Rüya ile gerçek arası…

- Site varsayılanı
247 görüntüleme

Kaç saat geçmişti aradan bilemiyordu. Durmadan yürüyorlardı. Ayağına takılarak sendelemesine neden olan açılmış ayakkabı bağını bağlSONY DSCamak istiyordu. Ama duramazdı Avrêl. Hızlı adımlar atmalıydı. Köye yakın bir yerden geçiyor olmalarından koşturma bir yürüyüşle otuz dakika içerisinde köyü arkalarında bıraktılar. Biraz rahatlamıştı Avrêl. Ayağına takılan bağcığı bağlamak için durdu. Eğilip bağlarken bir çocuk sesi işitti ve birden irkildi. Arkadaşları hızlı hızlı yürümeye devam ediyorlardı. Seslendi onlara ama mesafe oluştuğundan duymadılar Avrêl’i. Duyduğu çocuk sesi kulağına çok yakın geliyordu. Bakıp yetişirim diye düşündü ve sesin geldiği yöne doğru yürümeye başladı. O yaklaştıkça ses uzaklaşıyordu. Bir an nefes almakta zorlandı. Durdu. Biraz nefes aldı. Çocuk sesi hala çok yakın geliyordu kulağına. Hem arkasına bakıyor hem de o yöne doğru yürümeye devam ediyordu. İçini bir koşma duygusu kapladı. Koştu.  Uzun ve kısa otların, kamışların arasından geçti. Ama neden bu kadar uzun koştuğunu anlayamadı. Onu koşmaya iten neydi bilmiyordu. Sadece durmadan koşmak istiyor ve koşuyordu. Arkadaşlarından bir hayli uzaklaştığının farkına bile varmadı. Koşarken arkasına baktı, sık ormanı geride bırakmıştı. Başını öne doğru çevirip baktığında ise, engin zozan arazisi bir deniz gibi uzanıyordu önünde. Şaşkın şaşkın etrafına bakındı. Değişik taş, kaya ve gûnîlerin dışında bir şey görmedi. Arkası ormanlık önü ise zozanlıktı.
Kısık bir sesle “neler oluyor” diye söylendi kendi kendine.
Çok şaşkındı. Silahına dokundu ama hiçbir korku duygusu yoktu üzerinde, yine de dokundu silahına. Belki de kendine güvenin bir refleksi olarak dokunmuştu. Birdenbire bir yel yüzünü okşadı ve geçti. Belki de beklediği rüzgârdı, bilemezdi.  Tüm şaşkınlığına rağmen onu serinletmiş ve çok mutlu etmişti.
SONY DSCPeşine takılıp onu buralara sürükleyen çocuk sesi ise yıllar öncesine istemeden de olsa bırakmış olduğu çocukluğunun sesi gibiydi. Farklı bir şeyler olacakmış gibi hisseti hep. Merakı gittikçe artıyordu. İçinden bir ses başını yukarı kaldırmasını söyler gibiydi, dudakları hiç beklemeden “tamam” kelimesiyle fısıldadı ve yavaşça gökyüzüne doğru kaldırdı başını. O an soluğu tıkanırcasına bir kez daha nefes almakta zorlansa da o şaşkın, parıldayan bakışı yine gelip oturmuştu gözbebeklerine Avrêl’in. Hiç bir bulut dahi olmamasına rağmen masmavi gökten rengârenk, berrak bir damlanın uzun yollar kat edercesine yüzüne doğru yol aldığını gördü. Böyle bir şeyin olabileceğine inanamıyordu. Devasa gökyüzünden sadece tek bir damla… Onun için ancak bir mucize olabilirdi bu. Damla bir çiçek gibi narin narin süzülüp alnına düştü Avrêl’in. Öyle yumuşak konmuştu ki alnına, sanki kendisiyle dünyanın bütün yumuşaklığını dokundurmuştu tenine.

Birden, “heval Avrêl hadi kalk gidiyoruz” sözleriyle irkildi. Uykulu haliyle duyduğu sesten korktu. Hızlıca gözlerini açtı ve ona seslenen Sena’yı gördü Avrêl. Yavaşça dokundu alnına hiç bir ıslaklık yoktu.
Sena, “iyi misin? Ne oldu sana? Daldığın uykuda kötü bir rüya görmüş olmalısın. Sanırım on dakikalık dinlenme sana yaramadı. Hadi kalk yüzüne bir iki su vur da kendine gel. Yola devam ediyoruz.” Başını kaldırıp gökyüzüne baktı Avrêl. Sabaha karşıydı. Bulutlar giderek uzaklaşırken tek tük yıldızlar da gündüze gömülmek üzere bu gece de son birkaç saatlerini yaşıyorlardı.
-“Yağmur yağacak” dedi ve yürümek için ayaklandı Avrêl.
Sena hemen çıkıştı.
-“Ne yağmuru, bulutlar dağıldı görmüyor musun, artık yağmur yağmaz” dedi ve yürüdü.

SONY DSCYol boyunca gördüğü rüyayı düşündü durdu Avrêl. Masmavi gökyüzünden bir başına düşen o eşsiz damlanın anlamı neydi. Neden öyle bir rüya sorusu kafasını kurcalayıp duruyordu.
Almış olduğum yağmur kokusundan böyle bir rüya görmüş olabilirim diye düşündü. Avrêl epey bir dalgınlaşmış, Sena da Avrêl’in bu dalgınlığını belirgin bir şekilde fark etmiş ve görmüş olduğu rüyasına yormuştu. Haklıydı da. Avrêl’i daha önce hiç böyle görmemişti Sena. Kendisi de rüyayı merak etmeye başlamıştı. İlk fırsatta soracaktı. Avrêl hem dalgın hem de hızlı hızlı yürüyordu. Sanki bulduğu bir şeyi tekrardan elinden kaçırmak istemiyor gibiydi. Avrêl’in dalgınlığını dağıtmak için Sena hızlanarak yanına yaklaştı.
-“Hey! Heval Avrêl biraz yavaşlasana sana ulaşabilmek için resmen koşturup durdum. Neden bu kadar hızlı yürüyorsun anlamadım?”
Avrêl “ben de bilmiyorum” dedi ve durdu.
Rahat bir nefes aldı. Farklı bir andan şimdiye dönmüş gibi hissetti kendini. Yüzünde oluşan rahatlığı ise Sena’yla birlikte kendisi de fark etmişti. Avrêl’in rahatladığını görünce hemen sordu.
-“Ya neydi seni böyle dalgınlaştıran rüya, çok merak ettim doğrusu. Hiç eveleyip geveleme. Seni iyi tanırım, görmüş olduğun rüyadan kaynaklı gerginleştiğini biliyorum.”
Avrêl, “şimdilik kalsın, sonra söylerim” diyerek sakinleşmiş bir şekilde yürümeye devam etti. -“Ayrıca dalgınlığımı dağıttığın için de teşekkür ederim” dedi. Sena da arkasından “asıl beni merakta bıraktığın için ben teşekkür ederim” diyerek yürüdü arkasından.

Hedefledikleri yere sağlam ulaşmışlardı. EDSC05755trafı iyice kolaçan edip dönüşümlü olmak üzere hemen bir nöbetçi çıkartıp sonra dinlenme noktasına girdiler. Güneşin ışınlarının noktalarına vurmasıyla birlikte kahvaltı hazırlamak için hareketlendiler. Kara çaydanlıklarına su doldurup ateşin üzerine bırakırken mirtoxa yapmak için çantalarından biraz yağ, tuz ve un çıkardılar. Genel ihtiyaçlarını giderdikten sonra dinlenme yerlerine çekildiler. Sena ile Avrêl bir köşede alta yağmurluk üste ise kefiyelerini örterek güzel bir uyku çekmek için yan yana uzandılar. İkisi de birbirini iyi tanıyordu. Avrêl her zorlukta kendini çabuk toparlamasını bilen biriydi. Aktifti. Ayrıca her arkadaşına karşı farklı bir duyarlılığı vardı Avrêl’in. Sena da sevecen ve fedakârlığıyla çok sevilen biriydi. Daha önce birçok eyleme birlikte katılmışlardı. Birkaç defa yaralanmıştı Sena. Avrêl ise hiç yara almamıştı. İkisi de, girecekleri eyleme iyice adapte olmuşlardı. Gökyüzünde hala hafif hafif bulutlar varken rüzgârın suskunluğu da devam ediyordu. Gün içinde iyice dinlendikten sonra, eylem öncesi tartışmalarını tekrardan gözden geçirip tüm hazırlıklarını kontrol ediyorlardı. Şimdiye kadar her şey yolunda ilerlemişti. Farklı farklı yerlerde gruplar da yerlerine geçmek için bekliyorlardı. Akşama doğru harekete geçilip mevzilenilecek ve vur emri ile Avrêl’in de içinde olduğu ilk grup eylemi başlatacaktı.
Kapsamlı bir eylem planı yapılmıştı. Buna göre de bir ay boyunca planlamalar ve hazırlıklar tartışılmıştı. Şimdi ise o anı yaşamsallaştırmak için hepsi büyük bir inanç, istek ve heyecan taşıyorlardı. Giderek eylem anı yaklaşıyordu. Birkaç saat kalmıştı. Şarjörler, mermiler, silahların mekanizmaları ayrı anlarla son bir kez kontrol ediliyordu. Her birinin sesi kaldıkları vadiden göğe doğru yükseliyordu.DSC05034
Gün ışığı kendisini griliğe bırakırken o da yavaşça akşama emanet ediyordu kendisini. Böylece tüm gruplar dikkatli bir şekilde mevzilenme yerlerine geçmeye başlamıştı. Avrêl de arkadaşlarıyla hedefe kilitlenmişti. Arkadaşları gibi Avrêl için de bu eylemin önemi büyüktü. Eylemle başarılı olunacak, toprağa verilen arkadaşlarının intikamı alınacak ve birçok şeye cevap olunacaktı.
Bu eyleme katılmak isteyen çok arkadaşları olmuştu ama hepsinin katılması imkânsızdı. Avrêl, onlar için de savaşacağını söylemiş bir kurşun anında iki kurşun atacak kadar hızlı ve atik olacağının sözünü vermişti onlara.
Akşam saatleriydi. Beklenilen an gelmiş, çatmıştı. İlk kurşun atılır atılmaz bir anda etraf silah sesleriyle yankılanmış, boş kovanlar ardı sıra yerlere savrulmuştu. Toz bulutları ise gittikçe havayı sarmalıyordu. Avrêl de arkadaşları gibi tetiğe basıp attığı kurşuna bir anlam yüklemişti. Namlusundan çıkan her kurşun birer sözdü onun için.
Eylem başlayalı iki saat olmuştu. Takviye tim de gelip katılmıştı eyleme. Tüm hızıyla çatışma devam etmekteydi. Avrêl bütün çabasıyla hala saldırıdaydı. Her şey planlandığı gibi yürüyordu.

NISAN DAMLASI 2.BÖLÜM