Takipçileri olacağız!

- Ruken AYDIN
58 görüntüleme
9 Ocak 2013’te Parîs’te gerçekleştirilen katliamın üzerinden 8 yıl geçti. Bu süre zarfında Kürt kadınları, halkı ve dostları dava dosyasının kapattırılmasına izin vermedi. Kürtler, katliama dair hakikatlerin devletler arası “sır” olarak kalmasına izin vermeyerek, Fransa halkının da onur ve adalet değerlerini korumuş oldu. 9. Yılda da katillerden hesap sorma hazırlığı yapan Kürtler, Fransa devletine bir kez daha demokrasi ve hukuk değerlerine bağlı kalmayı hatırlatacak.

Avrupa’nın birçok ülkesinde bulunan örgütlü kadın yapıları, 9 Ocak Katliamı ve üç devrimciye dair gazetemize kısa görüşler verdi. Katliamı, “Çöktürme Planı”nın startı olarak değerlendiren Kadın Meclisleri, Sara, Rojbin ve Ronahi’nin mücadelelerine bağlı kalacaklarının altını çizdi.   

Devletler arası işbirliği

Yekîtiya Jin SARA/İSVEÇ:

Her üç devrimci kadının hedef alınmasının başlıca nedeni Kürt özgürlük mücadelesine darbe vurmaktı.Bu katliam, devletler arası (özelde Fransa-Türkiye olmak üzere) işbirliği sonucu gerçekleştirildi. Katliamın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala aydınlatılmadı. Bu süre boyunca “adalet istiyoruz” eylemlerimizden vazgeçmedik, bundan sonraki süreçte de vazgeçmeyeceğiz. Sara yoldaşın ne kadar mütevazı ve disiplinli bir devrimci olduğunu çok duymuştuk. Fidan Doğan’ın azmi ve pozitif enerjisinden etkilenen arkadaşlar onun bu özelliklerinden hala bahs eder. Leyla Şaylemez’in aktif, sempatik ve toparlayıcı tarzını da çok işittik. Üç arkadaşın katledilişlerinin 9. yıldönümlerinde onları saygı ve minnetle anıyor, mücadelelerinin takipçisi olacağımızın sözünü yineliyoruz.

Yeni saldırı konseptinin startı verildi

BRİTANYA Kürt Kadın İnisiyatifi:

Katliamın gerçekleştirildiği 2013 yılında AKP hükümeti, Kürt sorununu sözde çözme amaçlı Rêber Abdullah Öcalan ile diyalog sürecini başlatmıştı. Görüşmeler ile bir taraftan olumlu bir hava varmış gibi yansıtılırken, öte yandan ise bu suikast planlanıp gerçekleştirildi. Bu katliam bir konsepte dayalıydı. Böylesi tarihi bir girişime bu siyasi suikast ile müdahale edilmiş oldu. Sakine Cansız’ın hedef olarak seçilmesinin nedenlerinden biri PKK’nin kurucu kadrolarından olmasıydı. Onun şahsında Kürt, kadın ve alevi kimliği hedeflendi. Rêber Abdullah Öcalan suikasti “İkinci Dersim Katliamı” olarak tanımladı. Sakine Cansız ve yine uzun yıllar KNK temsilciliğini yapan Fidan Doğan ile gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in katledilmesi ile yeni saldırı konseptinin startı verilmiş oldu. Bu katliam, Türk havuz medyasının da bolca anons ettiği gibi “Çöktürme Planı’nın startıydı. Biat edilmediği müddetçe reva görüleceklerin mesajıydı.

‘Xwebûn’ olma kavgası

Beritan Kadın Meclisi/İSVİÇRE:

Heval Sara’yı anlatmak kolay değil. Heval Sara, yeryüzündeki tanrıça silüetiydi adeta. Onu tanıdıkça, ana tanrıçalığın aslında mitolojilerde kalan soyut varlıklar olmadığını anladık. Mücadeleci duruşu, kavgacı, inançlı, sürükleyici gücü ile bütün güzelliklerin bileşkesiydi. Hayatını özgürlüğe adayarak Kürt ve dünya kadınlarını etkiledi. Kendisini Rêber Apo’nun felsefesiyle yoğurduğu için çok netti. Zulme ve adaletsizliğe asla boyun eğmedi. Zindan direnişiyle de böyle anılır. Kadının beş bin yıllık çekmiş olduğu bütün acıların, zulmün ve ızdırapların da intikamı olmak için, “Hep Kavgaydı Yaşamım” tanımı, tüm kadınlar için bir felsefeyi ifade etmektedir. Bu kavga bildiğimiz kaba bir kavga değil elbette, tarih boyunca erkek egemen aklın kadından çalmış olduğu güzelliklerin geri alınması kavgasıydı. Etik ve estetiğin kavgasıydı. Kadının yeniden hakikatiyle buluşması kavgasıydı. Kendine ait olmanın, gerçeğin kavgasıydı. ‘Xwebûn’ olma kavgasıydı. Tarihe geçen binlerce kadın öncü var elbet. Ancak heval Sara’daki öncülük çok renkli ve bütünlüklü olduğu için derin izler bıraktı. Hiçbir zaman kaybolmayacak bu izler çoktan tarihe mal oldu. Ve artık heval Sara bizlerin ana tanrıçasıdır.

Bizler için bir çizgidir

Rojbin Kadın Meclisi/HAMBURG:

Sakine Cansız arkadaş Hamburg’ta bir dönem çalışma yürüttü. O dönem meclis oluşumu örgütlenmesi çalışmaları yürütülüyordu. O süreçte Kürt Kadın Meclisinin kuruluş kongresi de gerçekleşecekti. Heval Sakine’nin kuruluş kongremizde bulunması bizim için büyük bir onur ve şanstı. Perspektifleri ve önerileri bizler açısından ön açıcıydı. Bu yönüyle bizlere büyük katkısı ve emeği oldu. Çalışmaların ilerletilmesi için birçok plan ve proje üretir ve bizlerle paylaşırdı. Bazı projelerin hayata geçirilmesi zor olurdu. “Heval Sakine biz bu projeyi nasıl pratiğe geçireceğiz, zordur” dediğimizde, bizi eleştirir ve kavgasını yürütürdü. Eleştirileri ve kavgası hiçbir zaman bireysel ya da kırıcı olmazdı, örgütsel ve geliştiriciydi. İşte bu yüce yoldaşlık ilişkisi heval Sakine’nin bizde bıraktığı en belirgin yanıydı. Dik duruşu her zaman bizi etkilerdi. Bazen omuzlarımız öne doğru düştüğünde hemen müdahale eder, bizi uyarırdı. “Her zaman dik yürüyün” derdi. Her bireyi önemser, ayrı ayrı ilgilenirdi. İşte bu yüzden de heval Sakine bizler için bir sembol, bir çizgidir. Paris’te gerçekleştirilen alçakça katliamdan sonra Paris, karanlıklar şehri olarak hafızamıza kazınmış oldu. Bundan sonraki süreçte de Sara, Rojbin ve Ronahi idealleriyle, hayalleriyle, çizgileriyle mücadelemizde yaşayacaklar.

Öfkemizi örgütlülüğe dönüştüreceğiz!

Amara kadın meclisi/FRANKFURT:

Sara yoldaş, biz Kürt kadınların öncüsü, dünya devrimci sosyalist kadınların ise ilham kaynağıydı.Tarih boyunca kadın öncüleri hedef alan ataerkil zihniyet, 9 Ocak 2013’te ise, 3 Kürt devrimci kadını katlederek tarihe kara bir gün olarak geçmiştir. Sara yoldaş, ataerkil zihniyetin yok saymalarına karşı özgür kadın kimliğini oluşturdu. Paris Katliamına karşı öfkemiz ve acımız ilk günkü kadar taze. Bu katliamın emrini verenler şunu bilsinler ki öfkemizi ve acımızı örgütlülüğe dönüştüreceğiz. Sara arkadaşın bize bıraktığı mücadele mirasını, örgütlülüğümüzü büyüterek layık olacağız. Avrupa’nın birçok ülkesinde-kentinde büyük emek veren Sara yoldaş, Frankfurt bölgesinde de büyük izler bıraktı. Gittiği her kurumda, her evde, sadeliği, titizliği, yoldașça yaklașımları ile iz bıraktı. Sara yoldaşla tanışmak, kendini tanımak, kadının özünü tanımaktır. Rojbin arkadaş da bölgemizde bir süre kadın çalışmalarında yer aldı. Kararlı ve inançlı duruşundan dolayı gittiği her alanda başarılı bir pratiğin de sahibi oluyordu. O dönem genç olmasına rağmen toplumsal değerlerin bilincinde olan olgun bir karaktere sahipti. Kadınlarla ilişkileri çok sıcaktı ve sempatik bir mizaca sahipti. Rojbin’i hatırlamak güzel gülüşünü hatırlamaktır.

Girmedik ev bırakmadı

Ronahi Kadın Meclisi/HANNOVER:   

Paris Katliamı aslında üç kadın devrimci şahsında tüm dünya kadınlarına karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu katliam aslında 15 Şubat Uluslararası Komplosu’nun bir devamıdır. Sakine Cansız Kürt Özgürlük Hareketinin öncülerindendi. Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ise; Kürt kadınının yakaladığı özgürlük düzeyinin birer örneğiydiler. Bundan dolayı faşist Erdoğan hükümeti üç arkadaşı hedef aldı. Aslında üç arkadaş şahsında kadın özgürlük mücadelesi ve demokratik modernite paradigması darbelenmek istendi. Sakine arkadaş, 2012’de gerçekleştirilen Êzidî Dernekleri Birliği Merkezi (NAV-YEK) kongresinin hazırlık aşamasında önemli bir rol oynadı. Kararlı ve disiplinli çalışma tarzı etkileyiciydi. Kongre’de kadın arkadaşların yer alması için özel çaba gösteriyordu. Bu kongrenin başarılı geçmesi için büyük bir emek verdi ve başarıya da ulaştı. Heval Sakine Avrupa’nın birçok yerinde olduğu gibi Hannover’de de çalışmalar yürüttü. Girmedik bir Kürt evi bırakmamıştı. Toplumsal sorunlara karşı çözüm bulması kadınlarda büyük etki yaratıyordu. Leyla Şaylemez de bir süre Hannover’de gençlik çalışmalarını yürüttü. Hayat dolu, canlı ve örgütlü yanıyla hem gençlik hem de toplum içerisinde sevilip saygı duyuldu. Kadın meclisimiz O’nun (Ronahi) adını taşımakta.

Bizlerde büyük izler bıraktı

Zîn Kadın Meclisi/DRANCY:

Üç yoldaşın hedef alınması, başta Rêber Apo olmak üzere, Kürt Özgürlük Hareketine karşı yapılmış bir saldırıdır. Çünkü Sakine arkadaş sergilediği direnişi ile tüm dünyada sembol haline gelmişti.  Heval Rojbin ise; Kürt diplomasi çalışmalarını en etkili yürütten arkadaşlardandı. Kürt Özgürlük Hareketinin (bir terör hareketi değil) bir halk hareketi olduğunu Fransa devletine ve Avrupa kamuoyuna defalarca anlatmıştı. Bundan dolayı hedef alındı. Konuşmaları ile hem biz Kürtleri hem de dostları derinden etkiledi. Bu yüzden özellikle başta kadınlar olmak üzere bölgede büyük etki ve iz bırakmıştı. Çalışmalarını titizlikle yürüttüğü için her zaman sonuç alırdı. Rojbin bizlerde büyük izler bıraktı.  Mücadelelerine, ideallerine sonuna kadar bağlı alacağız, adalet yerine gelene kadar hesap sormaya devam edeceğiz!