Kadına yönelik sürekli savaşın yeni adı: IŞİD

- Gönül Kaya
211 görüntüleme

Ataerkil sistemin cellatları her dönem farklı isim ve yapılarla çıkıyor karşımıza. IŞİD denilen cani yapılanma da bu sistemin en son icadı. Ve ne gariptir ki, bu cani yapılanmayı kınayan, ‘onu cezalandıracağız’ diye bas bas bağıran ABD ve diğer devletler, sanki birden bu ‘kadın, insan, toplum düşmanını’ keşfettiler… Kaç yıldan beri Rojava’da nice vahşet pratiklerini sergileyen bu yapıya karşı sessiz kalan, her yönüyle destek sunan ABD’si, AB’si, Katar’ı, Suudi Arabistan’ı, NATO’su, kapitalizm bağımlısı çevrelerin de çağrısı üzerine, Ortadoğu’nun kurtarıcısı kesilmeye soyundular.

Tam bir oryantalist zihniyet örneği…

Kapitalist batılı devletlerin sistem dışındaki halklara, coğrafyalara, kadınlara, tüm ezilenlere bakış açısıdır oryantalizm. Ezenin, ezdiğini ele alış tarzıdır.

Herkes “IŞİD nedir, kimdir, destekleyenleri kimlerdir” diye sorup duruyor. ABD ve AB devletleri, sanki IŞİD ve onun dayandığı zeminleri yeni anlamış ve şoke olmuş havasına girdiler. Bu tavırlarını yutmayacak kadar iyi tanıyoruz kendilerini!

IŞİD, ataerkil sistemin 5 bin yıldır ürettiği vahşetin son adıdır. Kapitalist sistemin vurucu gücüdür. Kaos yaratma çetesidir. Öyle kendi kendine üremiş gibi görmek yanılgıların en büyüğüdür.

Mesela IŞİD, TC’nin yıllarca Kürt halkına ve demokrat-devrimcilere dönük işlettiği JİTEM’in-kontrgerillanın-hizbulkontranın yeni ve Ortadoğu versiyonudur.

IŞİD, insanlık tarihinde 5 bin yıl önce ilk köleleştirilen insan olan kadının boynuna-el-ayaklarına, ruhuna-bedenine, düşünce ve duygularına zincir vuran sistemin bugünkü uygulayıcısıdır. Suudi Arabistan’da, İran’da, Afganistan’da kadını taşlayan, idam eden, işkence eden, dilini kesen sistemin temsilcisidir. Dakikada 5 kadının şiddet ve tecavüze uğradığı ABD’nin amaçlarının yolunu açan bir araçtır.

IŞİD, Rojava’da Kürt halkının özgürlüğüne ve varlığına saldırdığı aynı süreçte Filistin’de, Gazze’de Filistin kadınlarını, çocuklarını katleden İsrail ile ortak takım olduğunu gösterendir.

IŞİD, Türkiye’de her gün ‘sevgili, baba, koca, kardeş’ kurbanı olan, bedenleri bıçakla, keserle paramparça edilen kadınların katliamına göz yuman AKP ve diğer iktidar güçlerinin göz nurudur.

Bu ataerkil ve kapitalist sistem güçlerinin ‘aman allahım ne kadar vahşiler’ dedikleri IŞİD, aynı zihniyetin ve sistemin kök ve dallarıdır.

IŞİD, kapitalist sistemin Ortadoğu halkına, kadim ana tanrıça kültürünün yeniden boy vermeye başlayan doğal toplum yaşamı, ahlakı ve sistemine dönük ilan edilen 3. dünya savaşının araçlarındandır. Yeniden doğan bu yaşam ve kültür, Kürt kadınları, Kürt toplumu öncülüğünde inşa ediliyor. IŞİD, Kürt halkının kazanımlarına saldırarak, bu doğuşu engellemeye çalışıyor.

O ve onun efendileri…

9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te katledilen, Kürt kadınlarının ve halkının özgürlük öncüleri olan Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e dönük yapılan katliam da; Şengal’de, Rojava’da kaçırılan, katledilen Kürt, Arap, Ermeni, Asuri-Süryani kadınlara yapılanlar da aynı sistem güçlerince planlandı ve uygulandı. Görülüyor ki, kesintisiz bir şekilde sürdürülen ve ‘sürekli savaş’ olarak dile getirilen kadın kırımı, yukarıda bahsettiğim güçlerin en ve temel ortak yanları. Temel amaç, bizlerin özgürlük çıkışına engel olamadılarsa da, özgür yaşam sistemimizi inşa etmemize engel olmaktır.

Şimdi Ortadoğu’ya dönük ‘askeri yardım’ adı altında girişimlere tanık oluyoruz. Her devlet artık birbiriyle yarış edercesine Kürtlere, Araplara ‘yardım’ adı altında Ortadoğu’da yeni sınırlar belirleme, yeni güç dengeleri oluşturma arayışında.

Kürtler açısından acı olan şey ise, halkımızın özgür Kürdistan’da özgürce yaşama umutlarının ve taleplerinin; Batılı güçlerle petrol-ticaret-para ilişkisine dayanarak, kendi çıkarlarını halkın çıkarlarından üstün tutan bazı Kürt güçlerince sömürüye açık tutulmasıdır. Bu Kürt çevrelerinin ne kadar dürüst ve samimi olduklarını anlamak için, Rojava devrimine, Şengal’de Êzîdî Kürt kadınlarımızın ve insanlarımızın kaçırılmasına, katledilmesine, IŞİD saldırılarına karşı duruşlarına bakmak yeterli.

Güney Kürdistan’da kadını toplumsal yaşama katmaktan çok gericiliğe mahkum eden, örneğin kız çocuklarını evlendirmeyi yasa haline getirmeye çalışan bir yapılanmanın IŞİD’le savaşmasını beklemek hayal zaten. Unutmamak gerekir ki, erkek egemenliğine ve kadın köleliğine dayalı bir zihniyet, ülkesini, halkını, varlığını IŞİD ve benzeri zihniyetlere çok kolay terk eder. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Kürt kadınları olarak Rojava, Şengal ve Güney Kürdistan’da YJA Star-HPG, YPJ ve YPG ile birlikte Güney Kürdistan’da ülkesine bağlı, onurlu peşmerge ve halk milis güçlerinin direnişine de tanıklık ettik, ediyoruz.

Devrim budur. En büyük devrim, sömürgeciliğin verdiklerinden kendini kurtarmak, kendine varmak, kendin olmaktır. Kendini bilmektir. Herkes kaçarken, senin ileri gitmen, öne geçmendir. Yurt savunmasında yerini almaktır. Özgür yaşama aşkla bağlanmak ve onu savunmaktır. Faşizmden, ataerkil sistemden, kapitalizmden, her türlü sömürgecilikten hesap sormaktır.

Rojava’da, Şengal’de ve Güney Kürdistan’da direnenler Paris katliamının da, binlerce yılın kadın kırımının da hesabını sordular, soruyorlar, soracaklar. Şengal’de Kürt kadınına uzanan elleri kırdılar, kıracaklar.

Şengal’de, Rojava’da kaçırılan kadınları kurtarmak da hesap sormanın bir başka boyutu olacaktır. Hedefimiz şu olsun, ahdımız şu olsun: Bu kadınlarımız, Ortadoğu’nun tanrıça kültürünün kızlarıdır. O kadınlarımızı mutlaka özgür dağlarımıza ulaştıralım. İster toplumsal, ister sistemsel olsun, hiçbir gericiliğin insafına bırakmayalım.