Bitmedi daha sürüyor bu kavga  hem de çağlayarak…

- Nujiyan ERHAN
219 görüntüleme

*KDP çetelerinin saldırısı sonucu Şengal’de yaşamını yitiren devrimci ve gazeteci Nujiyan Erhan’ın kaleminden…

1-Ateşten gelinliklere sarınır Kürdistanlı genç kızlar. Alevlerle süslerler perçemlerinin düştüğü açık alınlarını. Ve bir kıvılcım yeter yüreklerindeki sevdayı tutuşturmaya. Evet, hep destanların yazıldığı Ortadoğu’da çoğu zaman erkek aşığın sevdası uğruna çektiği çileler dillendirilir. Ferhat’ın dağı anlatılır, Kerem’in ateşlerde yangını, çöllere düşen Mecnun… Oysa Şirin seyircidir, Leyla bir kurban, Aslı Kerem’in yanışına tanıklık eder yalnızca. Ama her şeye rağmen Ortadoğu’da direniş bir mirastır bizlere. Her ne kadar hep erkekler şahsında bu direniş sergileniyormuş gibi gösterilse de Bese’nin iradesini kim kırabildi? Peki Zarife’nin asaletini? Az mı dayandı Leyla Qasım erkek tanrıların zulmüne, Keça Neqede ipe gitti de tek kelime söylemedi? Ya da az mı Hatu Şahnaz’lar tanıdı bu diyarlar.

Büyük annelerimizin masallarında saklı tuttuğu birer destandı onlar. Gizli tutuldular tarihin yazılmaya cesaret edilemeyen sayfalarında. Tarih yok saydı belki onları, ancak bilinir ki tarihi hep egemenler yazar ve direnenler yüreklerde saklanırlar. Erkek egemen dünyada kendi toprakları uğruna bedel veren kadına bile tahammül yoktur. Kahramanlık bile erkeğin tekelinde olmalıydı, yalnızca ona ait ve ancak o sergileyebilirdi. Ancak bilmezlerdi ki yaşamın sahibinin tanrıçalar olduğunu. Hele insanlığın beşiği, neolitiğin merkezi Mezopotamya’ya sorsunlar kimlerin geçtiğini. O bilir kimlerin bağrında yeşerdiğini, boy verdiğini ve tohumlarını tüm dünyaya saldığını. Buralarda tahakküm azalmadı ki direniş azalsın. Kürdistan’da direniş hiç son bulmadı ki kahramanlar bitsin. Ve bu kahramanların kanlarıyla sulandıkça bu topraklar, her zaman yeni kahramanlıklara gebe kalacaktır yarınlar. Soykırım kıskacındaydı bir halk ve kahramanlar yeşeriyordu bu topraklarda. Her sancılı süreç yeni bir doğumun habercisidir. Her zorluk yenilikleri getirir beraberinde. Kürt Özgürlük Hareketi’nin 6 mayıs komplosuyla başını gövdesinden ayırma planlarının yapıldığı bir zamandı. Bu zamandı Dersim dağlarında bir kadının yüreğinde kasırgalar koparan. Fırtınalar sarmıştı her yanını. Bir çıkış aranıyordu yaşanan tıkanıklığa. Kadının ev eşyası konumuna karşı bir dönemin başlatıcısıydı Zilan. Erkeğin kendini savaş tanrısı sandığı zamanlarda barışın teminatı için savaşın en kızgın olduğu bir süreçte Güneşimizin komutanı ve yüreğimizin tanrıçası oldu. Zilan bomba olup patladı betonlaşan geri zihniyetlerde. Yıkmak ve yeniden yaratmanın adıydı. Yeni bir yaşam yaratıldı adını Zilan koydular. Özgürlük sembolü olup dikildi yaşatılmak istenilen asimilasyona karşı Dersim meydanında. Korku saldı dışarıdan gelen tüm saldırı cephesine. “Büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum” demişti ya, zulmün sahipleri hiç tanımadığı bir eylem tarzıyla tanıştı ve titredi tetikdeki elleri. Her an saldırı pozisyonundaydılar ancak Zilan yüreklerini parçalamıştı.

Bir çağ başlattı kendisiyle. Bir dönem başladı, adı Zilan oldu. Tarihte çağlar vardır, bir döneme damgasını vuran olaylardır bunları başlatan ve bitiren. Zilan “anlamlı bir yaşamın sahibi olmak istiyorum” dedi ve anlamlı bir yaşam yarattı tüm insanlığa. Sema ise onun takipçisi oldu. Bir senfoninin notaları gibi bir biri ardına ama birlikte. Tek ses, tek nefes gibi farklı zamanlarda farklı mekânlarda onlar yapılması gerekenlerin talimatını kendileri vermişlerdi. “An’a cevap olmak” tabiri en çok onlarda anlam buldu. Önder Apo şahsında bir halk yok edilmek ve uluslararası bir komployla esarete mahkûm edilmek isteniyordu. Bunu ilk hisseden ve gören kadın yüreğinin sesiydi Zilan ve Sema.

Özgürlük hareketinin direniş kaleleri zindanlar içten fethedilmek ve yozlaştırılmak isteniyordu. Buna sıkılan bir kurşundu Sema. Yapay ışıklandırmalara, yalancı güneşlere aldanmadı, tahammül edemedi. İhanete karşı beslediği kini alevlendi ve bedenini ateşe verdi. Bu ateşte yakmak istedi zavallı sistem figüranlarını. Bu ateşte eritmek istedi binyılların kadında yarattığı kölelik gerçeğini.

Gökyüzünde bir Güneş vardı ve ikincisi olamazdı. Karanlık yarınların habercisi sönük gök taşlarına aman vermedi. Bir çağrıydı Sema özgürlük için. Bu seslerle çınladı Kürdistan’ın dört bir yanı. Bu çığlıklarla on binler yürüyor ve ayakta. Bugün bu şehitlerimizin bizler için yarattığı onurlu yarınların teminatı olma uğruna yeni Zilanlar ve Semalara analık ediyor bu dağlar. Daha nice Zilanlar, Semalar tanıyacak. Daha nice Zilanlar ve Semalar yaratılacak. Çünkü bitmedi daha sürüyor bu kavga….