Kadını öldüren çarşaf erkeği yaşatmaz!

- KAKTÜS
221 görüntüleme

Bir Kızılderili özdeyişi dünyanın nasıl değişebileceğine dair şu rivayette bulunur: “Doğum yapan her şey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır.”

Peki erkekler ne zaman kainatın dengelerini anlayacak? Ya da şöyle sorayım: erkeklerin kainatın dengelerinden haberi var mı? Sokağa çıkıp bir sorsak acaba nasıl cevaplar alırdık? Hadi bunları sormayı da bıraktım. Varsın cevapsız kalsın bazı şeyler.

İnsanın dengesi bozulmuş, dünyanın dengesini nasıl rayda tutalım?!? Bir de üstüne “kainatın dengesini anlıyor musunuz” diye sorup kulaksızı kulaklı edip, kainatın da dengesinin altına dinamit koymasınlar!?!  Biz dengesiz dengesiz gidiyoruz zaten, bari uzaylıların, bilmediğimiz ve henüz varlığından haberdar olmadığımız gezegenlerin dengesi bozulmasın.

Sen ne dersin Sevgili Okuyucu? Düşünsenize dünyanın çivisini çıkarıp, insanı karanlık maddeye mıhlamışız. Sonra da çıkıp başka gezengenlerde hayat arıyoruz. Tuhaf değil mi? Tuhaflıklarımız bununla kalsa… Elimizden gelse karanlık maddenin sicimini yakalayıp, onu laboratuvarıdaki bir kavanoza hapsederdik. Siz asıl o zaman görürdünüz karanlık ne, aydınlık ne? Kainatın dengesinden ise kime ne? Kainatın duvarlarını titretirdik.

Şükür, çok şükür buna gücümüz yetmiyor. Elinizi tahtaya vurun canlar, umarım kainatın kanunları insanın bu arzularına yol vermez… Bunlar bize acı geliyor. Acı ama gerçek. Gerçek olması acıyı azaltmıyor, adeta yüreğe tuz ruhu dökümüşçesine yakıyor. Ve tabii ki biraz daha dengesizleşiyoruz. Bilemiyorum, insanın dünyada birini, hatta dünyayı tükettiği bir dönemde şöyle bir haber size de tufah gelmiyor mu?

“Hayatın mümkün olabileceği ve Dünya’ya benzeyen en yakındaki gezegen komşu güneş sisteminde bulundu. Proxima Centauri sisteminde Dünya ile aynı boyutlarda bir gezegene rastlayan bilim insanları, gezegenin yörüngesinin ve yıldızdan uzaklığının da su oluşumu için uygun şartları yaratıyor olabileceği görüşünde.

Proxima güneş sistemi, Dünya’dan 30 trilyon kilometre uzakta. Bugünkü teknolojiyle bir uzay aracının komşu güneş sistemine ulaşması için binlerce yıl geçmesi gerekiyor.”

Haber bu. Haberin eksiği var fazlası yok. Düşünsenize “hayatın mümkün olabileceği” deniliyor. Orada hayat mümkünmüş. Eee tabii sen burada hayatın içine nıç, sonra da git git ömrünün yetmeyeceği bir mesafedeki gezegende olasılık olan bir hayat ara. O da olasılık. Hadi benden yüzde 50 olasılık olsun, sizde üstüne bir on koyun yüzde  60 olsun. Bilim insanları da üzerine bir 20’lik atsın. Yüzde 80 ile orada bir hayat olsun. Zorlasan, zorlasan en uzun insan ömürü –ki o da bir, bilemediniz iki insan- 120 olsun. Tüm ömrünü o gezegene gitmek için kullansın. Daha yolun ilk çeyreğinde kemikleri fosil olur. Ha uzay aracı bozulmazsa bir ihtimal tozlaşan kemiklerin ulaşır. Ona da hayat demek biraz zor tabii!?! Sebep? Çünkü senin ömrün en fazla yüz yıl, yol ise binlerce yıl istiyor. Onun binleri var, ya senin? Ha diyeceksin “gelecekte bir gün olur, gideriz.” Tabii git, ama burada öldürdüğün hayatı başka yerde bulacağını mı sanıyorsun? Söyler misin sen hiç hayatın başlangıcı oldun mu? Hayatın soluğunu ruhunda hissetin mi? Peh, “komşu güneş sistemiymiş!” Ya sen bu dünyada komşuna gidemiyorsun, iki laf edemiyorsun. Bir tavuk yüzünden komşunu öldürüyorsun, ama üşenmeden komşu güneş sistemine mi gideceksin? Orada olası hayat üzerinden olası komşular edeneceksin. Hani bu dünyadaki komşuluk ilişkilerini bilmesem… Tövbe tövbe! Lafa bak, “dünya ile aynı boyutlarda…” “Su oluşumu için uygun şartlar” olabilirmiş. Madem dünya ile aynı boyutlarda bir yer arıyordunuz niye bizim dünyamızı yaktınız? Bedenimizdeki suyu gözyaşlarımızla kurutacaktınız da ‘suyun oluşum koşullarının şartlarını’ niye arıyorsunuz? Size nesi suyun oluşum şartları var mı, yok mu? Siz kuruttuğunuz gönüllere bir bakın. Yani siz sanıyor musunuz ki, kainatın dengelerini anlamadan kainat size güzelliklerde bulunacak? Hay aklınızı atlar tepiklesin, 40 yıl dengede duramayasınız. Yani sizce kara çarşafları üzerinden çıkarıp, yakan kadınlar, sadece DAİŞ zulmünden kurtulmuş olmanın sevincini mi yaşıyor? Hay ANA’mın tüttürdüğü cigaranın dumanı cigerinizi yaksın, aradığınız cenneti ıskalayasınız inşallah! Kadınların çektiği özgürlük zılgıtlarında sağır olasınız. O kör olası zihniyetinizin dengesizliğine gelip sırat köprüsünden düşesiniz. Proxima Centauri sistemindeki gezegene ulaşamayıp susuz kalasınız, dünyadaki çöllere muhtaç kalıp seraplarda sürünesiniz. Daha ne diyeyim. “Ne var, altı-üstü bir çarşaftı çıkardığınız” demeyin vallah “kara çarşaflara gelesiniz’ diyeceğim.

Çarşafı çıkardık ve tüm karasıyla yaktık. Oh ettik, çarşaflarla birlikte binlerce yıllık eril zihniyetinizi de yaktık. Artık böyle! “Özgürlük” var ne de olsa…Ya kainatın ruhunu, kanunlarını ve dengelerini anlayacaksınız ya da “hayatın mümkün olabileceği” 30 trilyon kilometre uzaktaki bir gezegene halat atacaksınız. Ama biz deriz ki, “dünya daha iyi bir dünya olmak üzere” değiştirmeye ne dersiniz? Benden söylemesi, kadını öldüren çarşaf erkeği yaşatmaz! Bu açıdan hayatın ve kainatın her zaman bir dengesi olmuştur. Yıkarsan, tükenirsin! Dualizmin gerçeği… Karar sizin.