Özgür ve erdemli bir yaşamın yaratıcıları

- Gönül Kaya
413 views
Ekim ayı, genel olarak ezilen halklar, sömürülen sınıflar açısından bir devrim ayı olarak bilinirken, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi tarihinde “kadın devriminin öncülerinin, komutanlarının ölümsüzlüğe ulaştıkları bir ay” olarak kabul edilmiştir. 25 Ekim 1992 tarihinde Başur Kürdistan’da yaşanan Büyük Güney Savaşı’nda hem Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, hem de Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi tarihine damgasını vuran Beritan (Gülnaz Karataş) yoldaşın fedai eylemi şahsında özel bir anlam yüklenen Ekim ayında günümüze dek sayısız kadın komutan, özgür yaşamın yaratıcısı kadın öncüleri şahadete ulaşmıştır.

Her yılın Ekim ayında, tüm Kürt kadınları ve Kürt toplumu, bu kadın öncüler ve devrimin kadın komutanlarını büyük bir saygıyla, sevgiyle ve minnetle anarlar. Her anmada, her bir Ekim ayı şehidi şahsında, kadının binlerce yıldır karanlıkta bırakılmak istenilen kadının tarihi yeniden dile gelir, kadınların özgürlük arayışları sessizlikten sese, karanlıktan aydınlığa kavuşturulur. Kürdistan devriminin neden bir kadın devrimi olduğu, kadınların bu devrime neden dolu dizgin, büyük bir aşkla katıldıkları, hangi coğrafyadan, hangi halktan olursa olsun kadınların nasıl çizilmiş olan tüm sınırları aştıkları, erkek egemenlikçi sistemin yarattığı kadın ve erkek gerçekliğini nasıl değiştirme ve dönüştürme kavgasını verdikleri dile getirilir. Her bir Ekim şehidinin kişiliği, yaşamı, mücadelesi birer kadın direniş öyküsü olarak okunur. Erkek egemenlikçi-iktidarcı çizgi karşısında toplumsallığın yaratıcıları olan Ekim şehitleri, her kadının, her erkeğin yüreğine, ruhuna ve aklına birer özgürlük çiçeği olarak nakşedilir.
Sadece Kürt kadınları için değil, dünya kadınları açısından da özgürlük sembolleri olan Ekim şehitleri, tarihin en derin köklerinden yükselen doğal toplum değerlerinin, komünal toplum ahlakının, cinslerarası özgür yaşam birliğinin temsilcileri olmuşlardır. 52 yıl önce doğan ve büyüyen özgürlük mücadelesinin yurtseverliğe, sosyalizme dayalı şekillenen karakterinin en önemli göstergesi, kadınların sadece devrime katılmasıyla değil, devrimin her alanında birer toplumsal öncü haline gelmesiyle ölçülmüştür. Ne kadar bir “Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesi” olarak dile gelse de, Kürdistan devrimi bir “özgür kadın ve özgür toplum devrimi” olarak şekillenmiştir. 20. yy’ın sınıfsal ve ulusal devrimlerinden etkiler taşısa da, 21. yy’ın temel devrimleri olan; kadın, demokratik sosyalizm ve ekoloji gibi devrim alanlarını yaratmıştır. Rêber Apo Kürdistan devriminin en önemli kutsal çalışmaları arasında, kadın özgürlük çalışmalarına ilk sırada yer vermiştir. Kadın devriminin teorik, ideolojik, örgütsel, askeri çalışmalarını salt bir cinsin özgürlüğü ile sınırlı ele almamış, özgürlükte derinleşen kadını tüm toplumun öncüsü, yeni yaşam ölçülerinin temsilcisi ve savunucusu düzeyine getirmiştir. Kadını kuşatan ve onun tüm enerjisini, gücünü, düşüncesini, duygusunu, ruhunu, bedenini kafese kapatan sistemle mücadeleyi sadece kadının değil, erkeğin ve tüm toplumun vermesi gerektiğini, çünkü tüm köleliklerin, tüm kaybedişlerin temelinde kadının köleleştirilmesinin, kaybedişinin yattığını göstermiştir. Bu nedenle Önder APO, Kürdistan’da özgürlük adımlarını, kadının etrafında ördüğü mücadele ve yaşam sistemiyle atmıştır. Bu özgürlük anlayışı ve sistem inşası, 1970’lerden başlayarak, özgürlük mücadelesine bireyler düzeyinde gerçekleşen kadın katılımlarını 1980’lerde büyütmüş, 1990’larla birlikte kadının devrime akmasını sağlamış ve tam bir toplumsal patlama düzeyini ortaya çıkarmıştır.
1990’lı yıllarla başlayan mücadele süreci, özgün kadın hareketi açısından da yeni ve önemli bir oluşum dönemini ifade etmektedir. Kuzey Kürdistan’daki halk serhildanlarında öncülüğü kadınlar yaparken, kadınlar aynı zamanda sömürgeci sistemden radikal kopuşa da öncülük ederler ve dağlara çıkarlar. Kürdistan’ın dört bir yanından, köylerden şehirlere, yine Türkiye metropollerine kadar her kesimden genç kadınlar özgürlük hareketine akarlar. Bu akışta sadece Kürt kadınları değil, Türk, Arap, Çerkez, Arnavut halklarından kadınlar da yerlerini alırlar. Kürt gerçekliğinin kendini siyasal ve toplumsal alanda var etmesi, gerilla mücadelesinin yükselişi bu akışta etkili olurken, özellikle Rêber Apo’nun “Kürdistan’daki kadın, aile ve toplum”a dönük çözümlemeleri, toplumdaki kadınları çok etkilemiş ve özgürlük mücadelesine katılımların önünü açmıştır. Yine 1990’lar aynı zamanda, dünya düzeyinde reel sosyalizmin yıkılmasıyla birlikte sistem karşıtı güçlerin arayış içinde oldukları bir dönem olma özelliğini taşımaktadır. Sistem karşıtı güçler içinde en yoğun arayışı kadınlar yaşamaktadır. Bu dönemde PKK hareketinin kendini yenileyerek geliştirdiği “özgürlük tezleri” enternasyonal boyutta kadın çevrelerine ulaştıkça, kadınların arayışları onları Kürdistan dağlarına ulaştırır. Bu dönem aynı zamanda kadın hareketini, özgün ve özerk örgütlenme temelinde büyüten, kadın ordulaşmasından kadın partileşmesine ve kadının demokratik komünal toplum inşa sürecine ulaşmasını sağlayan kadın öncülerinin yaratıldığı, bu öncülerin tarihin gidişatını değiştiren eylemleri geliştirdiği yılları kapsamaktadır. Ekim ayı içinde, farklı tarihlerde ve mücadelenin en kritik dönemlerinde şehit düşen Ekim ayı şehitlerinin kişilikleri, duruşları, katılımları, emekleri ve eylemleri özgürlük mücadelesinin tüm bu aşamalarının özeti gibidir. Her bir Ekim şehidini tanımak; yaşamlarıyla, direnişleriyle ve şahadetleriyle onları bilmek, Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin karakterini ve tarihini tanımak ve bilmek anlamına gelmektedir.
Ekim ayı içinde yaşanan kadın mücadele süreçleri, kadın özgürlük mücadelesinini nasıl bir derinliği, yoğunluğu ifade ettiğini göstermektedir. Bu örnekler, kadının, erkek egemenlikçi uygarlık güçleri karşısında binlerce yıldır süren mücadelesinin devamı gibidir. Kadınlar tarihin mitolojik kahramanları gibi destansı bir duruşla savaşırlar bu ay içinde. Kimi egemenlikçi uygarlık güçlerinin “teslimiyet ve ihanet çizgisini”, onurlu ve özgür kadın duruşlarıyla ve son sözlerine kadar direnerek yerle bir ederler. Her bir Ekim şehidi, kadının yazısız tarihini direnişleriyle, büyük özgürlük arayışlarıyla yazılı hale getirirler.

Kadın ordulaşmasının öncüleri

25 Ekim 1992 tarihinde Xakurke-Lelikan’da son mermisine kadar KDP peşmergelerine karşı savaşan, halkının özgürlüğü için kullandığı silahı ele geçmesin diye kayalıklarda parçalayıp en son kendini uçurumdan atan Gülnaz Karataş (Beritan) yoldaş, Zağrosların Ana Tanrıça kültürünün sembolü olur. Beritan öğrenciyken tutsak düştüğünde yapılan işkenceler karşısında direnişçi duruşuyla dayatılan teslimiyeti yerle bir ederken, Kürdistan dağlarında aynı duruşu sergileyen ve Tanrıçanın kızlarını “Kadın ordulaşması” etrafında toplayan bir komutandır artık. En çok istediği Rêber Apo’yu görmenin,  özgürlük mücadelesinde bir kadın öncü olma iddiasına sahip olmak ve devrimin en kritik süreçlerinde büyük rol oynamak anlamına geldiğini bilerek, büyük ve özgür bir yaşamın sahibi olur. Kadının Kürdistan dağlarında kök salışını, kadına dayatılan tüm klasik anlayışlara karşı dimdik duruşunu büyük bir kararlılıkla yaşamsallaştıran Mihriban Saran (Azime) yoldaş, yıllarca dağlarda tek kadın olarak gerilla birlikler içinde hareket eder. Kadının özgürlük arayışını, Kürdistan’a olan sevgisini çok güçlü bir şekilde temsil eder. Savaşın zorlukları karşısında, yine egemenlikli anlayışlar karşısında kadının dağlara akacağına olan inancını hep güçlü tutar. 1990’larla gerçekleşen kadın katılımları, kadın yoldaşlarına duyduğu ve yüreğinde hiç azalmayan sevgiyi ve inancı daha da büyütür. 1 Kasım 1993 tarihinde Rêber Apo tarafından resmi olarak ilan edilen kadın ordulaşmasını hayata geçirenlerden ve ilk kadın komutanlaşmasının büyük emektarlarından olan Azime yoldaş, 9 Ekim 1994 tarihinde Botan-Herekol’da şehit düşene kadar, savaşı hep en önde ve zirvede yönetir. Azime yoldaş bugün, Kürdistan’dan başlayıp evrenselleşen kadın mücadelesinde, her kadının direnişinde yaşamaya devam ediyor. Azime yoldaş, her kadın devrimcinin ilk öğretmeni olarak, sevgiyi, saygıyı, özgürlüğü ve savaşmayı öğretmeye devam ediyor.

Mücadelenin bilge kadınları

Kürdistan devriminin en temel özelliklerinden biri kadın bilinçlenmesi ve aydınlanmasıdır. Toplumsal hakikatin arayışçılarından ve özgür yaşamın yaratıcılarından biri olan Gurbetelli Ersöz (Zeynep) yoldaş, bu aydınlanmanın yaratıcılarından ve gittiği her yerde kadın özgürlük çizgi mücadelesini cesurca pratikleştiren bir kadın öncü olur. Gurbetelli yoldaş, yeri gelir kalemiyle mücadelenin en önünde, özgürlük ideolojisinden aldığı güçle bir gazeteci olur, yeri gelir bilinci ve kararlılığıyla Türk mahkemelerinde işkencecileri ve sömürgecileri yargılar; yeri gelir silahıyla bir gerilla olur ve özgürlük düşmanlarından hesap sorar. Gurbetelli yoldaş, düşüncesini söze, sözünü pratiğe dökme yaratıcılığına ulaşmayı başarır. Sözün değerini, onu yaşamsallaştırarak büyütür. Rêber Apo’nun “Gurbetelli artık Vatanelli olmalı” sözü temelinde Kürdistan dağlarına ulaşır. Hiçbir engeli, zorluğu gerekçe yapmadan dağlarda yürür, yoldaşlarına eğitim verir. Gurbetelli yoldaş, kadın özgürlük mücadelesinin Bilge Kadın’ı olmayı başarırken, savaşta korkusuz bir savaşçı ve yaşamda büyük bir emekçi olmayı bilir. 7 Ekim 1997 tarihinde yaşanan çetin savaşta sorumluluğunu taşıdığı yoldaşlarıyla Zap’tan Gare’ye geçerken, Amediye-Deraluk’ta, Türk devletinin ve KDP’nin hain pususunda şahadete ulaşana kadar özgürlk maratonunda hiç aralıksız koşar.

Hewler katliamında şehit düşen Helin yoldaşın emaneti olan silahını ve raxtını, yine özgürlük yolculuğunu kaleme aldığı Günlüğü’nü yoldaşlarına bırakır. Sadece bu emanetleri değil, Gurbetelli yoldaşın tüm hayalleri, özlemleri, umutlarını, düşünceleri, beklentileri de tüm kadınlara büyük özgürlük emirleri olarak kalır. Ekim ayı bu anlamda Gurbetelli’nin sesini duyurur, onun bu emanetlerini ve yapılması gerekenleri bizlere hatırlatır. Meryem Hazar Çolak, Ekim şehitleri içinde hayatı bir roman, bir şiir gibi yaşayan öncü kadın yoldaşlarımızdan biridir. Malatya’da başlayan hayat yolculuğu, 1970’lerin sonunda Antep’te Kürt özgürlük mücadelesiyle tanışmasıyla farklı bir mecraya akar. Kısa bir tutukluluk yaşayan Meryem yoldaşın mücadeleyle bağı kopar. Evlenir, bir kız çocuğu annesi olur ve yurtdışına çıkar. Ama yüreğinde özgürlük sevgisi ve arayışı hep sıcaktır. Yüreğinde ve düşüncesinde özgürlük olan her kadın gibi Meryem yoldaş da, özgürlük mücadelesiyle yolu kesiştiği an mücadeleye katılım kararına ulaşır. Önce Avrupa’da 1992 yılında Kürdistan Ulusal Meclisi (KUM) üyeliğine seçilen 3 kadın parlamenterden biri olur. Kısa süre sonra Rêber Apo’nun yanına, oradan da Kürdistan dağlarına gider. Meryem yoldaş, özgürlük mücadelesine katılım kararını vermiştir. O Kürdistan dağlarında bir kadın komutandır artık. O sadece kızı Şilan’ın değil, tüm kız çocuklarının özgürce yaşayacakları bir ülkeyi yaratma savaşı veren bir Ana ve sevda kadını olur. Şilan’a yazdığı mektuplar, şiirlerle ona özgürlüğü, yeni umutları, Kürdistan’ı anlatır. Meryem yoldaş, 27 Ekim 1997 tarihinde Haftanin’den Metina’ya geçerken şehit düşene kadar da devrim görevleriyle anne olmanın tarihsel sorumluluğunu başarıyla yerine getirir.

“Anlamlı yaşam” perspektifinin takipçileri

Ekim şehitlerinden Sanem Bertan (Canda Türkmen), Hüsne Akgül (Çiğdem-Mizgin Türkmen), Ümran Yıldırım (Emek-Ronahi Arnavut), Nermin Akkuş (Helin Çerkes), Andrea Wolf (Ronahi Alman) yoldaşlar, kadın özgürlük çizgisinin sınırsızlığının kanıtlarıdır. Bu şehitlerimiz, kadının hiçbir milliyete ait olmadan, kadın kimliği etrafında toplanarak, ortak hayallerde ve amaçlarda buluşarak güçlü bir toplumsallık temelinde yeni demokratik ve özgür bir kimliği yaratabileceklerini göstermişlerdir. Hangi coğrafyadan gelirlerse gelsinler, yine eril uygarlığın hangi kimliksel tanımlamasından tabi olurlarsa olsunlar, kadınlar Kürdistan’da kendi emekleriyle, kendi bakış açılarıyla ve mücadeleleriyle kendilerine ait yeni toplumsal kimliklerini, yeni tanımlamalarını yaratmışlardır. Kürt, Türki Arap, Alman, İngiliz demeden “demokratik ulus kadınları” olarak, yeni demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasının temellerini, Ekim ayının enternasyonal kadın şehitleri atmıştır. Ekim ayı, fedaice yaşamayı başaran öncü kadınlara da tanıklık etmiştir. Ekim şehitleri içinde yer alan 26 Ekim 1996’da Adana’da Leyla Kaplan (Rewşen), 29 Ekim 1996’da Sivas’ta Güler Otaç (Bermal), yine uluslararası komplo sürecinde Midyat Zindanı’nda Selamet Menteş (Kurde) ve Aynur Artan (Rotinda) yoldaşlar, kadın yoldaşlığının ve özgürlüğünün önderi olan Rêber Apo’nun etrafında ateşten bir çember oluşturdular. Zeynep Kınacı (Zilan) yoldaşın “Anlamlı yaşam” perspektifinin takipçileri olurlar. Anlamlı yaşam, bilinçli, örgütlü, tolumsal güç haline gelmiş kadınla yaratılacaktır. Bu anlamlı yaşamın düşmanlarının saldırılarına karşı ilk savunma gücü kadınlardır. Ekim ayının bu fedai kadın şehitleri, 20. yy’ın devrimci fedai kadın ruhunu 21. yy’a taşırmayı başarırlar.
Ekim şehitlerimiz Nursel İnce (Sarya), Selma Doğan (Zinarin) yoldaşlar, dağın güzelliklerinin, sadeliğinin kadın hakikatinde nasıl vücut bulduğunu bizlere gösterir. Sarya yoldaş, devrimi, savaşı bir sanatçı inceliğinde yaşar. Zinarin yoldaş, “cennete gitmek erdemli olmaktır” diyerek, özgürlük mücadelesinin bir ermiş’i olmayı hedefler.

Rêber Apo’nun özgürlük felsefesiyle kendini hakikat yolunda arındıran bir kadındır Zinarin yoldaş. Yaşamdaki çirkinliklerle kendini aydınlatarak mücadele etmeyi öğrenen Sarya’nın özgürlük dansında, Zinarin’in özgürlüğü yazan kaleminde her kadın kendi mücadelesine ulaşır.
Ekim şehitlerimiz, 2000’li yıllarla birlikte kadın özgürlük mücadelesini sadece büyüten, geliştiren olmazlar. Rêber Apo tarafından kadınlara ve tüm insanlığa sunulan bir hediye olan “Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması” temelinde gelişen kadın özgürlük mücadelesinin, Özgür Kürdistan’ın kurucu önderleri olurlar. Sevcan Algünerhan (Ruken Bingöl) yoldaş 22-23 Ekim 2011’de Geliye Teyare’de, Süreyya Aslan (Rojin Gewda) yoldaş 4 Ekim 2012’de Çarçella’da, Arin Mirkan yoldaş  5 Ekim 2014’te Kobane’de, Nuran Er (Gülnaz Ege) yoldaş 6 Ekim 2017’de Amed’de, Hacer Kaya (Çiçek Kurtalan) yoldaş 4 Ekim 2019’da Pülümür-Dersim’de, Nagehan Akarsel (Zilan) yoldaş 4 Ekim 2022’de Sileymaniye’de Ekim şehitleri kervanına katılarak, yeni yaşamın yaratıcıları olurlar. Onlar kadın kurtuluş ideolojisi temelinde evrenselleşmenin, jineoloji temelinde yaşam bilimine ulaşmanın, özsavunma güçleri temelinde tüm yaşam düşmanlarına aman vermemenin öncüleri olurlar. Ekim ayında yaşanan tüm kadın şahadetleri, kadınların yeni doğuşlarının da ifadesidirler. Yeni bir toplumsallığı yaratırken onların toplumsal aşklarını, kadın yoldaşlığını yaratırken onların melekleşen kişiliklerini, komünal bir yaşamı yaratırken onların büyük emekçi duruşlarını örnek alacağız. Ekim ayı şehitlerinin bizlere çağrısı; hiçbir geriliğe, hiçbir çirkinliğe, hiçbir köleliğe izin vermemektir. Onları her kadına anlatmalı, onların yok olmayan enerjilerini, ışıklarını her bir kadında yakmaktır. Bir kez daha bizleri özgürlük mücadelesine bağlayan, yürünecek özgür bir YOL sahibi kılan, insanı kamil olma yolunda yürürken bizlere ışık olan Ekim ayı şehitlerimiz şahsında tüm şehitlerimizin anıları önünde saygıyla, minnetle ve özlemle eğiliyoruz.