Beş kıtadan kadınlar Tunus’ta buluştu

- Füsun ERDOĞAN
142 views
3-10 Eylül tarihleri arasında Tunus’ta toplanan 3. Dünya Kadın Konferansı’na 42 ülkeden 93 delege katıldı. 450 kadının katıldığı Konferans’ta atölye ve genel toplantılar gerçekleşti. Kadınlar günün yorgunluğunu ise, kültür akşamlarında attı…

3. Dünya Kadın Konferansı pandemi nedeniyle bir yıl gecikmeli olarak toplandı. Uzunca bir sürece yayılan hazırlık çalışmalarının bir diğer ayağını ise, ülke delegelerinin belirlenmesi oluşturdu. Konferansta her ülke 5 delege ile temsil edilse de, Konferans, isteyen her kadının katılımına açık tutuldu. Konferans hazırlıkları bakımından önemli bir nokta ise, Avrupa’dan ICOR’da örgütlü olan kadın gruplarının, günler öncesinden Tunus’a giderek, kentte ve kırsal alanda Konferans bildirilerini dağıtarak, propaganda-ajitasyon çalışması yürütmeleriydi. Türkiye, Kuzey Kürdistan’dan ve Rojava’dan, TJA, Emekçi Kadınlar-EKA, Sosyalist Kadın Meclisleri-SKM, Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası-TOMİS konferansa katıldı. Avrupa’dan Sosyalist Kadınlar Birliği-SKB, Young Sttugle, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi-ADKH, Yeni Kadın ve Bir-Kar Konferans’ta yer aldı. Ayrıca Avrupa’dan Zora’nın katılımı yalnızca dikkat çekmedi, genç kadınların konferansta temsili bakımından önemli bir rol oynadı. 5 kıta-42 ülkeden Konferans’a katılmak üzere gelen kadın örgütlerinden temsilcilerin konuşmaları ve kitleyi selamlamasıyla başlayan etkinlik, resmi açılış töreninin yapılacağı kültür merkezine doğru yürüyüşle devam etti. Yürüyüşe geçildiğinde kadınlar kendi renkleriyle, şiarlarıyla, şarkılarıyla renkli bir kortej oluşturdu. Kültür Merkezi’nde gerçekleşen resmi açılışta yapılan konuşmaların ardından, kadınlar direniş şarkı ve marşlarıyla coştu.

31 atölyede verimli tartışmalar gerçekleşti

3. Dünya Kadın Konferansı’nda, sistemin kar, talan hırsıyla yaşamı tehdit eden boyutlara varan çevre felaketlerine, ırkçılığa, militarizme, haksız savaşlara, LGBTİ+ bireylerin yaşadığı ayrımcılığa karşı kadın hak ve özgürlükleri için örgütlenmenin zorunluluğu için konu ve başlıklar altında atölyeler düzenlendi.  Her ne kadar konferansın genel oturumlarında Arapça, Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Türkçe çeviri yapılsa da, atölyelerde çeviri sorunlarının yaşanması Konferans bakımından en önemli eksikliklerden biri oldu.

* ‘Sosyal-ekonomik kriz, kadınlara yönelik şiddetin biçimleri, cinsiyetçi roller’,
* ‘Savaşa ve militarizme, faşizme karşı mücadele ve anti-emperyalist kadın hareketi’,
* ‘İşçi sınıfı ve mücadelesi, sendikal mücadelenin sorunları’,
* ‘LGBTİ+ hareketi ve kadın mücadelesinin ittifak ilişkisi’,
* ‘Göç ve küreselleşme’,
* ‘Kadın devrimi ve Rojava kadın devrimi deneyimi’,
* ‘Ev içi emek’,
* ‘Şiddetten arındırılmış Rosenberg modeli’,
* ‘Kadınların kurtuluşu için yeni perspektifler-daha gerçek sosyalizm mi, yoksa feminist paketli oportüniz mi’,
* ‘Kadın beyanı esastır, özsavunma haktır’,
* ‘Savaş aracı olarak tecavüz’,
* ‘Antiemperyalist mücadele ve kadın’,
* ‘Ekolojik kriz ve kadın’, ‘Tarım işçisi kadınların sorunları’,
* ‘Genç kadınların sorunları’…atölye başlıklarından bazılarıydı.

Gerçekleşen 31 atölyede kadınlar verimli tartışmalar yürüttü. Atölyelerde gerçekleşen tartışmalarda yer yer tahammülsüzlükler ortaya çıksa da, genel olarak yapıcı ve izleyenlerin fikirlerini paylaştıkları bir ortamda gerçekleşti. Özellikle bazı atölyelerde, devrimci-sosyalist kadınların önümüzdeki süreçte teorik tartışmalar yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Yine Rojava Devrimi’nin neden bir kadın devrimi olduğu, devrimin kadınlara kazandırdıkları üzerine daha fazla bilgilendirme ihtiyacı somut olarak görüldü.

Kıta raporları ve Genel Kurul

İki gün süren Genel Kurul’da Konferans’ın gündem maddeleri ve değişiklik önerileri onaylandı. İkinci gündem maddesinde, kıta raporları okundu. Dünya Koordinatörleri’nin raporuyla başlayan oturum, Afrika, Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Latin Amerika raporlarının okunmasıyla devam etti. Raporlarda Kıta Konferansları, altı yıllık süreçte gerçekleşen etkinlikler ve kadınların durumuna ilişkin bilgiler yer aldı. Toplamda ortaya çıkan tablo ise, dünyanın her yerinde kadınların yaşamlarının zorlaştığı, erkek-devlet şiddetinin boyutlarının her geçen gün arttığı, savaşların, ekonomik krizin önce kadınları vurduğuna ilişkin bilgiler paylaşıldı. Özellikle kökten dinci, gerici-faşist iktidarların kadınlar üzerindeki baskı ve zulmüne dikkat çekildi. Bütün bunlara karşı kadınların örgütlenerek başkaldırmaktan, mücadele etmekten başka bir seçeneğinin olmadığının altı çizildi. Dünya kadınlarının emperyalizme, faşizme, ırkçılığa ve cinsiyetçi saldırılara karşı birleşmesinin önemi bir kez daha vurgulandı.

Geleceğimiz: Genç kadınlar

Avrupa’nın farklı ülkelerinde örgütlü Zora’dan genç kadınların Konferans’a güçlü katılımı, genç kadınların sorun ve taleplerini görünür kıldı. Ayrıca bu katılım konferansın yaş ortalamasını 37’ye çekti. Farklı ülkelerden genç kadınlar yaşadıkları sorunları ve Konferans’tan taleplerini dile getirdiler. Genç kadınların Konferans çalışmalarına “genç kadın komisyonları” kurarak katılma talebi ise, kıta ve dünya koordinasyonunda temsil edilmeleri biçiminde kararlaştırıldı.

Atölye sonuçları, sonuç bildirgesi ve kararlar

Önceden koordinasyonun hazırlamış olduğu sonuç bildirgesi taslağı değişiklik önerileriyle birlikte onaylandı. Emperyalist savaşa, ekonomik krize, kadın yoksulluğuna ve kadına yönelik şiddete dikkat çekilen bildirgede, 8 Mart, 1 Mayıs ve 25 Kasımlar’ın Dünya Kadın Konferansı çağrılarıyla küresel çapta güçlü kutlanması kararı yer aldı. Yine 2024/2025 yılında “Kadın Devrimi, sosyal-ekolojik dönüşüm, sosyalist devrim, emperyalizme karşı mücadele” başlığıyla Nepal’de 2. teorik seminer kararının bilgisi paylaşıldı. Bildirge’nin sonunda; tüm kadınlar emperyalizme, faşizme, ırkçılığa ve kadın düşmanı politika ve pratiklere karşı birlikte mücadeleye çağrıldı. Atölye çalışmasını örgütleyen ve atölye çalışmalarına katılanlar, her bir atölyenin sonuçlarına ilişkin kısa bir rapor hazırlayarak, Konferans’a sundu. Çeviri sorunlarına ve bunaltıcı sıcağa rağmen, verimli tartışmalar yapılmış olması konferansın başarı hanesine yazılması gereken bir başka nokta oldu.

Önergeler Konferans’ın son gününde verildi.

* ‘Batı Sahra’daki kadınların işgal altındaki topraklardaki şiddetten korunması’,
* ‘Suriye Süryanileri’nin kimliğinin tanınması’,
* ‘Bethnahrin Kadın Birliği’nin kendi kendini yönetebilmesi için örgütsel destek’,
* ‘8 Mart’ın ücretli tatil günü yapılması talebi’,
* ‘İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadele’,
* ‘Tüm ülkelerde kürtaj yasaklarının gözden geçirilmesi için mücadele’,
* ‘Dünya Kadın Konferansı’nın Kuzey Kürdistan ve Rojava’ya yönelik işgal saldırılarını kınaması, işgale karşı direnen halklarla dayanışması, ortak eylem çağrısı yapması’,
* ‘Siyasi tutsaklarla dayanışmanın örgütlenmesi’,
* ‘Şayet siyasal durum uygun olursa, Dünya Kadın Konferansı’nın 2027’de Rojava’da toplanması’…sunulan ve kabul edilen önergelerden bazılarıydı.

Sonuç yerine

Tunus’un siyasal ve ekonomik koşulları dikkate alındığında Konferans oldukça iyi hazırlanmıştı. 38 derece sıcağa rağmen birbirinden öğrenme ihtiyaç çabası dikkate değer bir durumdu. Konferans’ın son gününde, duygu ve değerlendirmelerini paylaşmak üzere söz tüm katılımcılardaydı. Hızla sıraya giren kadınlar, salon içerisinde büyük bir kuyruk oluşturdu. Mikrofonu alan her bir kadın, Tunus’ta olmanın, 5 kıtadan, onlarca ülkeden gelen kadınlara dokunmanın, birbirinden öğrenmenin yarattığı duygu ve değerlendirmelerini paylaştı. 2027’de gerçekleşecek kongreye daha güçlü katılmanın sözüyle Tunus’tan ayrıldı.