Kazanı cadı kaynatmıyor

- Roni EYLEM
32 görüntüleme

Aylardır korona pandemisi ile yatıp onunla kalkıyoruz. Keşke her şey söylendiği üzere sadece el yıkamak, çok hijyen olmak, maske kullanmak kadar kolay olsaydı. Keşke tüm virüsler eldeki kadar kolay yok edilebilseydi. Maalesef su ve sabunla yok olmayan çok fazla virüs var. Hayatımızın her gözeneğine sızmış, kılcal damarlarımıza kadar nüfuz etmiş patriyarkal virüs…    

Toplumsal yaşamın her alanına hükmeden bu hastalıklı halin giderilmesi elbette kolay değil. Genetik bir kodlama gibi sürekli üreyen bir gerçeklik. Nereye baksan yüzüne çarpan, varlığın üzerine tahakküm kuran doğal olmayan ama öyleymiş gibi kabul gören bir hastalık. Bu illet aslında tüm kötülüklerin babası. Tersyüz edilen pandora aslında bu. Kazanı cadı kaynatmıyor, kazan da cadı da erkeğin erk’i.

Devlet katil sürülerini besliyor

Cins olarak şeyleştirilen kadına, bu erk, her şeyi söyleme ve yapma hakkını kendinde buluyor. Katlediyor, emeğini sömürüyor ya da emeğini görmüyor, hiçe sayıyor, rolüne kaderin mutlak mührünü vurarak, yaşamını her yanıyla ikincilleştiriyor. Erkeği şaha kaldırıyor, mahşerin atlısı gibi toplumun üzerine salıyor. Katil, tecavüzcü, hırsız olmak suç sayılmıyor. Hatta katiller, tecavüzcüler boy boy devlet erkanıyla resim çekiyor, saraylarda ağırlanıyor ve toplumun gözünde her gün ikonlaştırılıyor. Çirkinlik, kötülük böyle sıradanlaşıyor ve erkekler seri katile dönüşüyor.

Bu katil sürülerini elbette devletin kendisi besliyor, büyütüyor, el üstünde tutuyor. Soylu’nun en son açıklaması da kadınların nasıl bir güruhla mücadele ettiklerini görmeleri açısından önemli. “Kadın ölümlerini aile içi şiddet olarak tanımlamak gerekiyormuş, kadın cinayetleri olarak tanımlamak ve buna karşı mücadele etmek bir takım marjinal organizasyonların işi”ymiş minvalinde sarfedilen sözler, kadınlara karşı yeni bir saldırı dalgasının işaretleri. Yakında bu konu da vatan-millet edebiyatına bağlanıp, tüm kadın örgütleri ve mücadelesi de terör kapsamına alınabilir.

Bu argümanlarla toplumun gözü karartılıyor, linç kültürü geliştiriliyor, erkeklik kültleştiriliyor. Sorunu cins temelli olmaktan çıkarma, ‘erkektir döver de sever de’ teranesinin resmi ağzıdır. Bu tablonun sosyal medya versiyonu  çirkinliği daha fazla katlıyor.

Tecavüz kültürünün dışa vurumu

Fake news hesapları, troller almış başını gidiyor. Zaten geçen gün sosyal medya şirketi Twitter, AKP gençlik kolları gibi hükümetle bağlantılı aktörlerin propaganda ve hedef gösterme amaçlı kullandığı sahte ve ele geçirilmiş 7 bin 340 hesabı sildi. Bu hesaplar üzerinden kadınlara cinsel içerikli saldırılar gerçekleştiriyorlar.

Bu saldırıları kadınları itibarsızlaştırmak, ezmek, sindirmek, korkutarak iradesiz kılmak için yapıyorlar. Bu saldırıları lokal ya da  kendini bilmez, sıradan grupların saçma hareketleri olarak görmek, yaşananları son derece masumlaştırmak olur.

Kadın siyasetçilerin, gazetecilerin ve en son Başak Demirtaş’ın hedef alınması sıradan vakalar değildir. Özel bir tarzla içerikleri hazırlanan ve servis edilen tecavüz kültürünün söylemleridir. Bir avuç kendini bilmezin, haddini aşan dil sürçmesi değildir. Gayet maksatlı, bizzat saray ve içişleri bakanlığı tarafından oluşturulan hesaplar ve hazırlatılan içeriklerdir. Sırtını devletin gücüne dayamasalar, devlet tarafından kollanmasalar, kadınları sosyal medya üzerinden ganimet gibi paylaşamaz, aşağılayamazlar da.

Tüm bunların, DAİŞ tarafından kaçırılan, satılan, tecavüz edilen kadınlara yapılan muameleden hiçbir farkı yok. Şu anda Türk devleti ve toplumsallığında yaşanan bunun ta kendisidir. Bir ülkede her gün ekranlarda kadınların çocuk yaşta tecavüzü konuşuluyorsa, yaşlı, sakallı erkeklerin kadınlara nasıl şehvet duydukları pişkin pişkin anlatılıyorsa, toplamı selefist erkekliktir.

Erkeklik sözleşmesi cinsiyet eşitsizliği üzerine kuruludur. Bu sözleşme faşizm koşullarında kendinden geçmiş bir hal almıştır. Bu keşmekeşliğin önünde durabilmenin çokça zorluğu var. Şimdilerde kadınlar tek tek hedeflenerek, etkisizleştirilmek isteniyor. Buna karşı kadınların tek yumruk olmaları ve direnişlerinden geri adım atmamaları kazandırıcı tek seçenek olarak duruyor.