafta çalışmaya katlanabilir; sevdiği adamdan ayrı kalmaya dayanamayarak patronuna bir mektup bırakıp Viyana’ya döner. Arthur von Suttner ile gizlice evlenip Kafkasya’ya kaçarlar. Alfred Nobel, sekreterinin kendisini bırakıp gitmesine yol açan nedeni anlayışla karşılar ve ölünceye kadar Bertha ile dostluğunu sürdürür.

Toplumun barışı üzerine düşünceler

Kafkasya’da dokuz yıl kalan Bertha von Suttner ve eşi geçimlerini ağırlıklı olarak dil ve müzik dersleri vererek ve yazarlıktan kazanırlar. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na tanıklık ederler bu dönemde. Bertha bu yıllarda savaşı tarihsel önemi olan bir olay şeklinde değerlendirmektedir hala. Mültecilik yıllarında Bertha von Suttner eşi ile birlikte yaşadıkları yaşamın şiirsel bir tasvirini “Es Lövos” adıyla kitaplaştırır, dört roman yazar ve ilk ciddi kitabı “Inventarium einer Seele”i (Bir Ruhun Envanteri) kaleme alır. Bu son kitabında, eşi ile birlikte okudukları Darwin ve Spencer gibi evrimci yazarların bir toplumun barışcı ilerleme yoluyla kaydedeceği gelişme üzerine düşüncelerine dair kendi fikirlerini yazıya dökmüştü.

Von Suttner ailesinin kendileriyle barışması üzerine Bertha von Suttner ve eşi 1885 Mayıs’ında ülkelerine dönerek Güney Avusturya’daki Harmannsdorf çiftliğine yerleşirler. Yazarlığa devam eden çift 1886-87 kışını geçirdikleri Paris’te edebiyatçılar, hukukçular ve politikacılarla tanışarak uzun tartışmalar yaparlar. Tartışmalarının odağında ufukta yine bir savaşın olup olmadığı vardır. Bertha Paris’de eski patronu ve dostu Alfred Nobel’i de ziyaret eder.

Barış hareketiyle buluşma yılları

Almanya ve Fransa arasında gerginliğin olduğu bu süreçte Bertha, bir tanıdığından 1880 yılından beri Londra’da bir “Uluslararası Uzlaşma ve Barış Birliği”nin, yani bir barış hareketinin var olduğunu öğrenir. Hemen harekete geçerek bu barış birliği hakkında belgeler edinir. Okuduğu belgelerden büyülenmiş ve bu düşünceleri yaymaya karar vermiştir. Hemen ikinci ciddi kitabı “Das Maschinenzeitalter”e (Makine Çağı) yeni materyaller ekler. Çağını birçok açıdan eleştiriden geçiren bu kitap silahlanmanın ve abartılmış milliyetçiliğin yolaçtığı sonuçları önceden haber veren ilk kitaplardan biridir. 1889 yılı başlarında basılan kitap çok tartışılır ve eleştirilere konu olur. Bertha bu kitabın ardından bir roman yazmaya koyulur. Roman 1859, 1864, 1866 ve 1870-71 savaşlarını yaşamış ve sonunda kendisinden tamamen emin bir şekilde barış savaşçısı olup çıkan bir kadının yazgısı üzerinedir. “Die Waffen nieder!” (Silahları Bırakın) adını verdiği ve 1889 yılı sonunda yayınlanan bu romanı Bertha’nın savaşa dair eski düşüncelerinden kurtulup savaş yerine artık uzlaşma ve barış yoluyla gelişmeye tamamen inandığının da bir belgesi niteliğindedir.

Bertha Von SuttnerRomanı büyük yankı uyandırır

Bir edebiyat şaheseri olmasa da Bertha’nın adını savaşı kaçınılmaz sonuç olarak gören bakış açısına başkaldırının simgesine dönüştüren roman yayınlandığında tam bir bomba etkisi yaratır. Düşüncelerini destekleyenlerin yanısıra karşıtları da seslerini yükseltirler. Alfred Nobel şöyle yazar Bertha’ya: “Hayranlık uyandıran şaheserinizi okudum. Dünyada 2000 dilin konuşulduğu söylenir. Bence bu dillerin 1999’u fazlalık gibi geliyor bana. Fakat mükemmel eserinizin tercüme edilemeyeceği, okunamayacağı ve tartışılamayacağı bir dil kesinlikle yoktur.” Bu değerlendirme adeta bir öngörüyü ifade etmektedir. Zira Bertha von Suttner’in Nobel Barış Ödülü’nü aldığı 1905 yılında kitabı 37. baskısına ulaşmış ve tüm Avrupa dillerine çevrilmiş bulunuyordu.

Avusturyalı bir yazar olan Peter Rosegger romanı “çığır açan bir eser” olarak nitelerken, “Savaş ve Barış” romanının ölümsüz yazarı Leo Tolstoy, “Tanrı eserinizin ışığında savaşın ortadan kalktığını göstersin bize!” diye yazar Bertha’ya. Buna karşılık, onun düşünceleriyle alay eden Felix Dahn isimli biri şöyle bir şiir yazar: “Silah başına/Kılıç yakışır erkeğe/O savaşır/kadına susmak düşer/ Gerçi erkekler var ki günümüzde/Daha uygun olurdu/eteklikle gezseler!”

Lahe Barış Konferansı’na katılan tek kadın

O çağda büyük cesaret isteyen barış savaşını yalnızca sözcüklerle vermez Bertha, tüm benliğiyle kendini bu amaca adar. 1891’de  Viyana’da “Barış Derneği”nin Avusturya kolunu kurar ve uzun süre başkanlığını yapar. Ardından ilk kez bir uluslararası barış kongresine katılır ve “Bern Barış Bürosu”nun kurulabilmesi için bir bağış kampanyası örgütler. Bunu 1892’de Berlin’de kurulan “Barış Derneği” izler. 1899 yılında yapılan “Lahey Barış Konferansı”na katılan tek kadın Bertha’dır ve bu konferans hakkında yaptığı röportajı daha sonra kitap haline getirir.  Barış hareketi için yapılan her önemli kongre ve konferansa, genellikle de eşiyle, katılıp konuşmalar yapar ve “dönem tarihine ilişkin” eleştiriler yayınlar. Ölümünden sonra “Dünya Savaşının Önlenebilmesi İçin Verilen Savaş” adıyla ve iki cilt halinde yayınlanan bu eleştiriler bugünkü barış araştırmalarının da tohumları niteliğindedir. 1891 yılından itibaren yazılmış bulunan bu eleştiriler kadınların oy hakkı için verdikleri mücadele de dahil dönemin sorunlarının bir panoraması gibidir ve daha o zamandan Avrupa kıtasını ancak uzlaşmanın kurtarabileceği fikrine dayanmaktadır.

BERTHA VON SUTTNER 1Nobel ödülünü alan ilk kadın

1892 yılında “Alman Barış Derneği”nin başkanı ve arkadaşı olan Alfred Hermann Fried ile birlikte meşhur romanının adını taşıyan “Die Waffen nieder!” isimli bir barış gazetesi çıkarmaya başlar ve 1899 yılına kadar editörlüğünü üstlenir. Bu tarihten sonra onun yerine Fried’ın editörlüğünde “Friedenswarte” isimli gazete yayımlanmaya başlar, Bertha da ölümüne kadar bu gazete için güncel olaylar üzerine makaleler yazar.

1892 yılında Bertha kendisini barış hareketindeki gelişmeler konusunda bilgilendireceğine ve mümkünse bu hareketin etkililiği konusunda ikna edeceğine dair Alfred Nobel’e söz verir. Ocak 1893 yılında Alfred Nobel ona yazdığı bir mektupda bir barış ödülü projesinden söz eder. 1896  yılında yaşamını yitiren Nobel bıraktığı vasiyetinde servetinin bir kısmını barış ödülü için ayırmıştır. Nobel’in bu ödülü Bertha’nın çalışmalarının etkisi altında kalarak koyduğuna dair bir inanç vardır. Barışcı düşüncelerinden dolayı birçok çevrenin hışmını üzerine çeken ve aşağılanan Bertha von Suttner’in 1905’de 62 yaşına rağmen hala sürdürdüğü bu çalışmalarının ödüllerinden biri de aynı yıl aldığı “Nobel Barış Ödülü” olur. Ve bu ödülü alan ilk kadın olarak tarihe geçer.

Barış için yazmaktan vazgeçmez

Eşi ve mücadele yoldaşını 1902’de kaybettikten sonra da 21 Haziran 1914’de hastalıktan yaşamını yitirinceye dek barış için çalışmaya devam eder Bertha von Suttner. Birçok barış konferansına katılır, barış konuşmaları yapmak üzere Amerika da dahil birçok yerde turlar düzenler, barış için yazmayı sürdürür. Ölmeden önce son sözleri şunlardır: “Silahları Bırakın! Bunu herkese söyleyin… herkese…” Ne yazık ki, ölümünden yedi gün sonra Avusturya-Macaristan Prensi Franz Ferdinand eşiyle birlikte Sarayevo’da öldürülecek ve çok geçmeden de önüne geçmek için onca uğraştığı savaş, Birinci Dünya Savaşı başlayacaktır!..

Bertha von Suttner bugün de çeşitli pullar ve metal paralar üzerine resimleri basılarak onore edilmektedir. İki sinema filmine konu olmuş ve kitapları çeşitli dillerde okunmaya devam etmektedir.