Özgür kadını geliştirmek bir ibadettir

- Abdullah ÖCALAN
122 görüntüleme
Biz YAJK’ı niçin bulduk? Kadını öyle kaba anlamda savaştırmak için değil, erkeği hizaya getirmek, değiştirmek dönüştürmek için. Aşktan, duygudan bahsettim. En özgür kadın karşısında saygılı olmasını bile bilmiyor. Ben bu erkeği ne yapacağım? Benim biraz vicdanım var.

Kızlarımıza bu erkekleri layık göremiyorum. Neden? Çünkü kendi başına bela olmuş. Serseri mayın gibi kadının başında patlamak istiyor. Düşmana gücü yetmiyor, yanıbaşındaki kadına suç yüklüyor. Bu erkeği dönüştürmemiz gerekiyor. Aldığımız tedbirlerden birisi YAJK’ı örgütlemek. Şunu söyledim; -ben de dahil- bize karşı kendinizi iyi örgütleyin. Çünkü tehlikeli görüyorum kendi gerçekliğimizde. Erkek henüz değişmiş/dönüşmüş değildir. Eşit-özgür, saygılı ve biraz da sevgili yaklaşabilecek bir konumda değildir. Eşit ve özgür yaşaması gereken bir kadın için, kendimi çeyrek adam durumunda görüyorum. Siz kızların hayallerini, umutlarını, dünyalarını fazla süsleyemem.

Duygularınızı örgütleyin, özgürlüğün düşünce gücünü oluşturun!
Mümkünse örgütlenin, mümkünse bu erkeği değiştirmek için gücünüze biraz güç katın. İşte ortada bir Zilan gerçeği var. Büyük başkaldırmış, büyük eylem gerçekleştirmiş. Bir vasiyeti var. Bu anlamda şehitlerimizin vasiyetine sadık kalma gereğinden vazgeçemem. Yeniden katılım, yeniden paylaşım olacak mı? Olacaksa erkek kendini yaratmak zorunda. Bilinçli, özgürlükçü, iradeli, zaferli. Hep şu örneği veriyorum. Kuş yuvalarına dikkat etmişseniz, bir insan eli o yuvaya veya içindeki yumurtaya değerse kuş o yuvayı terk eder. Bizim ise yüz yıllardan beri düşman gerçekliği karşısında işgal edilmedik tek bir yerimiz, tek bir noktamız kalmadı. İşte Kürdistan tümden boşaldı. Kendi kendimizi inkar etmeyelim, özgür yaşayalım ama gerçekler karşımızda. Buna çözüm gücünüz olmazsa, ülkemizde kalmakta ısrar edemezseniz, eşit ve özgür ilişkilerde bilincinizle, iradenizle ısrar edemezseniz siz kızları biz nasıl yaşatacağız? Çok zorlu bir aşk teorisine, sevgi teorisine ihtiyaç vardır. Yüreği geliştirmek gerekiyor.  Kızlarımızın da kendilerini tanımaları gerekiyor. Kimlik sahibi olmaları gerekiyor. Madem ki eşitlik ve özgürlüğe dayalı bir yaşam istiyorsunuz, bunun bedelini ödemelisiniz. Hemen gidip ölmek değil veya elde silah kendini kanıtlamak değil. Duygularınızı örgütleyeceksiniz. Özgürlüğünüzün düşünce gücünü oluşturacaksınız. Nasıl bir erkek veya erkekle ne tür bir yaşam istediğinize dair kendi projelerinizi geliştireceksiniz. Ama dikkat edin, erkek egemenlikli toplumumuz kadının dilini bile kesmiştir.

Kadının güzelliğini yaratmanın dili
Acılar içerisinde kıvranan ve büyük zorluklar içerisinde boğuşan kadınlarımıza verebileceğimiz en değerli armağan; bir yaşam umudu ama özgürce, onlara bütün tarihlerinde kaybettikleri özgürlük gücünü verebilecek bir yaşamın kapısını aralamak. Nasıl ki hayatınızı adıyorsunuz, bir çırpıda ölmeyi göze alıyorsunuz, o zaman özgürlüğü mümkün kılan bir yaşam uğruna da direnme gücünü göstermelisiniz. Direnme gücü derken, her gün erkekle savaşın filan demiyorum. Bunun bir sanat dili, bir örgüt dili, bir çekim dili vardır. Çirkinliklerini yenme dili de vardır. Kadının güzelliğini yaratma dili var. Bir kadın kendini çok yönlü güzel, örgütlü, planlı kılsın, hizaya getiremeyeceği tek bir erkek yoktur. İşte bunun için YAJK gücü diyorum. Başta PKK’li erkekleri olmak üzere bütün toplumdaki erkekleri hizaya getirecekler. Ben buna güveniyorum. Kadına inanıyorum. Bizim en sevdiğimiz kadınlarımız dağlarda ve çoğu da Zilanlar gibi şehadete gitmişlerdir. Yiğit kadınlardır. Kadınlarımız, kızlarımız, analarımız bizi böyle kabul ediyorlar. Bu çok değerlidir. Keşke birçok erkek böyle olabilseydi. Böyle olabilseydi yaşam bütünüyle kadınların olabilirdi. Buna şiddetle ihtiyaç vardır. Anaların yüreğini biliyorum. Kızlarımızın tutkularını, umutlarını çok iyi biliyorum. Bildiğim için kendimi bu yaşa kadar bu hale getirdim.

Güçlü kadından değil, zayıf kadından korkulur
Büyük bir yürek hareketi derken kesinlike bunu anlamanız gerekir. Özgür kadını geliştirmek bir ibadettir. Bizim kızlarımız en amansız savaşçı kızlardır. Zorbaca, çirkince ve özgürlüğe açık değilse, kabul etmeyen kızlardır. PKK’deki ahlak gerçekliği budur. Bu nereye götürür? Yeni yaşama götürür. Kabul edilebilinir, eşit-özgürlüğe dayalı bazı yeni aile kurumuna, ilişki tarzına ve ortak bir dünya anlayışına götürür. Yeniden toplumsal kuruluşa götürür. Bu çok gereklidir. Yaşam projesi de budur. Kadın güçlenmeden yaşam kurtulamaz. Eşit, özgür kimliğe henüz biz de ulaşmış değiliz.  İradenizi pekiştirmelisiniz, ideolojinizi oluşturmalısınız. Bazıları diyor, kadın güçlenirse çok korkarız! Hayır, güçlü kadından korkulmaz, zayıf kadından korkulur. Bizce de aslında hasta kadınlar var. İşte bahsettiğiniz gibi içi boş kadınlar, en tehlikeli kadınlardır ve ajandırlar. Bu açıdan içi boş kadınların hepsini objektif ajan ilan etmek gerekir. Egemen sınıfların, sömürgecilerin, işbirlikçilerin ajan güçleridirler. Maalesef böyle kadınlığa da bugünlerde şiddetle savaş açmak gerekir.