Beritan-Nagihan diyalektiği

- Hêja ZERYA
228 views
Kadın devrimi kopuş teorisinden kadın kurtuluş ideolojisine, kadın özgürlük paradigmasından Jineolojî’ye ideolojik ve bilimsel açılım, paradigmasal dönüşümle maddi ve manevi yapısallaşmada önemli bir yol almış durumda. Kadın ordulaşmasından partileşmesine, demokratik kadın konfederalizmine kadar kurumsal zenginliğe, derya gibi bir tecrübeye sahip. Bu kuramsal ve kurumsal gelişim zorlu bir direniş ve varoluş mücadelesinin ürünü…

Ekim ayına damgasını vuran Beritan, Mizgin-Hüsna, Gurbetelli-Zeynep, Azime, Ronahi-Andrea, Canda Türkmen, Zinarin, Leyla ve Bermal, Kûrde ve Rotinda, Sarya Baran, Rojin Gewda, Ruken Bingöl, Arin Mirkan, Revan Kobanê gibi şehit yoldaşların ve nicelerinin büyük emelleri, mücadeleci ve dönüştürücü kişilikleri bunun ispatı. 4 Ekim 2022’de Süleymaniye’de katledilen Nagihan yoldaş bu zincire eklenen son halka oldu.

Beritan’dan Nagihanlara

Beritan yoldaş dağların ve direnişin yüceliğini, güzelliğini, kadın rengini; Azime, Zinarin, Rojin ve Ruken yoldaşlar dağlarda ve kadın özgürlüğünde ısrarın tarih yazıcılığını; ordulaşan, örgütlenen kadın bilincini; Mizgin ve Canda yoldaş Anadolu ve Kürdistan halkları ve kadınlarının özgürlük sevdalarının ortaklığını; Leyla ve Bermal yoldaş Zilanlaşan fedailik ruhunu ve çizgisini; Zeynep yoldaş özgür düşüncenin yaratıcılığı ve irade gücünü; Sarya Baran yoldaş etik-estetik bütünlüğün kültürel ve sanatsal devrim özünü; Ronahi yoldaş sosyalizmde ısrarın insanlığı ve dünya halklarını buluşturan efsununu; Kûrde ve Rotinda yoldaş kadın yoldaşlığının Önder Apo’yla mümkün olduğunu, 9 Ekim komplosunu boşa çıkarmaya kenetlenen öz savunma gücünü; Arin ve Revan yoldaş kadın devriminin fedailik çizgisinde ısrarla yaşam bulduğunu; Nagihan yoldaş tarihin seyrini değiştiren bu deneyimin anlam ve yaşam gücünü keşfetme, yorumlama, yaşama ve yaşatmanın aşk emekçiliğini temsil eder.

Anlamak, yapmak, varolmak ve dönüştürmek

Jineolojîyi bir çıkış, açılım, çözüm dili ve gücü olarak gören ve tüm enerjisiyle sahiplenen olması bundandır. Varlığına, mücadelesine, emeğine anlam vererek başlangıçlar yapmada ısrarı da öyle. Çıkış ve çözümün anlamak-yapmak ve bunu özgür varoluş diyalektiğine dönüştürmekten geçtiğinin sırrına erenlerden… Jineolojî’nin kadın özgürlük devriminin yarattığı mucizevi dünya ve kadın yoldaşlığını beyni ve yüreği özgürlük için atan, ataerkil sistemin şiddetinden kurtulmak isteyen her kadına ulaştırma mücadelesinde Nagihan yoldaş dün olduğu gibi bugün de emek vermeye devam ediyor. Görüş, öneri, pratik açılımda yarattığı zenginlik, çok seçeneklilik, derinlik yaptığımız çalışma ve attığımız adımlarda “Acaba nasıl bakardı, ne derdi, ne önerirdi” duygu ve düşüncesiyle başvuru ve cesaret kaynağımız… Ardında bıraktığı şiirleri, yazıları, roman ve günceleri yaşamın ve mücadelenin kadın sanatıyla nasıl icra edildiğini, bilimin kadın dilini, sadeliğini ve akışkanlığını ortaya koymakta… Bilimin yaşamın kendisi olduğunun etik-estetik gücünü temsil etmekte… Yaşama ve insana iyilik, doğruluk, güzellik katmayan bilgi ve bilme biçimlerinin sahteliğini, devlet-iktidar bağını ispatlamakta…

Nagihan Jina’nın yüreğiyle buluştu

Nagihan’ın Kürdistan’ın dört parçasını kucaklayan yüreği JJina Amini’nin şiddetsiz bir dünya arzulayan yüreğine katılarak sınırları aşmanın, Jin Jiyan Azadî sihirli formülünü tüm dünyaya taşımanın telaşı içinde atmaya devam ediyor. Erkek-devlet sistemine karşı radikal demokrasiyi geliştirmek isteyen her buluşma, tartışma ve eylemin yürekten yükselen ortak ve tek sesi olması bu hakikatin ürünü. Jin ve Jiyan’ın bilimi Jineolojî, Nagihan Akarsel yoldaşla özgürlükten yana atan yürekleri aydınlatmakta, beyinlere yeni ufuklar açmakta. Kadın özgürlük çağı ve paradigmasının kilometre taşlarını örmekte. Kadın devriminin bütün devrimlerin anası olduğu gerçeğinin, demokratik ve ekolojik toplumun bu kaynaktan beslenerek yaşam bulacağının tarihi ve toplumsal verilerini görünür kılmakta, anlamlandırmaktadır. Özgür kişilik ve yaşam kaynağına dönüştürmek için beynimize ve yüreğimize çöreklenen geriliklerle daha güçlü mücadele etmemiz gerektiğini anlatmaktadır.

Günümüzde de cadı avı

Egemen erkek ittifakı, Jin Jiyan Azadî efsununun büyülediği dünyayı eski karamsarlığına, coşkusuz, umutsuz, enerjisiz haline dönüştürmek için, dünyanın dört bir yanında cadı avına çıkmış durumda.Kadın, toplum ve tarih düşmanlığını Kürdistan’dan tüm dünyaya yaymaya ayarlanmış devlet aklı egemen kılınmak istenmektedir. Özgür kadın ve yaşamda ısrar eden kadın öncülüğünü, kadınla yoldaş olmak isteyen, egemenlik kirlerinden arınmakta ısrar eden özgür erkek çizgisini hedeflemektedir. Önder Apo üzerindeki mutlak tecrit, komplonun savaş, işgal, göç ve yurtsuzlaştırma, Kürdistan’ı Kürtsüzleştirerek Türkleştirme ve Araplaştırma siyasetiyle derinleştirilmesi soykırım kıskacının boyutlarını ortaya koyuyor. Lozan ve cumhuriyetin yüzüncü yılında Kürt-kadın-doğa kırımında sınır tanınmaması, çılgınlığa varan saldırılar özgür Kürt ve kadın iradesinin açığa çıkardığı gerçeklikten korkunun ürünüdür. Gücün değil güçsüzlüğün ifadesidir. Yüz yılda “müreffeh Türkiye” değil, çöküşe sürüklenen cinsiyetçi, ırkçı cumhuriyet, ulus-devlet gerçeğidir.

Özgürlük sosyolojisi örülüyor

Beritan-Nagihan çizgisi; öz savunma bilinci, özgür düşünce ve iradeyi Lozan, ulus-devlet ve devletli uygarlık komploculuğunun karşısına çıkaran Önder Apo’nun özgür insan ve sosyalizm çizgisidir. Devletleşen erkeğe karşı özgürleşen kadın ve erkek çizgisini, toplumsal bilgelik geleneğini açığa çıkarmadır. Jineolojî kadın özgürlük çağı ve özgür erkekliğin beslendiği özgürleştiren, güzelleştiren bilgi ve bilim olmakta, erkek-devletin iktidar, egemenlik, kurnazlık ve komploculuk geleneğini deşifre ederek, aşarak özgürlük sosyolojisini örmektedir. Beritan-Nagihan öz savunma çizgisine karşı Türkçü-devletçi-ihanetçi Kürt düşmanı çizginin yeniden bu düzeyde buluşması, Kürt ve kadın soykırımında ortaklaşması bu çizgisel mücadelenin karakteri gereğidir. Özgürlük ve direniş çizgisi ile kölelik ve teslimiyet çizgisi paradigmasal bir savaş içindedir. Ordulaşan, partileşen, özgürleştiren bilgi ve bilimle buluşan kadına ve anlamlaşma gücüne yönelen devletli sistem saldırılarını, Önder Apo’yu ve özgürlük öğretisini sahiplenerek, özgür buluşma ortamını yaratarak boşa çıkarabiliriz. Beritan-Nagihan hakikati bu zorlu mücadelenin ve buluşma özleminin sentezi, aydınlanma-aydınlatma gücü ve diyalektiğidir.