Yeni doğanlar hariç, herkesin menopoza ilişkin bir sözü olmuştur muhakkak. Hatta bazıları üç-beş kelime okudu diye menopoz uzmanı kesilir. “Ben biliyorum, ateş yapıyor değil mi, ateş? Böyle yanıyorsunuz falan…” “Yaklaşma la oğlum, menopoza girmiş, parçalar seni…” Vır vır vır… Sanırsınız “menopoza giriş” kitabının yazarı.
Kimisi de hiç konuşmaz. Onlar için menopoz hakkında konuşmak ölümcül derecede ayıp, tabuların tabusu. Menopoz denildiğinde gözlerinin önüne kocaman harflerle “DANGER” geliyor. Yani “DİKKAT!!! TEHLİKE VAR!” Hııışşştt! Yasaklı bölge…” Wııışşş, ağzın burnun yamula. “Menopoza gelesiniz” diyeceğim ama buna laik değil.
Konuşmadık da ne oldu?
Şimdi bazıları diyordur, “Bunların artık ar perdesi de kalmadı. Nasıl böyle konuşurlar? Konuşmadık da ne oldu? Bir sürü salak yetişti etrafımızda. Cahil cühela ile manasız bir sürtüşmelerdeyiz. Onları da geçtim kendi bedenini, döngülerini tam tanımlayamayan, anlam veremeyen kadınlarımız var.
Bakın hiçbir kadının bir önceki regl süreciyle bir sonraki süreci aynı değildir. Bir döngü vardır. Lakin kendini tekrarlayan bir döngü yoktur. Mümkün de değil. “Tıpkı aynı suda iki kez yıkanmaz” diyalektiği gibi. Siz aynı dereye gittiğinizi sanabilirsiniz. Fakat ne akan su aynı su, ne de siz aynı insansınız. Hatta derenin kendisi, çevresi bile aynı değildir. Küçük değişimler kolay fark edilmez.
Bir regl döngüsünde dünyanız kararabilir, umutsuzluğun dibine vurursunuz. Öbüründe salak bir mutluluk yaşarsınız, suratınızda hep bir manasız gülüş vardır. Bir başkasında gamsız olursunuz. Farklı bir regl döngüsünde aşırı sorumluk duyarsınız, an gelir sizden aptalı bu dünyada bulunmaz. Duygularınız karmaşıklaşır, mutlu, hüzünlü, acı dolu saatler geçirirsiniz. Bazen acılarınız sonucu nirvanaya ulaşırsınız. Bazen de acısızdır. Ama çoğunlukla gergin, mesafeli, itici, kızgın, kırgın, öfkeli, sinirli olursunuz. Bir duygu seli vurur sizi. Ruhsal, duygusal, fiziksel bir yıkım ile oluşum anını aynı anda yaşarsınız. Bu tür zamanlarda karşı cinsle olumsuz bir karşılaşmada bulunan kadının elinden bir kaza çıkabilir. Ölümcül sonuçlar açığa çıkabilir. Bu bir olasılıksızlığı, olanaklılığa çevrime halidir. Çokbilmişin biri de çıkar; “Ne var? Yine muayyen günlerinde misin?” der. Hayır duayen günlerindeyim. Doğa ile diplomatik görüşmelerdeyim, kıdem atlıyorum…. Menopozda bu aşamalardan biridir. Duayenlikten nirvanaya bir süreç de diyebiliriz. Menopoza girişini tamamlayan bir kadın şöyle demişti: “Bu kadınlığımın zirvesi. Düşünsel, ruhsal bir göğe yükseliş, kendimi tamamlama hali…”
İş midir şimdi bu?
Peki, bizim bakış açımız ne? “Yaş yetmiş, iş bitmiş.” Kır kıçını, ecelini bekle. Kimisi de şöyle der bunun için; “falıma bakılmış, fincanım yıkanmış, unumu elemiş, eleği de duvara asmışım…” Yani şöyle diyor; “Her şey bitti, beni gömün!” Bir kadının kendine yapabileceği en büyük kötülük işte budur.
Ununu, eleğini, tasını, tarağını, sabanını, çapasını, bilgisayarını, telefonu, tabletini, saç düzelticisini, maşasını, plastik sinek raketini, oklavasını, en önemlisi tavasını toplayıp gitmek… İş midir şimdi bu?
Geçen de genç bir arkadaşım menopozun şiddetli sendromunu yaşıyordu. Ama ona geçmeden şunu söyleyeyim; menopoza girmek için illa 45-55 olmaya gerek yok. Hatta 45 yaş da menopoz için oldukça erkendir. Ama şimdilerde 30 yaşındaki kadınlarda da menopoz gelişebiliyor. Daha küçük yaşlardaki istisna menopoz durumları da var.
Yeni bir başlangıç
Evet, ne diyordum? (İsmini verip de mahcup etmeyeyim. O kendini bilir) Menopozun şiddetli sendromlarıyla mücadele eden bir arkadaşım var. Sıcak bastığında ne yapacağını bilemiyor. Üzerindekini söküp atıyor. Aşırı sıcak basması, ruhsal dalgalanma, derinin yüzeyinin yandığı hissi ve lanet olası basan ter… “Allahhh, yine geldiler. Açılınnn, mümkünse kaçınınn!” Ciddi diyorum o tür zamanlarda kaçmakta fayda var. Bakın söylemedi demeyin, bir annenizin sinirli anından, bir de menopoza girmiş arkadaşınızın krizli anından kaçının. Birinin terliği sizi asla ıskalamaz, diğerinin sözü sizi fişek gibi delip geçer. Evet, kadınlar yaratıcıdır, şefkatlidir, vicdan sahibidir. Yüreğini sevdiklerinden esirgemez. Her birinin üzerine ayrı ayrı titrer. Onun doğası da tıpkı ilk doğa gibidir. Sürekli bir senkronize halindedir. Ve onda hep bir akış vardır. Bu da onun krizli bir kimliğe sahip olmasının nedenidir. Kimi zaman anlaşılır olmak ister, kimi zaman da gözden uzak, bilinmek istemez kadın. Hatta kimse görsün istemez. Bazen krizleriyle başa çıkar, bazen başa çıkamaz, bir fırtına gibi dolanır, yıkar. Ve her şey durduğunda, o dinginleştiğinde hayat yeniden güzelleşir. İşte böyledir bir kadının menopozla mücadelesi. Bu süreç tamamlandığında o kadın da kendini tamamlamış olur. Bu yeni bir başlangıçtır. Bunu da ileri de konuşacağız. Şu an konuya sadece bir giriş yaptık. Kalın selametle… Star sizinle olsun…
