Dağlarda özüyle buluştu

- Omedya WELAT
83 views
Bu öykü, anlam yitimine uğramış vasat ve ezber yaşam biçimini reddedip amaca, anlama, umuda doğru yola koyulan genç bir kadının hikayesidir. Sibel’i Tavîn’e dönüştüren serüvenin özetidir. Ana yurdundan fersah fersah ötede doğan bir çocuğun köklerinin izini sürmesinin, tüm benliğiyle ülkesine akışının hikayesidir. Emek ve sevgiyi bu büyük inşanın harcı yapışıdır   anlatılacak olan.

İnsanlığın Kürdistan’da sınandığı ancak uluslararası hukukun kaydına geçmeyen çokça savaş suçunun işlendiği, hümanist geçinenlerin ise üç maymunu oynadığı 1994 güzünde dünyaya geldi Sibel Çelik. Dünyaya gözlerini açtığı Almanya, o yıllarda da bu suçların başlıca ortaklarından, Kürtleri kriminalize etme politikasının temel aktörlerindendi. Sibel’in bu hakikati bilince çıkartması ve harekete geçmesi uzun sürmedi.

Çağa meydan okuyacak kadar cesur

Erdem ve hakikatin sırrına ermek, bilince çıkartılanların gereğini yapmak değil miydi zaten?
Sibel gençti, buna karşılık vicdan ve ahlakın ayaklar altına alındığı bu çağa meydan okuyacak kadar olgun ve cesurdu. Temel hayat dersini, ilk öğretmeni olan annesinden aldı. Annesi, O’na sevginin temel koşulunun emek olduğunu, yaşam ne denli zor olursa olsun pes etmemeyi ve kendi hakikatine yabancılaşmamayı öğretmişti. Ol sebepten Sibel okulda mütevazı, sevecen ve içten duruşu ile hem öğrenen, hem öğretendi. Derslerinde hep başarılıydı. İnsan ilişkilerini emekle örmüştü. Anaokulundan ortaokula kadar sıra dışılığıyla dikkatleri üzerine çekti. Ne zamanı geçiştiren, ne de tüketendi. Zamana anlamlar sığdırmaktı gayesi. Yapay sevgiler ile tatmin olacak kadar küçük değildi yüreği, dokunduğu herkesle arasında kalıcı bir bağ oluşurdu hemen. İnsanların olduğu kadar, hayvanların ve bitkilerin hakkını savunacak kadar bilgeydi. Doktor olup herkesin ruhunda ve bedeninde açılan yaraları sağaltmak istiyordu.

Kaybedecek zaman yok

Evin en küçüğü ama bilgesiydi. Annesinin göz nuru, ablasının en güçlü dayanağı, abisinin sevinci, dostlarının ise güvenileni ve sayılanıydı. Tüm devrimciler gibi ölümle gün be gün yüzleşilen, hesaplaşılan ve ölümü öldüren bir kavga kanunu işliyordu onun ömründe de. Hayatın uzunluğu değil, anlamı önemliydi. Çelişki ve arayışlarının doruğa çıktığı genç yaşında, henüz 17’sinde kavganın bu acımasız kanunlarını kabul etti. Bir Kürt kadını olarak kimlik, ülke ve özgürlük derdi vardı. Artık kim tutabilirdi uyanan genç bir bilinci ve kor bir yüreği. Ülkesi kuşatma altındayken, kaybedecek zamanı yoktu Sibel’in. Kürt tarihini araştırdıkça sorgulamaları dur durak bilmiyordu. Meydanlara, eylemlere ve mücadeleye akma zamanı gelmişti. Eylül 2011’de katıldığı gençlik yürüyüşünde, hayatının akışını değiştirecek o kararı verdi. Bir yaratılış anındaydı. Genç Sibel artık Tavîn’e dönüşüyordu. Yarım asra yaklaşan özgürlük mücadelesinin bir neferi olmak, egemene meydan okumak, Kürtler’e de ‘ADALET’ diye haykırmak için kavgaya atıldı. Bir yıl boyunca Almanya’nın Darmstadt, Mannheim, Heilbronn gibi bölgelerinde onlarca gencin bilincine ve yüreğine dokundu. Ama ülkesizliğe daha fazla tahammülü yoktu. Çok beklemeden 2012 güzünde yönünü ülkesi Kürdistan’a çevirdi. İlk temel eğitiminden sonra Halk Savunma Güçleri’ne katıldı. Gerillacılığın gereklerini öğrenmesi uzun sürmedi. Kürdistan’ın öz savunma savaşçılarını ve onları koruyan dağları çok sevdi. Gerillalar da onu çok sevip bağrına bastı, kendinden biri saydı. Mexmûr, Kandil, Kerkük, Heftanin, Metîna, Xinere ve Besta’nın toprağına yüz sürerek cesaret ve inancını akıttı kavgaya Tavîn.

İlk sınav DAİŞ’e karşı savaşta

Hiç bilmediği ana dili olan Kürtçe’yi kısa bir sürede öğrendi. İlk gerillacılık ve devrimcilik sınavını, tüm dünya için bir tehdit olan DAIŞ barbarlığına karşı verecekti Tavîn. DAIŞ çeteleri Mexmur, Kerkük ve Başûrê Kürdistan’ı tehdit ederken öz savunma direnişine geçen gruba dahil oldu. Yol arkadaşları ile çetelere karşı kuşatmayı yararak ilk sınavını böylece verdi. Herkesin karşısında diz çöktüğü korku fırtınasına meydan okumuş, tarihin akışını değiştirmişti Tavîn ve yol arkadaşları.

Sırtını yoldaşlığın gücüne dayadı

Kısa bir süre sonra öğrencilikten eğitmen konumuna geçen Tavîn onlarca yeni şervanı sabır ve emek ile eğitip donattı. Botan’a doğru yol alırken sırtını yoldaşlığın gücüne dayadığını şöyle anlatmıştı: “Amaç ve hedefim, gittiğim her yerde yoldaşlığımla ve yoldaşlardan aldıklarımla harekete, sürece cevap olmak ve devrimi gerçekleştirmektir. Rebêr Apo’nun yarattığı yoldaşlık, tüm dünya sana karşı olsa da, ona karşı mücadele etme gücü veriyor. Küçük bir tim içerisinde yoldaşlık bağları güçlü oldu mu orada devrimsel gelişmeler yaratırsın. Güçlü bir yoldaşlığın ne tür gelişmeler yaratabileceğini çokça deneyimledik. Ben de gideceğim Botan’da yoldaşlığım ve pratiğim ile verilen emeğe, yoldaşlarıma yanıt olmak istiyorum.”

Dağlarda özüyle buluştu

Şehadetinden sonra Halk Savunma Güçleri de Kürdistan dağlarına attığı ilk adımdan son nefesine kadar Tavîn’i sadeliği, derin yoldaşlık sevgisiyle tanımladı: “Tavîn yoldaşımız aldığı eğitimlerle hızlı bir şekilde dağ ve gerilla yaşamına adapte olmuştur. Kapitalist sistemin bireyci yaşam özelliklerinden hızlıca sıyrılarak gerillanın demokratik komünal yaşamı ile bütünleşme çabasına girmiş, özüyle daha fazla buluşma ve özgür birey olmaya doğru yol alma imkanı bulmuştur. Kendisini sürekli eğitmeye devam ederek, yaşanan savaş gerçekliğine denk bir duruşun ve katılımın sahibi olmuştur. Eğitimlerdeki istekli katılımı sayesinde öğretilenleri kısa sürede algılamış ve hemen pratiğe geçirmesini bilmiştir. Sadeliği, dürüstlüğü, yaşamdaki fedaice katılımı ve derin yoldaşlık sevgisi ile her bir yoldaşında derin izler bırakmayı başaran Tavîn yoldaşımız, her zaman bu güzel özellikleriyle hatırlanacak ve mücadelemize öncülük yapmaya devam edecektir.”

Gerillanın kıblegahı Botan

Genç kadınlara ise şöyle bir çağrısı vardı Tavîn’in: “Herkes kendini bu devrime katmalı. Profesyonel olarak herkes harekete katılamayabilir ama herkesin bu devrimde bir rolü olmalı. Genç kadınlar kendilerini bilinçlendirmeli, kimlik sahibi olmalı. Genç kadınlar Kürdistan devrimindeki rolünü oynamalı.” Varolanla yetinmeyen ve hep daha fazlasını yapmayı hedefleyen Tavîn Tekoşîn, soykırım saldırılarının yöneltildiği merkezde düşmana yanıt vermek için gerillanın kıblegahı olan Botan’a yol aldı. Besta alanındaki heyecanlı ve fedaice katılımı ile yoldaşlarına güç ve moral oldu. İşgalci ordunun 21 Ocak 2023’te başlattığı imha operasyonuna karşı yoldaşlarıyla omuz omuza iki gün boyunca savaştı. Soykırımcı zihniyet bir kez daha Leyla Sorxwîn komutasındaki YJA Star savaşçılarının iradesine ve cesaretine çarptı. 31 yıllık soluksuz bir mücadelenin neferi olan PKK Merkez Komite Üyesi, PAJK Meclis Üyesi, HPG ve YJA Star Komuta Konsey Üyesi Leyla Sorxwîn ile komutasındaki YJA savaşçıları Tavîn Tekoşîn, Rojbîn Dersîm, Delîla Goyî, Sila Faraşîn, Dîrok Serhed son mermisine kadar direnerek ölümsüzler kervanına katıldı. Geride, mücadelelerini zafere ulaştırmaktan başta bir seçenek bırakmayan bir kadın ordusu ve toplumsallığı bıraktılar.