Tecavüz edilen kadınlar ortadan kaldırılan uluslardır

- Roni EYLEM
29 görüntüleme

DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Kürdistan’da faşist TC tarafından soykırım uygulanıyor. Biz Kürtler böyle bir kıskaç altındayken nasıl oluyor da bu denli cellâdımıza sevdalanıyoruz. İpek Er olayını duyduğumda varlığımdan, kimliğimden utandım, boğulacak gibi oldum. Niye bu haldeyiz diye öfkelendim, ruhumun aklığını aradım, lekelerden arınmak için…

Kürdistan’da yürütülen savaş sürecinde Kürt kadınları her türlü vahşeti yaşadı. Saçları kesildi, saçlarından sürüklendi, çıplak bedenleri panzerlere bağlandı, kardeşlerinin ve kocalarının önünde tecavüze uğradılar, hamile kadınların karınları deşildi, çocukları gözlerinin önünde katledildi. Fazlasını anlatacak kelimeler ve tanımlar yok. Bu devlet vahşeti sadece bu yıllarla da sınırlı değil. Dersim’de, Zilan’da binlerce kadın bu tecavüz yasalarından dolayı kendilerini uçurumlardan atmadılar mı? İşgalcilerin elleri bedenlerine değmesin diye kendilerini sulara bırakmadılar mı? Maraş’ta karınları deşilen kadınlar, bir ulusun bedeninin parçalanması değil de nedir.

Toplumsal onur

Sömürgecilerin işgal ettikleri topraklarda tecavüz yasaları hüküm sürer. Saçları kesilen kadınlar, coğrafik kırıma uğrayan topraktır. Tecavüz edilen kadınlar, ortadan kaldırılan uluslardır. O yüzden önce kadınlar vurulur, o yüzden önce kadınların bedenlerine saldırılır, o yüzden kadınlar satılarak, toplumsal onur yerle yeksan edilir.

Sömürgecilere göre ezilen ulusun kadınları sahipsizdirler, onların tarlalarıdırlar, istedikleri gibi ekip biçer, istedikleri gibi kullanırlar. Uluslar, kadınların bedenleri üzerinden bu yöntemlerle yok edilirler. Bu çağda binlerce Ezidî kadının köle pazarlarında satılması, tecavüze uğraması, Ezidîler’in topraklarının ve kültürlerinin işgal edilmesiyle eşdeğerdir. Kadınlara saldırılarla hem kültür hem coğrafya kırımdan geçiriliyor, toplum toplum olmaktan çıkıyor. Kılıç artıkları da o kılıcı hep boyunların da hissederek yaşadıkları için aslında kalmamış oluyorlar.

18 yaşında genç bir Kürt kadınının başına gelenlere günlerdir tanıklık ediyoruz. Tecavüzcü bu kez Musa Orhan ismini almış. Hem de bir asker. ’90’larda Mardin’de komutan iken Ş.E’ye tecavüz eden daha sonra beraat edilip, Sur’a komutan olarak gönderilen Çitil soyadlı zat’ın  ismi de Musa idi. Atalarının gaspçı, ganimetçi isimlerini taşımaları da tesadüf olmasa gerek…

Polis, korucu, asker üçgeninde bir genç kadının başına gelenler hepimizi sarstı. Sömürgeciliğin bu saldırılarının kayyumlardan ve kadın kurumlarının kapatılmasından sonra artması da ayrıca incelenmesi gereken bir konu… Kadın ve toplum örgütlülüğü dağıldığı zaman toplumun başına gelmeyen kalmayacaktır. Örgütsüz bir toplumun hiçleşmesini, şeyleşmesini bu son yaşadığımız örneklerden görmek mümkün…

Kadınlar kendilerine ve toplumlarına aittirler

Oysa hiçbir Kürt kadını sahipsiz değildir. Kürt kadınları direniş ve örgütlülükleriyle varlık ve kimliklerini ispatlamışlardır. Onlar kendilerine ve toplumlarına aittirler. Kölecilleştiren tüm sahiplerden kendilerini koparmayı ve sadece özgürlüğe ait olmayı başarmışlardır. İradeleriyle, öz kimlikleriyle kendilerini yeniden varetmişlerdir. Sömürgeciler bedenlerini çırılçıplak soyup, sokaklarda dolaştırsalar da onlar her zaman toplumlarının en değerlisi, onuru olmuşlardır. Çıplaklığın özgürlük damıtan huşusu o çakalların maskelerini düşürmüştür. Özgürlük ve yurtseverlikle bilenmiş bu kimlikleşme, Kürt toplumsallığında yeni bir ahlak oluşturmuştur. Toplumsal özgürlüğün kadın özgürlüğünden geçmesi düsturu geleneksel namus normlarını köklü bir değişikliğe uğratmıştır. Kürt kadınları dağda, şehirde  hayatın her alanında kendilerini var ettikleri için işgalcilerin korkulu rüyası olmuşlardır. Böylesi muazzam bir gerçekliğin önüne geçmek için düşman Kürdistan’da her türlü saldırıyı gerçekleştirmektedir.

Açlıkla terbiye etme, yerinden yurdundan etme, mezarlarına saldırma, çocuklarını kaybettirme, katletme, gençler arasında uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırma, polis ve asker yoluyla kadınları kendi toplumundan koparma, yozlaştırma ve tecavüz ederek, tüm toplumu hizaya getirme. Devlet ve erkek şiddetinin bu pervasız saldırılarının cezasız bırakılması da zaten suçu daha fazla teşvik edicidir.

Soysuz’un bozkurtlarına ancak tükürülür

Soysuz’un bozkurtlarını genç Kürt kadınları iyi tanımalıdır. İşgalcilere gülünmeyeceğini, selam verilmeyeceğini, konuşulmayacağını, onların sadece yüzlerine tükürüleceğini iyi bilmelidir. Genç kadınların bu sömürgeci tuzaklara kapılmaları, sömürgecileri tanımamaları elbette kabul edilecek gibi değildir. Ülkemizi yerle bir edenlere karşı sadece mücadele edilir, ki topraklarımızdan defolup gitsinler diye… Tecavüzcülerle evlilik hayalleri kurmak, onlara inanmak, soykırım gerçeğinden bihaber olmaktır. Kürt kadınlarına tecavüz etme, işgalciler için büyük bir zafer olarak görülür.

Onlar ülkemizin taşını toprağını, suyunu, aşını her şeyini kirletmek, çalmak ve yok etmek için varlar. Onlar kadınlarımıza hap ve alkol verip, sarhoş edip tecavüz etmek için varlar.  Onlar genç kadınları evlilik vaatleriyle kandırıp, fuhuşa sürüklemek için varlar. Onlar savaşın içinde kardeşlerimizin kelleleri karşılığında para ve rütbe basarlar. O vakit biz kadınlara düşen bu sömürgeci tuzaklara düşmemek, düşman bilincimizi hiç kaybetmemek ve sonuna kadar kendi öz değerleri ve toplumsallığına bağlı  kalmaktır. İhanet, para ve boyun eğmek  yok olmadır.